<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tedavisi, belirtileri, Hakkında Bilgi, Nedir &#187; Sağlık Sözlüğü</title>
	<atom:link href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/saglik-sozlugu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com</link>
	<description>Sağlık</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Dec 2011 19:51:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Fizik Tedavi Doktoru Beşiktaş</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/fizik-tedavi-doktoru-besiktas/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/fizik-tedavi-doktoru-besiktas/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2011 09:20:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[beşiktaş fizik tedavi doktorları]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul fizik tedavi merkezler doktorları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=7786</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Beşiktaş semtinde fizik tedavi doktorları arıyorsanız, sizler için Beşiktaş da bulunan bazı fizik tedavi merkezlerinin iletişim bilgilerini hazırladık. Bel ağrısı, boyun ağrısı, kireçlenmeler, ortopedik sorunlar, sinir sıkışmaları, spor sakatlanmaları, kas spazmları, bel ve boyun fıtıkları gibi sorunlarınız varsa, sizlere sunduğumuz fizik tedavi doktorlarının adresleri ve telefon numaraları faydalı olacaktır. Bu sayfada iletişim bilgilerinin yer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Beşiktaş semtinde fizik tedavi doktorları arıyorsanız, sizler için Beşiktaş da bulunan bazı fizik tedavi merkezlerinin iletişim bilgilerini hazırladık.<br />
Bel ağrısı, boyun ağrısı, kireçlenmeler, ortopedik sorunlar, sinir sıkışmaları, spor sakatlanmaları, kas spazmları, bel ve boyun fıtıkları gibi sorunlarınız varsa, sizlere sunduğumuz fizik tedavi doktorlarının adresleri ve telefon numaraları faydalı olacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu sayfada iletişim bilgilerinin yer almasını isteyen doktor, klinik, hastane ve tıp merkezleri edebiyat01@hotmail.com veya 0546 235 48 16 nolu telefondan iletişime geçebilirler.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2011/06/fizik-tedavi1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7787" title="fizik tedavi" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2011/06/fizik-tedavi1.jpg" alt="fizik tedavi" width="233" height="228" /></a></strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Fizicom Ltd. Şti.</span></strong></p>
<p>Nispetiye C. N:40 Dağlı İş Mrk. D:6<br />
Beşiktaş / Levent Telefon:212 2839334</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Fizikon Fizik Tedavi Ve Sağlık Hizmetleri</span></strong></p>
<p>Nispetiye Caddesi Dağlı İş Merkezi No. 40 /6 Levent<br />
Beşiktaş / Levent Telefon:212 2839335</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Fizyoplus Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Merkezi</span></strong></p>
<p>adnan saygun cad. no: 21/ ulus istanbul<br />
Beşiktaş / Ulus Adres Tarifi:etiler akmerkezden ulusa 300 mt uzaklıkta dominos pizza karşısı garantibank üstündeTelefon:212 2878686</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/fizik-tedavi-doktoru-besiktas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eritrosid (alyuvarlar)</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/eritrosid-alyuvarlar/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/eritrosid-alyuvarlar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2010 23:19:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-E]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=7213</guid>
		<description><![CDATA[Alyuvarlarımız kan hücrelerinin % 90’ ını oluşturmaktadırlar. Yetişkinlerin kanında hemen, hemen 30 trilyon eritrosit bulunmaktadır. Kadınlarda ve erkeklerde sayıları farklılık göstermektedirler. Eritrositler 7.2 mikron çapındadır ve ortalarında tavlanın pullarındaki gibi ortaları çukur olan kürelerdir. Özelliklerinin biriside hücre çekirdeklerinin bulunmamasıdır. Kana kırmızı rengi veren, eritrosidlerin taşıdığı be de “hemoglabin” isimli demirli protein sayesindedir. Oksijenle, karbondioksit hemoglobine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alyuvarlarımız kan hücrelerinin % 90’ ını oluşturmaktadırlar. Yetişkinlerin kanında hemen, hemen 30 trilyon eritrosit bulunmaktadır. Kadınlarda ve erkeklerde sayıları farklılık göstermektedirler. Eritrositler 7.2 mikron çapındadır ve ortalarında tavlanın pullarındaki gibi ortaları çukur olan kürelerdir. Özelliklerinin biriside hücre çekirdeklerinin bulunmamasıdır. Kana kırmızı rengi veren, eritrosidlerin taşıdığı be de “hemoglabin” isimli demirli protein sayesindedir.</p>
<p><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2010/12/Eritrosid.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7215" title="Eritrosid" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2010/12/Eritrosid-300x198.jpg" alt="" width="257" height="169" /></a></p>
<p>Oksijenle, karbondioksit hemoglobine bağlı taşır eritrosidler, eğer hemoglobin olmaz ise taşıyamazlar.<br />
Akciğerlere ulaşan kanın 100 ml. Si soluduğumuz havada bulunan oksijenle 21. ml. sinide eritrositler ile hemoglobin vasıtasıyla kendilerine bağlarlar.Hemoglobin kanın 100ml.sinde bayanlarda 12-16 gr., baylarda ise 14-18 gr. Olarak bulunmaktadır. Değerler 5 gr. Seviyesine iner ise, kişiler sıkça fakat yüzeysel nefes alırlar. Bu durumlarda anemi deyimini kullanırız. Eğer ki 3 gr. düşer ise sonuç ölüm olabilir. Bunun sebebi ise vücudumuzun, bununla birlikte hücrelerin de oksijensiz kalmasıdır. Vücudumuzdaki belli dokuların oksijensiz kalmalarından meydana çıkan olaya “anoksi”, normalin altında oksijenin dokularımıza ulaşmasından olan duruma da “hipoksi” denilir.</p>
