<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Bağışıklık Bozukluğu Hastalıkları yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik-bozuklugu-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik-bozuklugu-hastaliklari/</link>
	<description>Sağlık</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Aug 2011 19:10:54 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: özlem bulut</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik-bozuklugu-hastaliklari/comment-page-1/#comment-46737</link>
		<dc:creator>özlem bulut</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 May 2011 15:09:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik-bozuklugu-hastaliklari/#comment-46737</guid>
		<description>merhabalar,  benim üç  aşındaki  oğlum  geçen  yıl saç kıran oldu.   bu yıl  vücudundaki  bütün  tüyleri  döktü. (  kaş,  kirpik,  saç )  tanı  olarak  alopesi  areta.  nedeni  bilinmeyen  deği  hastalığı.  açıklamaları da  vücut  tüyleri  abancı  madde  olarak  algılayıp,  savaşıyormuş.  bunun  tedavisini  araştırıyorum.  bu  konuda  lütfen  bize  bilgi  verirmisiniz.   teşekkürler</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>merhabalar,  benim üç  aşındaki  oğlum  geçen  yıl saç kıran oldu.   bu yıl  vücudundaki  bütün  tüyleri  döktü. (  kaş,  kirpik,  saç )  tanı  olarak  alopesi  areta.  nedeni  bilinmeyen  deği  hastalığı.  açıklamaları da  vücut  tüyleri  abancı  madde  olarak  algılayıp,  savaşıyormuş.  bunun  tedavisini  araştırıyorum.  bu  konuda  lütfen  bize  bilgi  verirmisiniz.   teşekkürler</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Dr.F. Efser GÖKÇEN</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik-bozuklugu-hastaliklari/comment-page-1/#comment-34192</link>
		<dc:creator>Dr.F. Efser GÖKÇEN</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2010 09:46:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik-bozuklugu-hastaliklari/#comment-34192</guid>
		<description>OTOİMMÜN HASTALIKLAR
 

             Otoimmün hastalıklar , tıbbın baş belası hastalıkları olarak bilinir. Bu hastalıkların şimdiye kadar neden ve niçin olduğunu bilen yoktur. Hani tıp ve teknoloji çok gelişmiş idi? İnsanlar her şeyi daha iyi ve güzel yaşıyordu. Ne oldu da ,  çok basit birkaç hastalığın mantığını bile anlamaktan aciz kaldılar. Hani çok meşhur tıp bilim adamları?

            Bazı okurlardan , yaptığınız çalışmalar hobi mi diye sorular alıyorum. Bu soruların filim adamına sorulması yerinde olabilir. Ancak tıp doktoruna , tıp eğitimi almamış kişinin sorması biraz tuhaftır. Tabi ki bunları anlatmamdaki sebep tıp eğitiminini  , bir tıp doktoru olarak sorgulamaktır. Buna da hakkım olduğunu düşünüyorum.

 

             Bugünkü konumuz otoimmüm hastalıklar ve bunun içinde özellikle,   MS (Multiple skleroz) diye bilinen nörolojik sistemi ilgilendiren hastalıktır. Ancak  hangi nörolojik sistemi tuttuğu belli olmayan  belirtiler kümesi olarak kendini gösterir. Beyinde sklerozan plak denilen ufak ileti hatası veren boncuk veya ufak para şeklinde lezyonlar oluşur. Bu lezyonların oluş şeklini şu ana kadar çözen olmamıştır.  Derler ki immün sistemin şavaşçıları  tarafından  o bölge yabancı olarak algılanır ve şavaş açılır. Gelen şavaşçılar o bölgeyi tahrip ederler.