<p>﻿</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/eritrosid-alyuvarlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Epinefrin (Adrenalin)</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/epinefrin-adrenalin/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/epinefrin-adrenalin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2010 22:05:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-E]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=7202</guid>
		<description><![CDATA[Epinefrin, böbreküstü bezinin iç kısmında öz bölgede salgılanmakta olan bir hormondur. Hormonun doğadaki vazifesi, organizmanın hemen harekete geçmesi için hazırlamak. Etkiyi nabız atışı, kanımızın iç organlarımızda ve de derimizde kaslarımıza sevk edilmesinde, karaciğerimizdeki glikojenin glikoza değişmesinde ve de bu sayede acilen enerjinin sağlanabilmesi şekliyle göstermektedir. Heyecanlanınca ve de korkunca epinefrin salgısı artmaktadır. Damarları genişletir. Epinefrin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong>Epinefrin, böbreküstü bezinin iç kısmında öz bölgede salgılanmakta olan bir hormondur.</p>
<p>Hormonun doğadaki vazifesi, organizmanın hemen harekete geçmesi için hazırlamak. Etkiyi nabız atışı, kanımızın iç organlarımızda ve de derimizde kaslarımıza sevk edilmesinde, karaciğerimizdeki glikojenin glikoza değişmesinde ve de bu sayede acilen enerjinin sağlanabilmesi şekliyle göstermektedir. Heyecanlanınca ve de korkunca epinefrin salgısı artmaktadır. Damarları genişletir.</p>
<p><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2010/12/adrenalin.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7203" title="adrenalin" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2010/12/adrenalin-300x226.jpg" alt="" width="222" height="168" /></a><br />
<strong>Epinefrin</strong> <strong>salgılanması sırasında vücutta görülen değişimler</strong></p>
<ul>
<li>Damarlarımın genişlemektedir</li>
<li>Kan basıncımız yükselmektedir</li>
<li>Kalbimizin atışları artmaktadır</li>
<li>Göz bebeklerimiz büyür</li>
<li>Kan şekerimiz yükselir</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/epinefrin-adrenalin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk Algınlığı ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/soguk-alginligi-ve-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/soguk-alginligi-ve-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 18:32:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-S]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Okunanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Seçtiklerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/soguk-alginligi-ve-tedavisi/</guid>
		<description><![CDATA[Soğuk alma, üşütme sonucu üst solunum yollarında, nezle, boğaz ağrısı, kırıklık ve ürpermeyi izleyen ateş yükselmesi gibi belirtilerle herkeste ve sık görülen bir has­talıktır. Halk arasında yanlış olarak grip diye isimlendirilen soğuk algınlığı, basit ve 2-3 günde iyileşen bir hastalıktır. Bu has­talığı oluşturan 200 kadar çeşitli virüs var­dır. Bahar aylarında ufak salgınlara bile neden olabilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk alma, üşütme sonucu üst solunum yollarında, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/nezle/">nezle</a>, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bogaz-agrisi/">boğaz ağrısı</a>, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/kiriklik/">kırıklık</a> ve ürpermeyi izleyen ateş yükselmesi gibi belirtilerle herkeste ve sık görülen bir has­talıktır. Halk arasında yanlış olarak <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/grip/">grip</a> diye isimlendirilen <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/soguk-alginligi-ve-tedavisi/">soğuk algınlığı</a>, basit ve 2-3 günde iyileşen bir hastalıktır.</p>
<p>Bu has­talığı oluşturan 200 kadar çeşitli virüs var­dır. Bahar aylarında ufak salgınlara bile neden olabilir. Bu zamanlarda kalabalık­lardan sakınmalıdır. Koruyucu olarak aşı yapılabilir, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/c-vitamini">C vitamini </a>alınabilir. Aşı olarak influenza virüsüne karşı hazırlanmış bivalan aşılar bulunmaktadır. Viral enfeksiyon­lara karşı direnç sağlamak için vücudun meydana getirdiği ve interferon adı veri­len <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/proteinler-hakkinda-bilgiler/">proteinler</a> henüz tedavi alanına girme­miştir.</p>
<p>Antibiotikler virüslere karşı etkili olmadığından soğuk algınlığında kullanmak doğ­ru değildir. Burun <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/akinti/">akıntı</a>sı fazla olanlarda antihistaminikli burun damlaları (Triaminic) ve drajeler, ateş ve öksürüğe karşı aminopirin, fenasetin, kodein (Coryban-D, Cor-sal, llvico) kafein ve antihistaminikli ilaç­lar alınmalı ve istirahat etmelidir.</p>
<p><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2008/05/soguk-alginligi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6803" title="soguk-alginligi" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2008/05/soguk-alginligi.jpg" alt="" width="345" height="197" /></a>Soğuk algınlığı, üst solunum yollarında virüs türü <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/mikroplar/">mikroplar</a>ın neden olduğu bulaşıcı bir enfeksiyondur. 200&#8242;den fazla virüsün, soğuk algınlığına neden olduğu bilinmektedir. Bu virüsler el teması ile, hapşırma ile ya da öpücük ile insandan insana geçebilir.</p>
<p>Soğuk algınlığının ilk belirtileri burun akıntısı ve hapşırıktır. Başlangıçta su gibi olan burun akıntısı, bir süre sonra sarı-yeşil renkli, koyu bir kıvam alır. Çocuklarda boğaz ağrısı, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/oksuruk-ve-oksuruk-ilaclari/">öksürük</a>, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bas-agrisi/">baş ağrısı</a>, ateş, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/halsizlik/">halsizlik</a>, kas ağrıları ve iştahsızlık da görülebilir. Soğuk algınlığı geçiren bir bebeğin ya da çocuğun ateşi 39 dereceye kadar çıkabilir. Soğuk algınlığının kuluçka devresi 1-3 gündür. Bazı vakalarda, soğuk algınlığı 3-10 gün devam edebilir.</p>
<p>Modern tıp <a title="bilim ve teknoloji" href="http://www.bilimveteknoloji.info">bilim</a>inde, antihistamin türü ilaçlar, üst solunum yollarını rahatlatan ilaçlar, öksürük şurubu, istirahat ve bol sıvı tüketimi önerilmektedir. Aspirin sadece çok ağır soğuk algınlığı vakalarında tavsiye edilmektedir. Hafif soğuk algınlığı vakalarında aspirin kullanılmamaktadır çünkü aspirin viral durumu daha çok alevlendirir ve hastalığı daha bulaşıcı bir hale getirir. Aşı etkili bir çözüm değildir çünkü gün geçtikçe (daha fazla) sayıda yeni virüsler ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Yapılan bir çalışma, interferonun (virüs saldırısına uğrayan hayvan hücreleri tarafından üretilen, enfeksiyonlarla mücadele eden bir enzim çeşidinin üretimi için <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com ">sağlık</a>lı <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/hucre/">hücre</a>leri uyaran hücreler arası sıvıya ya da kana karışan bir tür protein) soğuk algınlığının yayılmasını önlediğini ve tehlikeli vakaları hafiflettiğim göstermiştir. 1998 yılında deneme aşamasına geçen &#8220;R61837&#8243; adlı bir ilacın, özellikle de burnu etkileyen virüslere maruz kalan insanların, soğuk algınlığına yakalanmasını önlediği belirtilmiştir.</p>
<p>Küçük çocuklar (<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik/">bağışıklık</a> sistemlerinin tam olarak gelişmiş olmaması nedeniyle) büyüklerden daha fazla soğuk algınlığı ve grip riskine maruz kalmaktadır. Çocuğunuz karşılaştığı her hasta insandan soğuk algınlığı virüsü kaparsa, hiç şaşırmayın. Burun akıntısı, baş ağrısı ve (bazen) öksürük soğuk algınlığının en belirgin belirtileridir. Hafif ateş ile birlikte genel bir vücut yorgunluğu da hissedilebilir.</p>
<p><strong>Soğuk Algınlığı için önerilen modern tıp tedavileri:</strong></p>
<p>Doktorunuz &#8220;asetaminofen&#8221; türü ilaçlar kullanarak çocuğunuzun ateşini düşürebilir. Soğuk algınlığı esnasında enfeksiyon vakası yaşanırsa <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/antibiyotik-kullaniminda-hatalar-uyulmasi-gereken-kurallar/">antibiyotik</a> kullanımına başlanır.</p>
<p><strong>Doğal sağlık tedavileri:</strong></p>
<p>• Soğuk algınlığı sürekli nüksediyorsa, uzun vadeli olarak uygulanması gereken bir homeopatik tedavi programına başlayabilirsiniz. Kısa vadeli olarak alınabilecek bazı önlemler şöyledir:<br />
• Çocuğunuz dışarı çıktıktan hemen sonra soğuk algınlığı belirtilerini yaşamaya başladıysa, soğuk algınlığının ilk günlerinde bıldırcın otu kuMulabilir.<br />
• Yüksek ateş ve aşırı susuzluk durumunda güzelavrat otu kullanılabilir.<br />
• Burun ve geniz akıntısına neden olan soğuk algınlığı vakaları için özel bir homeopati maddesi olan &#8220;Nat. Mur.&#8221;u kullanabilirsiniz.<br />
• Balgama neden olan soğuk algınlığı vakaları için &#8220;Kali. Mur.&#8221; adlı homeopatik madde kullanılabilir.<br />
• Ateşe neden olan soğuk algınlığı vakaları için &#8220;Ferr. Phos.&#8221; adlı maddenin kullanımı uygundur.<br />
• Sürekli nükseden ve akıntıya neden olan soğuk algınlığı vakaları için &#8220;arsenik&#8221; maddesi tercih edilebilir.<br />
• Kalın ve sarı renkli akıntılar için kullanılan rüzgârgülü bitkisi soğuk algınlığı nedeniyle huzursuzluk yaşayan çocuklar için de kullanılabilir.<br />
• <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kulak-agrilari-ve-kulak-enfeksiyonlari/">Kulak ağrısı </a>çeken, boyundaki lenf bölgesi şişen çocuklar için özel bir homeopati maddesi olan &#8220;Merkür&#8221; kullanılabilir.<br />
• Bach çiçek esansları ile hazırlanan özel kremleri çocuğunuzun göğüs bölgesine sürün ve bu bölgeye masaj yapın.<br />
• Zeytin çiçeği esansı yorgunluğa iyi gelir.<br />
• &#8220;Altın mühür&#8221; adı ile bilinen bitki ve andız otu kronik soğuk algınlığına iyi gelir, akciğerler ve üst solunum yolunda bulunan mukusu temizler.<br />
• Yoncadan elde edilen bitki çayı içildiğinde vücuttaki balgam temizlenir. Nane solunum yollarını açar, ateşi düşürür.<br />
• Papatya çocuğunuzu rahatlatır ve iyi uyumasını sağlar. Papatyanın antiseptik bir özelliği vardır, vücudu enfeksiyonlardan korur, ateşi düşürür.<br />
• Ekinezya gibi şifalı bitkiler bağışıklık sistemini güçlendirir. Soğuk algınlığı süresince kullanılan ekinezya hastalığın sonrasında da kullanılırsa, enfeksiyonun nüksetmesini önler, vücudun direnç kazanmasını sağlar.<br />
• Bir leğene kaynar su doldurun ve suya tarçın yağı ilave edin. Çocuğunuzun bu leğene doğru eğilmesini sağlayın ve başının üzerine bir havlu örtün. Havluyu çadır haline getirerek, çocuğunuzun baş kısmını tamamen örtmesini sağlayın. Çocuğunuzun buharlaşan havayı 4-5 dakika içine çekmesini sağlayın. Çocuğunuz bu işlemi sürdüremeyecek kadar küçükse, tarçını banyo lavabosuna koyun ve üstüne kaynar su dökün. Banyo kapısını sıkıca kapatın ve çocuğunuzun içeride buharlaşan havayı teneffüs etmesini sağlayın.<br />
• Çocuğunuzun banyo suyuna birkaç damla lavanta yağı ya da çay ağacı yağı ilave edin. Solunum yollarının açıldığını göreceksiniz.<br />
• Siyah Frenk üzümü çayı <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/balgami-sokturmek-icin-sifali-bitkiler/">balgam söktürür</a>, enfeksiyonları tedavi eder.<br />
• Kanın temizlenmesi ve balgamın giderilmesi için taze <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/sarmisak/">sarımsak</a> ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/sogan/">soğan</a> tüketin. Sarımsak doğal bir antibiyotiktir, bağışıklık sistemini kamçılar.</p>
<p><strong>Faydalı terapiler</strong>Homeopati, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/akupunktur/">akupunktur</a>, geleneksel Çin terapileri, refleksoioji, ^esin terapileri, herbalizm.</p>
<p><strong>Evde yapabilecekleriniz:</strong></p>