 

             Bu konu böyle değildir. MS için herhangi bir sebeple (daha önceki yazılarımızda elektromanyetik akı ve statik alanın yapabildiği tahribatları anlatmıştık) sinir düğümcükleri  yanarsa , o  bölge ölü doku haline geçer. Vücut  sistemi , dışarıdan verilen yabancı  dokuyu , ölü dokuyu atmak için sistem geliştirmiştir. Ölü doku,  canlının boşluklarına açılan organlarında ise , bu dokular yabancı doku   reaksiyonu oluşturmadan  canlıdan uzaklaştırılır. Bu uzaklaştırma , ya deriden , ya GİS denilen mide bağırsak sisteminden , ya üriner sistem denilen böbrek sisteminden , genital sistemden olabilir. Fakat dışarı ile direkt olarak ilişkisi olmayan organlarda ölü dokuyu atmak için , bağışıklık sistemi bir takım faaliyetler içine girer. İşte otoimmün denilen hastalıklar bu noktada başlar. Eğer olaya,  bu şekilde bakmazsanız hastalara fayda yerine zarar verirsiniz. Ne demek istediğimi şöyle açıklamak gerekirse ; immün sistemi ilgilendiren hastalıkların tedavi  mantığında , immünosüpresif denilen immun sistemi baskılayıcı ilaçlar ön plana çıkar. Bu ilaçlar bağışıklığı baskılamak usulü ile tedavi etmeye çalışırlar.  Tamamen  yanlıştır. Hastaya fayda yerine zarar verir. Hastanın,  hastalıklara direnci düşer ve hastalıklara davetiye  çıkarılmış olur. Peki  , tıpta bir kural vardı. İlk önce hastaya zarar verilmeyecekti k , ne  oldu da  hastaya zarar verilir oldu. Çok bilinen kural organ nakli yapılan hastaya , organı atmaması için immün sistemi baskılayıcı ilaçlar verilir. Mantığı  yukarıda anlatılan konudur. Aslında , bu tip vakalarda , doku frekans ayarlaması ile böyle bir tedaviye ihtiyaç kalmayabilir. Bu konuda ,  çalışma yapmak gerekir. Çalışma yapılacaksa doku frekans hafızası konusunda , olmalıdır.

                Bu konunun daha iyi anlaşılması için; örümceğin hem evi  , hem tuzağı olan ağının içindeki yapıdan söz etmek istiyorum. Örümcek genelde kuytu ve karanlık yerlerde ağını örüp oraya gelen haşaratı ve böcekleri ağına düşürdükten sonra , onun içindeki sıvı kendi işine yarayan kısımları emdikten sonra bırakır. Bu arada kendi beslenmesini yapar. Birkaç böcekten sonra , yuvasını terk ederek  yeni temiz bir yuvada , yeni avlar peşine düşer. Bir şekilde örümceğin yuvasından arda kalanlar , başka hayvanlarca temizlenir. Eğer  temizleyici kuşlar ve hayvanlar yoksa o kalıntı yıllarca orada kalır. İnsan vücudunda da  ölü dokular bir şekilde temizlenemiyorsa , orada olumsuz görüntü ve fonksiyonsuz bir bölge haline gelir.

                Bu hastalıkların tedavisinin ,  bozulan fonksiyonun  düzeltilmesi için , kablosuz enerji transferi metodu ile iletinin devamlılığı sağlanmalıdır. İletinin , bir kopuk kabloyu geçebilmesi için mutlaka başında ve sonunda frekansın birbirine eşitlenmesi  gerekir. Bildiğimiz kadarıyla Japonlar ,  kablosuz enerji transferi konusunda bayağı ileri yollar almışlardır. Bu çalışma felçler,  MS ve diğer nörolojik hastalıkların  tedavisinde kullanılacak yollardır. 

                Otoimmün hastalıklar sadece MS ile kalmaz romatoid artrit  hastalığında,  benzeri mekanizma ile oluşur. Herhangi sebeple,  tahrip olmuş kıkırdak dokuya karşı üretilen antikorların faaliyeti neticesi  hastalık gelişir.  Koruyucu  hekimlik hastalıkların oluşmasında bu nedenle çok önemlidir. Canlıdaki statik elektrik birikimi ve uygun olmayan yerlerde aşırı akım yüklenmesi  neticesi  , doku tahribatı olmaktadır. Bu hastalıklar ile şavaşma da asıl yapılması gerekli olan hasta olmadan önlemini almaktır. Ölü doku oluştuktan sonra , dokunun temizlenmesi için canlı gerekli savunma düzeneklerine girer.