<p>Soğuk algınlığı sonrasında, çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlendirecek önlemler alın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/soguk-alginligi-ve-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğle yemeği</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/ogle-yemegi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/ogle-yemegi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 11:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenankasim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=6453</guid>
		<description><![CDATA[Öğle yemeğini okuldaki kafeteryada yiyen çocukların aileleri, çocuklarının ne yiyip içtiğini göremedikleri için büyük bir kaygı yaşamaktadır. Sizin de çocuğunuz öğle ye­meklerini okul yemekhanesinde yiyorsa, endişelenmeyin. Yapılan bir araştırma ço­cukların öğle vaktinde besin değeri yüksek olan gıdalarla beslendiğini göstermiştir. Amerika, İngiltere ve Kanada&#8217;da yer alan okulların kafeteryaları son yıllarda büyük bir değişime uğramıştır. Birçok okul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğle yemeğini okuldaki kafeteryada yiyen çocukların aileleri, çocuklarının ne yiyip içtiğini göremedikleri için büyük bir kaygı yaşamaktadır. Sizin de çocuğunuz öğle ye­meklerini okul yemekhanesinde yiyorsa, endişelenmeyin. Yapılan bir araştırma ço­cukların öğle vaktinde besin değeri yüksek olan gıdalarla beslendiğini göstermiştir.<br />
Amerika, İngiltere ve Kanada&#8217;da yer alan okulların kafeteryaları son yıllarda büyük bir değişime uğramıştır. Birçok okul rnenülerini hükümetin önerdiği bes­lenme tarzına göre hazırlamaktadır. Okullarda taze meyve ve sebzelerle bol tahıllı gıdaların bulunması gerektiğim artık herkes bilmektedir. Çocuğunuzun gittiği okulda bu tür gıdalar bulunmuyorsa, nedenini mutlaka araştırın.<br />
Birçok çocuk okulda, evde olduğundan daha fazla ve istekli beslenmektedir. Arkadaşları ile birlikte yemek yiyen bir çocuk beslenme konusunda sorun çıkar­maz. Arkadaşını daha önce hiç denemediği bir yiyeceği yerken gören bir çocuk bu yiyeceği denemek için can atar. Karnı iyice acıkan bir çocuk önüne hangi yemeği koyarsanız koyun, yer. Çocuğunuz yemek seçiyorsa, acıktığında önüne tek bir çe­şit yemek koyun: Gerçekten acıktıysa, bu yemeği afiyetle yiyecektir.<br />
Öğünlerinden birini (örneğin, öğlen yemeği) okulda geçiren bir çocuğun bes­lenme prensiplerini çok iyi bilmesi gerekmektedir. Çocuğunuza, sağlıklı beslen­menin kendisini ne kadar dinamik kılacağını anlatın. Çocuğunuzun kendisini mutlu hissedebilmesi için dengeli beslenmesi gerektiğini bilmesi gerekmektedir.<br />
<img src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2009/12/yemek.jpg" alt="yemek" title="yemek" width="290" height="296" class="alignleft size-full wp-image-6454" /></p>
<p>Dengeli ve ideal bir beslenme düzeninin ölçütlerini bilen bir çocuk, kendi seçim­lerini kendisi yapabilir. Çocuğunuza neyi yemek istediği konusunda seçme hakkı tanırsanız, kendisini daha güçlü hisseder. Çocuğunuza yiyecekleri konusunda emir vermeyin. Çocuğunuzun beslenmesine önem verdiğinizi hissetmesini sağla­yın. Çocuklar okulda neler yiyip içtiklerini anlatmaya bayılır. Çocuğunuzun okul­da yediklerini size de anlatmasını sağlayın. Bu şekilde kendisi için daha dengeli ve sağlıklı bir beslenme planı oluşturabilirsiniz. Çocuğunuzun okulda hiç meyve ve sebze yemediğini fark ederseniz, akşam yemeğinde bu eksikliği giderebilirisiniz. Akşam yemeği için hazırlayacağınız bir kâse sebze çorbası besin değeri az olan bir öğle yemeğini telafi eder.<br />
Öğle yemeği için beslenme çantası hazırlarken&#8230;<br />
Çocuğunuzun okula götürmesi için hazırladığınız beslenme çantası, işinizi olduk­ça kolaylaştırır. Ancak bazı çocuklar sırf ailelerini kızdırmamak için hiçbir şey ye­medikleri halde beslenme çantalarının içini boşaltarak eve döner. Bu tür durum­ları önlemek için çocuğunuza öğlenleri ne yemek istediğini sorun. Çocuğunuzun istemediği yiyecekleri beslenme çantasına koymayın. Çocuğunuz için bir liste ha­zırlayın ve yemek istediği yiyecekleri bu listenin içinden seçmesini sağlayın. Öğle yemeği için ideal bir listede yer alabilecek yiyeceklerden bazıları yumurtalı patates salatası, peynir ve salatalık, ton balığı salatası, domates ve salata ya da fıstık ezme­si ve muzdur. Çocuğunuza bu yiyeceklerden birini (örneğin, ton balıklı salata ya da peynir ve salatalık) seçme şansı tanıyabilirsiniz. Kendisine seçme şansı tanınan bir çocuk mutlu olur ve hayatını kontrol edebildiği gerekçesiyle kendisini daha güçlü hisseder. Çocuklar kendi seçtikleri yiyecekleri yemekten büyük bir zevk alır.<br />
Öğlen yemeği için öne sürülen ilkeler diğer öğünler için ortaya koyulan ilke­lerle aynıdır: dengeli beslenme, yüksek besin değeri ve ideal beslenme piramidin-deki yiyeceklerin seçilmesi. Çocuğunuzun damak tadına hitap eden yiyecekleri se­çerseniz, öğle yemeği konusunda büyük bir sorun yaşamazsınız.</p>
<p><strong>Beslenme çantasının içine neler koyalım?</strong><br />
Meyve beslenme çantalarının vazgeçilmez bir unsurudur. Çocuğunuzun bes­lenme çantasına taze meyve koyabileceğiniz gibi, konserve kutusunda satılan ve meyve suyu içinde muhafaza edilen meyveleri de tercih edebilirsiniz. Bazı çocuklar konserve meyveleri daha çok sever.<br />
■     Portakal ve mandalinaları dilimleyerek koyun. Dilimlediğiniz meyvelerin ço­cuğunuz okula gidene kadar kararmasını önlemek istiyorsanız, meyve dilim­lerini limon suyuna batırın.<br />
■     Çocuğunuz için hazırladığınız sandviçi minik kare parçalara ayırın. Çocuğu­nuz okulda bir yandan arkadaşları ile sohbet ederken, diğer yandan sandviç dilimlerini yemeye devam edebilir.<br />
■     Piknik tipi öğlen yemekleri çocukların en çok sevdiği yiyeceklerdendir. Minik parçalardan oluşan tavuk eti, yoğurt, meyve (özellikle de üzüm ve çilek), sand­viç ekmeği, humus, top yumurta, kuru üzüm, kuru meyveler, çiğ sebzeler (özellikle de havuç, brokoli parçacıkları, zeytin, salatalık dilimleri, taze biber parçaları, kereviz ve mısır), patlamış pirinçten yapılan krakerler ve peynirli krakerler çocukların tercih ettikleri besinler arasında yer alır.<br />
■     Bazı çocuklar kendi sandviçlerini kendileri hazırlamak ister. Domates, salata­lık gibi yiyecekleri mutfağa koyun ve çocuğunuza kendi sandviçini kendisinin hazırlaması için izin verin.<br />
■      Çorba ve sebze yemeği gibi sıcak yemekleri termosa koyabilirsiniz. Bir termos sebze çorbasının yanına koyacağınız bir adet meyve ve bir dilim tahıllı ekmek çocuğunuz için ideal bir öğlen yemeğidir.<br />
Öğle yemeği saatlerinde çocuğunuzun başında kimin durduğunu öğrenmek için okul yönetiminden bilgi alın. Çocuğunuz yemeğini çok yavaş yiyorsa ya da öğle ye­meğine hiç dokunmadan eve geliyorsa, çocuğunuza yemek yeme kurallarını öğret­meye çalışın. Çocuğunuza yiyemediği yiyecekleri atmak yerine eve geri getirmesini söyleyin. Bu sayede çocuğunuzun neleri yiyip neleri yemediğini görmüş olursunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/ogle-yemegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zirai ilaçlar</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/zirai-ilaclar/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/zirai-ilaclar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 17:45:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenankasim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-Z]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=6384</guid>
		<description><![CDATA[Zirai ilaçlar genellikle böcekleri öldürmek için kullanılır ancak bu yapılırken de bit­kilere zarar verilir. Zirai ilaçlardan etkilenen bitkilerle ya da böceklerle beslenen hayvanların eti de risk altındadır. Zirai ilaçlar güvenilir midir? Zirai ilaçların ve böcek ilaçlarının besin maddelerine karışması bağışıklık sistemi­mize zarar verir. Ayrıca sadece insanların değil, hayvanların bağışıklık sistemi de bu ilaçlar nedeniyle güçsüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zirai ilaçlar genellikle böcekleri öldürmek için kullanılır ancak bu yapılırken de bit­kilere zarar verilir. Zirai ilaçlardan etkilenen bitkilerle ya da böceklerle beslenen hayvanların eti de risk altındadır.</p>
<p><strong><br />
Zirai ilaçlar güvenilir midir?</strong><br />
Zirai ilaçların ve böcek ilaçlarının besin maddelerine karışması bağışıklık sistemi­mize zarar verir. Ayrıca sadece insanların değil, hayvanların bağışıklık sistemi de bu ilaçlar nedeniyle güçsüz kalır. Tükettiğimiz birçok besin maddesinde bu ilaçla­rın kalıntıları bulunmaktadır. Bu ilaçların tarım alanında kullanılması yasaldır an­cak zirai ilaçların insan sağlığını olumsuz etkilediği de bilinen bir gerçektir.<br />
Batı ülkelerinde yasaklanan birçok zirai ilaç ülkemizde hâlâ kullanılmaktadır. Bu ilaçlar meyve ve sebzeler üzerinde &#8220;kalıntı&#8221; olarak kalmaktadır. Zirai ilaç kalın­tılarını taşıyan meyve ve sebzelerle hazırlanan yemekler mevcut tehlikeyi daha da riskli bir hale getirmektedir. Çocukların bünyelerinin ne kadar hassas olduğunu da göz önüne alırsak, zirai spreylerden etkilenen meyve ve sebzelerle beslenen çocuk­ların bu durumdan ne kadar zarar göreceğini de tahmin edebiliriz. Son yıllarda tehlikesi birçok tartışmaya konu olan ilaçlardan biri de &#8220;organofosfat&#8221; adını taşı­yan bir kimyasaldır. Bu kimyasalın en önemli özelliği sinir sistemini felç etmesidir. Bu kimyasalın sinir sistemine verdiği hasarın en erken belirtileri arasında baş ağrı­sı, aşırı terleme, nefes alma güçlüğü, kusma, görme bozukluğu, konuşma güçlüğü, zihinsel faaliyetlerde yavaşlama ve hafıza kaybı yer almaktadır. İlk belirtilerin ar­dından, titremeler ve kasılmalar, koma ve hatta -çok ileri safhalarda- ölüm tehli­kesi yaşanabilir. Organofosfat adlı kimyasal madde muz ve havuç dahil çok sayıda meyve ve sebzenin spreylenmesinde kullanılmaktadır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-6385" title="zirai ilaçlar" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2009/12/zirai-ilaçlar.jpg" alt="zirai ilaçlar" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Zirai ilaçlara ilişkin 7 temel bilgi</strong><br />
1.    Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne göre, dünyada her yıl 3.5-5 milyon insan, zirai ilaçla­rın besin maddelerine karışması nedeniyle ortaya çıkan zehirlenmelere ma­ruz kalmaktadır.<br />
2.    Günümüz tarım uygulamalarında kullanılan zirai ilaçların %40&#8242;mın kanseri tetiklediği, doğuştan gelen kusurlara ve kadın ve erkeklerde kısırlığa neden ol­duğu kanıtlanmıştır.<br />
3.    Yiyeceklerine zirai ilaç kalıntıları bulaşmış olan insanlar depresyon, zihinsel faaliyetlerde düşüş, ani duygu değişiklikleri, Parkinson hastalığı, astım, egzama, migren, bağırsak sendromu ve burun iltihabı gibi rahatsızlıklar yaşamaktadır. Bu rahatsızlıklara ek olarak sayabileceğimiz ve aslında her şeyden daha ciddi sonuçlara yol açtığını söyleyebileceğimiz başka bir hastalık da kanserdir.<br />
4.    Zirai ilaçların toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi halinizin tahmin ede­bileceğinden daha fazladır, buna rağmen bu ilaçların tarımda kullanımı gün geçtikçe artmaktadır.<br />
5.    Yaşayan bir canlıyı (örneğin, böcekleri) öldürmek üzere hazırlanmış bir zirai ilacın (yani zehirin) bir başka canlıyı (yani insanları) öldürmeyeceğini düşün­mek oldukça komiktir. Böylesi komik bir duruma düşmemek için her türlü ön­lemi almalıyız.<br />
6.    Hollanda&#8217;da yapılan bir araştırmaya göre, gıda maddelerine karışan zirai mad­deler meme kanserine neden olmaktadır.<br />
7.   Amerikan Tüketici Birliği, meyve ve sebzelere bulaşan zirai ilaç kalıntılarının Çevre Koruma Kurumu tarafından belirlenen üst sınırı da aştığını belirtmiş, çocukların sağlığı konusunda endişelerini bildirmiştir. Tüketici Birliğinin yap­tığı araştırmaların sonuçlarına göre, zirai ilaç kalıntılarını taşıyan bir porsiyon meyve veya sebze bile zehirlenme tehlikesine yol açmaktadır. Çevre Koruma Kurumunun bulgularına göre, bitkileri ilaçlamak için kullanılan spreylerin %60&#8242;ı, mantar öldürücü ilaçların %90&#8242;ı, böcek öldürücü spreylerin %30&#8242;u kan­serojen maddeler içermektedir.</p>