 

             Otoimmün hastalıkları başlatan doku tahribi nasıl olmaktadır?  Herhangi bir sebeple hücresel faaliyetin üstüne gereğinden fazla yük yüklerseniz sistem çöker. Yani hücresel  tahribat  oluşur. MS için genelde iletişim sağlamak ile görevli nöron hücrelerinin bir noktada düğüm yapması gerekir. İletişim için insanların toplantı salonları yapması gibi yerlerdir. Bu bölgeler aşırı sıcaklık ve voltaj yüzünden yandığı zaman , o bölgenin temizlenmesi gerekir. Temizleme görevi immün sistem denilen vücudun çöpçülerine aittir. İlk önce ön temizlikçiler gelip kaba temizlik yapmaya çalışırlar. Bu kaba temizlikten sonra ince temizlik için başka  temizlikçiler gelip ince temizlik yaparlar. Ancak kapalı organlarda yapılan temizlik paketleme ve bir yere hapis etme mantığı ile olduğundan MS gibi lezyonlar ortaya çıkar. Bu lezyon sayısı ve yerleri itibariyle ne vücut ne de cerrahi olarak temizlenebilir. O bölge çalışmayan ve iletiyi bozan bölge olarak devam eder. Hastalar  sağlıklarını kayıp edince doktora başvurup immünosüpresif tedavi alıp arkasından paralarını kayıp ederler.  Bu durum mu  etik ve bilimsel?  İnsanlara soruyorum ; anlatılan durumun ölü soyuculuğundan farkı ne. İşte insanlara sevgi ve muhabbet ile bakmasını öğretmezseniz,  ilim ortadan kalkar. Burada gerici fen yobazlarına söylenecek söz başlar.  İLMİN ASLI SEVGİDİR, ODA DİN İLE ÖĞRENİLİR.

 

               Saygılarımla.

 

 

 