<p><strong>Bir çıkış yolu var mı?</strong><br />
Çocuklarımıza sağlıklı bir yaşam sunmanın en güzel yolu, onları meyve, sebze, karbonhidrat, yağ ve proteinlerle beslemektir. Et, taze meyve ve sebze, yulaf ve ke­pek &#8220;doğal besinler&#8221; kategorisine girmektedir. Zirai ilaçlarla spreylenen bitkisel ürünler ve bu ürünlerle beslenen hayvanlardan elde edilen et ve et ürünleri kanse­ri tetikleyebilir. Bu nedenle çocuklarınız için organik ürünler satın almaya çalışın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/zirai-ilaclar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Radyasyon ışığı tekniği güvenilir midir?</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/radyasyon-isigi-teknigi-guvenilir-midir/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/radyasyon-isigi-teknigi-guvenilir-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 17:40:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenankasim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-R]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=6381</guid>
		<description><![CDATA[Henüz çok yeni bir uygulama olan radyasyon ışığı tekniğinin riskleri bilinmemek­tedir. Ancak, herhangi bir kimyasal süreçten geçirilmemiş meyve ve sebzelerde bu­lunan besin değerinin %90&#8242;ınm radyasyon ışığı tekniği sonucunda yok olduğu bi­linmektedir. Bu teknik ile işlemden geçirilmiş gıda maddeleri daha güzel ve daha parlak görünür, daha lezzetli bir hale gelir ve daha uzun süre dayanır, ancak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz çok yeni bir uygulama olan radyasyon ışığı tekniğinin riskleri bilinmemek­tedir. Ancak, herhangi bir kimyasal süreçten geçirilmemiş meyve ve sebzelerde bu­lunan besin değerinin %90&#8242;ınm radyasyon ışığı tekniği sonucunda yok olduğu bi­linmektedir. Bu teknik ile işlemden geçirilmiş gıda maddeleri daha güzel ve daha parlak görünür, daha lezzetli bir hale gelir ve daha uzun süre dayanır, ancak besin değerini büyük oranda kaybeder. Yapılan bazı araştırmalara göre, bu tekniğin uy­gulanmasından sonra gıda maddelerinde bulunan yararlı bakteriler de ölür. Ayrı­ca, bazı zararlı bakteriler bu teknikten sonra bile direnç göstererek gıda maddele­rinin içinde yaşamaya devam edebilir.</p>
<p><img src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2009/12/Radyasyon-ışığı-300x196.jpg" alt="Radyasyon ışığı" title="Radyasyon ışığı" width="300" height="196" class="alignleft size-medium wp-image-6382" /><br />
<strong>Bir çıkış yolu var mı?</strong><br />
Radyasyon ışığı tekniği ile hazırlanmış gıda maddelerinin paketlerinin üzerinde herhangi bir bilgi verilmemektedir. Dolayısıyla, bu tür gıda maddelerini herhangi bir işleme tâbi tutulmamış olan gıda maddelerinden ayırmak imkânsızdır.<br />
Avrupa&#8217;da, bu tekniğin uygulanma oranı tüketicilerden gelen şikâyetler üzeri­ne oldukça düşmüştür. Bu teknikle hazırlanmış ürünlerin paketlerinde ise, &#8220;rad­yasyon ışığı kullanılmıştır&#8221; ya da &#8220;iyonlaştırılmış radyasyon işleminden geçirilmiş­tir&#8221; ibaresi kullanılmaktadır. Örneğin, herhangi bir Avrupa ülkesinde, bir ürün içe­riğinin %25&#8242;i bu tekniğe tâbi tutulduğunda, ürün paketi üzerinde yukarıda belirti­len bilgiler yer almaktadır. Bu tür bilgilendirici notlar radyasyon tekniğinin sıklık­la ve çok büyük oranlarda uygulandığı Amerika&#8217;da tamamen farklıdır: Amerikan halkı bu konuda hiçbir şekilde bilgilendirilmemektedir.</p>
<p><strong>Neden karşı çıkmıyoruz?</strong><br />
■     Radyasyon ışığı tekniği molekülleri parçalayarak, serbest radikaller adı verilen molekül parçacıklarının oluşmasına neden olur. Serbest radikaller vitamin ve enzimlere zarar vermekle birlikte, yiyecek maddelerinin içinde olması muhte­mel kimyasallarla (örneğin zirai ilaçların kalıntıları) etkileşime girerek yeni za­rarlı kimyasalların (örneğin, URPs adı verilen radyolitik kimyasallar) oluşu­muna zemin hazırlar. Bu kimyasallardan bazıları hepimizce bilinen toksinler­dir (benzen, formaldehit, sıvı peroksit gibi); bazıları ise gıda maddelerimizi et­kileyerek bize zarar verir.<br />
■     Bilim adamları radyasyon ışığı tekniği kullanılarak yetiştirilen ve /veya hazırla­nan yemek, meyve ve sebzelerin uzun vadede ne tür sağlık sorunlarına neden olabileceğine dair bir araştırma yapmamıştır. Bu nedenle, bu tekniğin sonuç­larından etkilenen besin maddelerinin güvenilir olduğunu söylemek müm­kün değildir.<br />
■     FDA (Federal Tarım Departmanı) Amerika&#8217;da 1997 yılında meyve ve sebzelerin yetiştirilmesinde bu tekniğin kullanılmasına izin vermiştir. Bu izinle birlikte, büyük bir elma veya armut için kullanılan URPs kimyasallarının oranı yakla­şık 0,230 kilogramdır. Oysa FDA&#8217;nın göz önünde bulundurmadığı önemli bir sorun vardır: Bahsi edilen kimyasalları içeren bir meyveyi veya sebzeyi günde birkaç kere (ya da daha fazla porsiyonlarda) tüketen bir kişinin ne derece za­rar göreceği bugüne kadar hiç tespit edilmemiştir.<br />
■     Radyasyon ışığı tekniği uygulamalarına tabi tutulan gıdalar içerdikleri vitami­nin oranının (A, C, K, E, B vitamin kombinasyonu) %5 ila %80&#8242;ini kaybeder. Vi­tamin kaybı oranı radyasyon ışığının ne oranda verildiğine ve gıdanın saklama süresine göre değişmektedir.<br />
■     Radyasyon ışığı tekniği ham gıda ürünlerindeki doğal sindirim enzimlerini azaltır veya tamamen yok eder. Bu da insan vücudunun sindirim için ekstra enerji ve güç sarf etmesi anlamına gelir. Gıda maddelerinde artan kimyasal oranı karaciğerin daha fazla çalışmasına neden olduğundan insan sağlığına zarar verebilir.<br />
■     FDA radyasyon ışığı tekniği uygulamasına tabi tutulan gıda maddelerinin &#8220;ta­ze&#8221; olduğunu öne sürmekte ve piyasaya sürülen paketlerin üstünde de bu bil­giyi kullanmaktadır.<br />
■     Söz konusu uygulamaya tabi tutulan gıda maddelerinin uzun süreli olarak tü­ketiminin tamamen zararlı olup olmadığı henüz bilim tarafından kanıtlanma­mıştır.<br />
■     Amerikan CBS haber ajansının düzenlediği ankete göre, Amerikan halkının %77&#8242;si radyasyon ışığı tekniğinin gıda sektöründe kullanılmasına karşı çık­maktadır.</p>
<p>Organik meyve ve sebzelerin üretiminde radyasyon ışığı tekniği kullanılmamakta­dır. Bu nedenle, bu teknik hakkında daha fazla bilgi sahibi oluncaya kadar organik gıdalar tüketmeye çalışın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/radyasyon-isigi-teknigi-guvenilir-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/su/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/su/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 10:59:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenankasim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-S]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=6345</guid>
		<description><![CDATA[İnsan vücudunun yaklaşık %65&#8242;i sudan oluşmaktadır. Bu nedenle suyun beslenme sistemimizin en temel unsuru olduğunu söylememiz sanırım sizi çok şaşırtma-yacaktır. Birkaç hafta yemek yememeye dayanabiliriz. Ancak hiç su içmezsek, bir­kaç gün içinde ölürüz. Suyun faydaları Su sindirim sistemimiz için oldukça önemlidir. Yemek aralarında yeteri kadar su içmezsek, tükürük oluşumumuz azalır ve sindirimimiz etkinliğini yavaş ya­vaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudunun yaklaşık %65&#8242;i sudan oluşmaktadır. Bu nedenle suyun beslenme sistemimizin en temel unsuru olduğunu söylememiz sanırım sizi çok şaşırtma-yacaktır. Birkaç hafta yemek yememeye dayanabiliriz. Ancak hiç su içmezsek, bir­kaç gün içinde ölürüz.<br />
<strong>Suyun faydaları</strong><br />
Su sindirim sistemimiz için oldukça önemlidir. Yemek aralarında yeteri kadar su içmezsek, tükürük oluşumumuz azalır ve sindirimimiz etkinliğini yavaş ya­vaş kaybeder.<br />
■     Gün içinde içilen yaklaşık iki litre su deri, idrar, karaciğer ve mide aracılığıyla vücuttan atılır. Vücuttaki toksinler de su yoluyla dışarı atılır. Eğer su kaybedi­yorsak, su tüketimimizi artırmalıyız. Ne kadar fazla su içersek, vücudumuzda­ki toksinlerden de o kadar kolay kurtuluruz.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-6346" title="cocuk-su-iciyor.widec" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2009/11/cocuk-su-iciyor.widec.jpg" alt="cocuk-su-iciyor.widec" width="250" height="243" /><br />
■     Hücrelerimiz su olmadan yeni dokular üretemez, toksik maddeler kan dolaşı­mımızda birikir, kan hacmimiz düşerek hücrelerimize daha az oksijen ve be­sin gitmesine neden olur. Bütün bu olumsuzlukların hepsi kendimizi güçsüz ve yorgun hissetmemize neden olarak hastalıklara davetiye çıkarır.</p>
<p><strong>Çocukların ne kadar suya ihtiyacı vardır?</strong><br />
Çocuklar tarafından içilen su miktarı yaşlarına ve kilolarına bağlı olarak değişir. Çocukların çok yüksek oranlarda su içmesi neredeyse imkânsızdır. Günde 500-2,000rnl arasındaki su tüketimi çocuklar için yeterlidir.</p>
<p><strong>Su kaynakları?</strong><br />
Çocuklarımızın vücuduna giren suyun yaklaşık %50&#8242;si kaynağını meyve ve sebze­lerden almaktadır. Diğer yarısı ise içilen sudan oluşmaktadır. Meyve suyu kokteyl­leri ve karbonat içeren içecekler de vücudun sıvı ihtiyacının karşılanmasına yar­dımcı olur, ancak vücudun bu tür içeceklerden su çıkarması hiç de kolay değildir.</p>
<p>Bu tür içeceklerin içerdiği su miktarına katkı maddesi özelliği olan ve toksik mad­deler içeren birtakım kimyasallar ve suni şeker çeşitleri de eklendiğinden, vücut gördüğü zararı bertaraf etmek için daha çok suya ihtiyaç duyar. Şişelenmiş doğal maden suyu oldukça yararlıdır, ancak bazı uzmanlar, çocuk­larımıza yüksek oranda sodyum içeren maden sularının çocuklar tarafından tüketilmesi konusuna çekinceyle yaklaşmaktadır. Eğer şişelenmiş maden su­yu almayı düşünüyorsanız, sodyum oranı düşük olanları tercih etmeye çalışın. Örneğin, her litrede 20 mg.dan az sodyum içeren maden sularını seçebilirsi­niz. Yapabileceğiniz başka bir şey de mineral konsantrasyonu düşük olan ma­den sularını tercih etmeye çalışmaktır. Şişelenmiş maden suları bakterilerden arındırılmıştır ve hava kirliliği, su kirliliği gibi her türlü kirlilikten uzak tutula-rak üretilmiştir.<br />
■     Şişelenmiş içme suyu para israfından başka bir şey değildir. İçme suyu hak­kındaki bilgileri düzenleyen ve denetleyen tüzük ve yasaların sayısı oldukça azdır; hatta bazı araştırmalar çeşmeden akan suların doğrudan şişelenip mar­ketlerde satıldığını ortaya koymaktadır.<br />
■     içtiğiniz suya para vermek zorunda olmanız da oldukça can sıkıcı bir mesele­dir. İçme suyu için bütçenizden pay ayırmakta zorlanıyorsanız ve şişe şişe iç­me suyunu marketten eve kadar taşımakta zorlanıyorsanız, suyunuzu filtre­den geçirmeyi deneyebilirsiniz. Piyasada her çeşit su filtresi vardır, bu neden­le ihtiyacınıza en uygun olan filtreyi seçmek durumundasınız. Sıhhi tesisatını­za özel olarak eklenmiş bir filtre sistemi, musluğunuzun ucuna eklediğiniz ba­sit bir filtreden daha etkilidir ancak daha pahalıdır ve daha çok masraf gerek­tirir. Sürahilerin içine yerleştirilen filtreler ise sadece su üstüne çıkan küçük maddeleri ve kîorini arıtır. Su içinde bulunması muhtemel bakterileri, böcek zehirlerini, kimyasal maddeleri ve metalleri arıttığı söylenen birtakım sürahi­ler de artık piyasada satılmaktadır. Ne çeşit filtre kullanıyor olursanız olun, filtrenizi düzenli olarak yenileyin çünkü filtreler bir süre sonra bakteriler için üreme kaynağı olur.</p>
<p><strong>Çocuklarınızın su içmesini sağlayın</strong><br />
Rengârenk ve çeşit çeşit içeceklerin çocuklarımız için piyasada mevcut olduğu bugünlerde, su­yun öneminin birçok çocuk tarafından göz ardı edilmesi pek de şaşırtıcı değildir. Ancak ebe­veynler olarak çocuklarımızın su içmesini sağlamak için yapabileceğimiz birçok şey vardır.<br />
■ Eğer bir bebeğiniz varsa ve bebeğinizi anne sütünden kesmeye çalışıyorsanız, alternatif içecek olarak sadece suyu tercih edin. Bebeğinize yemeklerin yanında bir miktar su ile su­landırılmış meyve suları da verebilirsiniz, ama su diğer meyve sularına göre her zaman da­ha öncelikli olmalıdır.</p>