DR. F. EFSER GÖKÇEN (Psikiyatri Uzmanı )</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>OTOİMMÜN HASTALIKLAR</p>
<p>             Otoimmün hastalıklar , tıbbın baş belası hastalıkları olarak bilinir. Bu hastalıkların şimdiye kadar neden ve niçin olduğunu bilen yoktur. Hani tıp ve teknoloji çok gelişmiş idi? İnsanlar her şeyi daha iyi ve güzel yaşıyordu. Ne oldu da ,  çok basit birkaç hastalığın mantığını bile anlamaktan aciz kaldılar. Hani çok meşhur tıp bilim adamları?</p>
<p>            Bazı okurlardan , yaptığınız çalışmalar hobi mi diye sorular alıyorum. Bu soruların filim adamına sorulması yerinde olabilir. Ancak tıp doktoruna , tıp eğitimi almamış kişinin sorması biraz tuhaftır. Tabi ki bunları anlatmamdaki sebep tıp eğitiminini  , bir tıp doktoru olarak sorgulamaktır. Buna da hakkım olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>             Bugünkü konumuz otoimmüm hastalıklar ve bunun içinde özellikle,   MS (Multiple skleroz) diye bilinen nörolojik sistemi ilgilendiren hastalıktır. Ancak  hangi nörolojik sistemi tuttuğu belli olmayan  belirtiler kümesi olarak kendini gösterir. Beyinde sklerozan plak denilen ufak ileti hatası veren boncuk veya ufak para şeklinde lezyonlar oluşur. Bu lezyonların oluş şeklini şu ana kadar çözen olmamıştır.  Derler ki immün sistemin şavaşçıları  tarafından  o bölge yabancı olarak algılanır ve şavaş açılır. Gelen şavaşçılar o bölgeyi tahrip ederler.</p>
<p>             Bu konu böyle değildir. MS için herhangi bir sebeple (daha önceki yazılarımızda elektromanyetik akı ve statik alanın yapabildiği tahribatları anlatmıştık) sinir düğümcükleri  yanarsa , o  bölge ölü doku haline geçer. Vücut  sistemi , dışarıdan verilen yabancı  dokuyu , ölü dokuyu atmak için sistem geliştirmiştir. Ölü doku,  canlının boşluklarına açılan organlarında ise , bu dokular yabancı doku   reaksiyonu oluşturmadan  canlıdan uzaklaştırılır. Bu uzaklaştırma , ya deriden , ya GİS denilen mide bağırsak sisteminden , ya üriner sistem denilen böbrek sisteminden , genital sistemden olabilir. Fakat dışarı ile direkt olarak ilişkisi olmayan organlarda ölü dokuyu atmak için , bağışıklık sistemi bir takım faaliyetler içine girer. İşte otoimmün denilen hastalıklar bu noktada başlar. Eğer olaya,  bu şekilde bakmazsanız hastalara fayda yerine zarar verirsiniz. Ne demek istediğimi şöyle açıklamak gerekirse ; immün sistemi ilgilendiren hastalıkların tedavi  mantığında , immünosüpresif denilen immun sistemi baskılayıcı ilaçlar ön plana çıkar. Bu ilaçlar bağışıklığı baskılamak usulü ile tedavi etmeye çalışırlar.  Tamamen  yanlıştır. Hastaya fayda yerine zarar verir. Hastanın,  hastalıklara direnci düşer ve hastalıklara davetiye  çıkarılmış olur. Peki  , tıpta bir kural vardı. İlk önce hastaya zarar verilmeyecekti k , ne  oldu da  hastaya zarar verilir oldu. Çok bilinen kural organ nakli yapılan hastaya , organı atmaması için immün sistemi baskılayıcı ilaçlar verilir. Mantığı  yukarıda anlatılan konudur. Aslında , bu tip vakalarda , doku frekans ayarlaması ile böyle bir tedaviye ihtiyaç kalmayabilir. Bu konuda ,  çalışma yapmak gerekir. Çalışma yapılacaksa doku frekans hafızası konusunda , olmalıdır.</p>
<p>                Bu konunun daha iyi anlaşılması için; örümceğin hem evi  , hem tuzağı olan ağının içindeki yapıdan söz etmek istiyorum. Örümcek genelde kuytu ve karanlık yerlerde ağını örüp oraya gelen haşaratı ve böcekleri ağına düşürdükten sonra , onun içindeki sıvı kendi işine yarayan kısımları emdikten sonra bırakır. Bu arada kendi beslenmesini yapar. Birkaç böcekten sonra , yuvasını terk ederek  yeni temiz bir yuvada , yeni avlar peşine düşer. Bir şekilde örümceğin yuvasından arda kalanlar , başka hayvanlarca temizlenir. Eğer  temizleyici kuşlar ve hayvanlar yoksa o kalıntı yıllarca orada kalır. İnsan vücudunda da  ölü dokular bir şekilde temizlenemiyorsa , orada olumsuz görüntü ve fonksiyonsuz bir bölge haline gelir.</p>