<p>■    Havanın sıcak oiduğu günlerde, buzdolabınızda çocuğunuzun ulaşabileceği bir rafta su bulundurun. Çocuklar çok susadıklarında, ellerine ilk gelen içeceği içmek istefter.<br />
m Çocuğunuzun içmesini istemediğiniz hiçbir içeceği evinize sokmayın. Çocuklar susadıkla­rında, ilk gördüğü sıvıyı içmeye çalışırlar.<br />
■    Çocuklarınız asitsiz içecekler içmeyi seviyorsa, şuruplu içecekleri tercih edin. Vişne şuru-&lt;:, bu gibi içeceklerin şurubunu yeterli miktarda suyla sulandırabilirsiniz. Bu sayede çocuğu­nuzun içtiği su oranını da kontrol altında tutabilirsiniz. Çocuklar sulandırılmış meyve şuru­bunu içmekten pek hoşnut olmayabilir ama aldırmayın. Her çocuk bu duruma kısa sürede alışacaktır. Çocuklar meyve şuruplarını sulandırarak içmeye alıştıklarından, kısa bir zaman içinde sade su içmeye de alışabilirler. Belirli bir süre sonra ise, meyve suyu almayı tama­men bırakın. Çocuklarınıza yemeklerde taze meyvelerden elde ettiğiniz suyu saf su ile ka­rıştırarak vermeye başlayın.<br />
■    Çocuğunuz sadece gazlı ve asitli içecekler içmekten hoşlanıyorsa, endişelenmeye başla-sanız iyi olur. Çocuğunuza meyve suyu ile karıştırdığınız maden suyunu gazlı içeceklerin yerine rahatlıkla içirebilirsiniz. Çocuğunuz çok hareketli ise, su ter yoluyla kaybedilen vü­cut sıvısını takviye eder. Atletlere ve her türlü sporu deneyen birçok insana da su içmeleri konusunda telkinde bulunun.<br />
■    Çocuğunuz için plastik su şişesi satın alın ki suyu spor yaparken, arabayla gezerken ve­ya bahçede oynarken her an elinin altında bulabilsin. Çocuğunuza aldığınız şişeyi suyla doldurmadan önce her gün tertemiz yıkayarak içindeki bakteri oluşumunu önleyin.<br />
■    Çocuğunuza iyi bir örnek olun. Anne ve babasını öğlen yemeğinde su ya da maden su­yu içerken gören bir çocuk su/maden suyu içmek isteyecektir. Bu şekilde tüm ailenizin sağlıklı yaşamasını sağlayabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/su/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İdrarım Kanlı Oluyor</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cinsel-iliskiye-girdikten-sonra-idrarim-kanli-oluyor/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cinsel-iliskiye-girdikten-sonra-idrarim-kanli-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 17:17:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yaseminposta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-İ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=6110</guid>
		<description><![CDATA[SORU: 33 yaşındayım. Cinsel ilişkiye girdikten sonra idrara çıkarken pıhtılaşmış kan ve kanlı idrar geliyor. Daha 1 sonra idrara çıktığımda bu durum düzeliyor. Bu olay ilk kez 2 yıl önce başıma geldi. Daha sonra 1 ay devam etti ve kesildi. Ancak 2-3 gün önceyeniden tekrarladı. Bu konuda ne yapmam gerekiyor? Neden kaynaklanmış olabilir? CEVAP: Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SORU:</strong><br />
33 yaşındayım. Cinsel ilişkiye girdikten sonra idrara çıkarken pıhtılaşmış kan ve kanlı idrar geliyor. Daha<br />
1 sonra idrara çıktığımda bu durum düzeliyor. Bu olay ilk kez 2 yıl önce başıma geldi. Daha sonra 1 ay devam etti ve kesildi. Ancak 2-3 gün önceyeniden tekrarladı. Bu konuda ne yapmam  gerekiyor? Neden kaynaklanmış olabilir?</p>
<p><strong>CEVAP:<br />
Bu durum idrar kanalınız, prostatınız veya meni kanal ve keseleri ile ilgili bir sorun olabileceğini düşündürüyor. Bir üroloji  uzmanına başvurmanızda fayda var.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cinsel-iliskiye-girdikten-sonra-idrarim-kanli-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalça Kırığı</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalca-kirigi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalca-kirigi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 15:51:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanhaziran</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ortapedi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-K]]></category>
		<category><![CDATA[kırıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=4357</guid>
		<description><![CDATA[Kalça kırığı, uyluk kemiği (femur) ya da pelvisteki (leğen kemiğindeki) bir ya da daha fazla kırıktır. Genellikle düşme sonucunda kalça kınğı meydana gelir. Ancak, osteoporozlu kişilerde kaldırımdan inme gibi günlük aktivitelerde bir kırığa neden olabilir. En yaygın olarak rastlanan kınklar, uyluk şaftının üstü ile yuvarlak kalça ekleminin arasında kalan kemik alanında oluşur. Bu, bacağın kısalmasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalça kırığı, uyluk kemiği (femur) ya da pelvisteki (leğen kemiğindeki) bir ya da daha fazla kırıktır. Genellikle düşme sonucunda kalça kınğı meydana gelir. Ancak, osteoporozlu kişilerde kaldırımdan inme gibi günlük aktivitelerde bir kırığa neden olabilir. En yaygın olarak rastlanan kınklar, uyluk şaftının üstü ile yuvarlak kalça ekleminin arasında kalan kemik alanında oluşur. Bu, bacağın kısalmasına ve kalçada hareket edince kötüleşen ağnya neden olur.</p>
<p>Kalça kırıkları her zaman ciddidir. Kalçası kırılan insanların yarısından azı, tam işlevselliğini ve bağımsızlığını yeniden kazanabilmektedir. Dahası, bir kalça kırığının neden olduğu hareketsizlik pnömoni (zatürreee) ya da pulmoner emboli (akciğer damarlarından birinin tıkanması) gibi ölümcül olabilen komplikasyonlara yol açabilir. Sonuç genellikle kemiğin durumuna ve kişinin sağlık durumuna bağlıdır.</p>
<p>Kalçasının kırıldığından şüphelenen bir kişi hemen bir hastanenin acil servisine gitmelidir. Kırık olduğunun doğrulanması ve bir ameliyatla kemik uçlarının bir araya getirilip vidalarla ya da çivilerle hizaya sokulabileceğinden emin olunması için bu bölgenin röntgeni çekilecektir. Bazı kişilerde kalça yenileme (kalça protezi) ameliyatına gerek duyulur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalca-kirigi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