<p>                Bu hastalıkların tedavisinin ,  bozulan fonksiyonun  düzeltilmesi için , kablosuz enerji transferi metodu ile iletinin devamlılığı sağlanmalıdır. İletinin , bir kopuk kabloyu geçebilmesi için mutlaka başında ve sonunda frekansın birbirine eşitlenmesi  gerekir. Bildiğimiz kadarıyla Japonlar ,  kablosuz enerji transferi konusunda bayağı ileri yollar almışlardır. Bu çalışma felçler,  MS ve diğer nörolojik hastalıkların  tedavisinde kullanılacak yollardır. </p>
<p>                Otoimmün hastalıklar sadece MS ile kalmaz romatoid artrit  hastalığında,  benzeri mekanizma ile oluşur. Herhangi sebeple,  tahrip olmuş kıkırdak dokuya karşı üretilen antikorların faaliyeti neticesi  hastalık gelişir.  Koruyucu  hekimlik hastalıkların oluşmasında bu nedenle çok önemlidir. Canlıdaki statik elektrik birikimi ve uygun olmayan yerlerde aşırı akım yüklenmesi  neticesi  , doku tahribatı olmaktadır. Bu hastalıklar ile şavaşma da asıl yapılması gerekli olan hasta olmadan önlemini almaktır. Ölü doku oluştuktan sonra , dokunun temizlenmesi için canlı gerekli savunma düzeneklerine girer.</p>
<p>             Otoimmün hastalıkları başlatan doku tahribi nasıl olmaktadır?  Herhangi bir sebeple hücresel faaliyetin üstüne gereğinden fazla yük yüklerseniz sistem çöker. Yani hücresel  tahribat  oluşur. MS için genelde iletişim sağlamak ile görevli nöron hücrelerinin bir noktada düğüm yapması gerekir. İletişim için insanların toplantı salonları yapması gibi yerlerdir. Bu bölgeler aşırı sıcaklık ve voltaj yüzünden yandığı zaman , o bölgenin temizlenmesi gerekir. Temizleme görevi immün sistem denilen vücudun çöpçülerine aittir. İlk önce ön temizlikçiler gelip kaba temizlik yapmaya çalışırlar. Bu kaba temizlikten sonra ince temizlik için başka  temizlikçiler gelip ince temizlik yaparlar. Ancak kapalı organlarda yapılan temizlik paketleme ve bir yere hapis etme mantığı ile olduğundan MS gibi lezyonlar ortaya çıkar. Bu lezyon sayısı ve yerleri itibariyle ne vücut ne de cerrahi olarak temizlenebilir. O bölge çalışmayan ve iletiyi bozan bölge olarak devam eder. Hastalar  sağlıklarını kayıp edince doktora başvurup immünosüpresif tedavi alıp arkasından paralarını kayıp ederler.  Bu durum mu  etik ve bilimsel?  İnsanlara soruyorum ; anlatılan durumun ölü soyuculuğundan farkı ne. İşte insanlara sevgi ve muhabbet ile bakmasını öğretmezseniz,  ilim ortadan kalkar. Burada gerici fen yobazlarına söylenecek söz başlar.  İLMİN ASLI SEVGİDİR, ODA DİN İLE ÖĞRENİLİR.</p>
<p>               Saygılarımla.</p>
<p>DR. F. EFSER GÖKÇEN (Psikiyatri Uzmanı )</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: FATİME AKKOYUN</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik-bozuklugu-hastaliklari/comment-page-1/#comment-13724</link>
		<dc:creator>FATİME AKKOYUN</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 08:03:40 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik-bozuklugu-hastaliklari/#comment-13724</guid>
		<description>2005 yılından beri livedoid vaskulit hastasıyım 2007 de tani kondu ve o güne kadar psikolojik olduğu söylenerek bi sürü değişik ilaç kullandım biopsi yapıldıktan sonra 6 ay deposilin iğnesi oldum. şimdi ise 100 mg. asprin günde bir tane ve 400 mg. trental günde 3 tane kullanıyorum. merak ettiğim şu ben bu ilaçları ne zamana kadar kullanacam, hastalığımın iyileşmesi durumu söz konusu mu, ve ilaçlar dışında kendi yapabileceğim herhangi birşey var mı?yediklerime dikkat etmek gibi... cevabınızı bekliyorum şimdiden teşekkür ederim</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>2005 yılından beri livedoid vaskulit hastasıyım 2007 de tani kondu ve o güne kadar psikolojik olduğu söylenerek bi sürü değişik ilaç kullandım biopsi yapıldıktan sonra 6 ay deposilin iğnesi oldum. şimdi ise 100 mg. asprin günde bir tane ve 400 mg. trental günde 3 tane kullanıyorum. merak ettiğim şu ben bu ilaçları ne zamana kadar kullanacam, hastalığımın iyileşmesi durumu söz konusu mu, ve ilaçlar dışında kendi yapabileceğim herhangi birşey var mı?yediklerime dikkat etmek gibi&#8230; cevabınızı bekliyorum şimdiden teşekkür ederim</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

