<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tedavisi, belirtileri, Hakkında Bilgi, Nedir &#187; Sağlık Sözlüğü-V</title>
	<atom:link href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/saglik-sozlugu/saglik-sozlugu-v/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com</link>
	<description>Sağlık</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Dec 2011 19:51:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Varise Köpükle Yapılan İğne Tedavisi</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/varise-kopukle-yapilan-igne-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/varise-kopukle-yapilan-igne-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 16:27:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[Varis]]></category>
		<category><![CDATA[köpükle iğne tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[köpükle varis tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[varis tedavi yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[varisi iğneyle tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[varisi köpüklü iğneyle tedavi yöntemi hakkında]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=3825</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Köpükle yapılan iğnenin normal ilaçtan farkı ilacın içinde hava olması. Nasıl suyun içine hava karıştırdığınızda köpükler oluşursa, ilaçta da böyle köpükler oluyor. Köpükle yapılan iğne tedavisi son 10-15 yıl içinde ispanya&#8217;da popüler hale geldi. Son zamanlarda bazı Batı Avrupa ülkelerinde ve ülkemizde de uygulanıyor. Bu girişim muayenehane veya poliklinik koşullarında yapılıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>Prof. Dr. Kürşat Bozkurt:</strong></span> Köpükle yapılan iğnenin normal ilaçtan farkı ilacın içinde hava olması. Nasıl suyun içine hava karıştırdığınızda köpükler oluşursa, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/farmakoloji-ilac-bilimi/">ilaç</a>ta da böyle köpükler oluyor. Köpükle yapılan iğne tedavisi son 10-15 yıl içinde ispanya&#8217;da popüler hale geldi. Son zamanlarda bazı Batı Avrupa ülkelerinde ve ülkemizde de uygulanıyor.</p>
<p>Bu girişim muayenehane veya poliklinik koşullarında yapılıyor. Her seansta belli bir alana uygulanıyor ve belirli aralıklarla hasta çağırılarak <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/tedavi/">tedavi</a> tamamlanıyor. Hasta girişim sonrası yürüyerek evine gidebilir, araba kullanabilir. Hastaya girişim sonrası 3-5 gün arasında <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/variste-igne-tedavisi-skleroterapi-nedir/">varis</a> çorabı giyilmesi önerilir. Başarı oranı yüksek.</p>
<p>Yan etkileri nadir olsa da görülebilir. Verilen ilacın damar dışına sızması renk değişikliğine yol açabilir. Alerjik reaksiyonu ise son derece az.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Tedavi Sonrası Morluk ve Şişlik Olur mu?</span></strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Kürşat Bozkurt:</strong> Evet ama bu şikayetler 2-3 haftada tamamen geçiyor. İlaca bağlı <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/alerji/">alerj</a>ik reaksiyon, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/cilt-bakimi-hakinda-bilgiler/">cilt</a>te renk koyulaşması, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/damar-sertlesmesi-neden-olur/">damar</a> dışı enjeksiyonlara bağlı cilt hasarı gibi istenmeyen yan etkiler nadiren görülebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/varise-kopukle-yapilan-igne-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Variste İğne Tedavisi-Skleroterapi Nedir?</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/variste-igne-tedavisi-skleroterapi-nedir/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/variste-igne-tedavisi-skleroterapi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 16:17:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[Varis]]></category>
		<category><![CDATA[varis tedavi yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[varisi iğneyle tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[variste iğne tedavisi nasıl olur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=3823</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Tıp dilinde buna skleroterapi diyoruz. Bu tedavide, varisli bölgeye çok ince iğnelerle kurutucu bir madde verilir. Bu madde toplardamarın iç cidarını bozarak damarın tıkanmasına yol açar. Kapanan damar da bir süre sonra vücut tarafından yok edilir. İğne tedavisinin orta ve büyük çaplı damarlarda başarı şansı çok düşük. Çapı 1-3 milimetre civarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">Prof. Dr. Kürşat Bozkurt:</span></strong> Tıp dilinde buna skleroterapi diyoruz.</p>
<p>Bu tedavide, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/varis-icin-sifali-bitkiler/">varis</a>li bölgeye çok ince iğnelerle kurutucu bir madde verilir. Bu madde <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/toplardamar-iltihabi/">toplardamar</a>ın iç cidarını bozarak damarın tıkanmasına yol açar. Kapanan damar da bir süre sonra vücut tarafından yok edilir.</p>
<p>İğne tedavisinin orta ve büyük çaplı damarlarda başarı şansı çok düşük. Çapı 1-3 milimetre civarında olan varislerde kullanılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/variste-igne-tedavisi-skleroterapi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeker Hastalığında Vücut Ağırlığının Kontrolü</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/vucuy-agirliginin-kontrolu/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/vucuy-agirliginin-kontrolu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 19:39:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[kan şekerinin dengelenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidratların önemi]]></category>
		<category><![CDATA[şeker hastalarının dikkatine]]></category>
		<category><![CDATA[şeker hastalarının tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[şeker hastalığı hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[şeker hastalığında diyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=3745</guid>
		<description><![CDATA[Şeker hastalığının tedavisinin ana ilke­lerinden biri, vücut ağırlığındaki aşırı oynamaları önlemektir: Şişman hasta zayıflatılmak, buna karşılık, aşırı kilo kaybeden hastanın da, belirli sınırlar içinde kaybettiği kiloları kazanması sağlanmalıdır. Otuz beş yaşından son­ra, çeşitli komplikasyonlar da göz önü­ne alınarak vücut ağırlığı, yaş, cinsiyet ve boya göre &#8220;ideal&#8221; kabul edilen kilo­nun da yüzde 5-10 altında olmalıdır. Erişkin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/seker-hastaligi-hakkinda-bilgi/">Şeker hastalığı</a>nın tedavisinin ana ilke­lerinden biri, vücut ağırlığındaki aşırı oynamaları önlemektir:</span></strong> Şişman hasta zayıflatılmak, buna karşılık, aşırı kilo kaybeden hastanın da, belirli sınırlar içinde kaybettiği kiloları kazanması sağlanmalıdır. Otuz beş yaşından son­ra, çeşitli komplikasyonlar da göz önü­ne alınarak vücut ağırlığı, yaş, cinsiyet ve boya göre &#8220;ideal&#8221; kabul edilen kilo­nun da yüzde 5-10 altında olmalıdır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Erişkin şeker hastalarının yaklaşık yüz­de 75&#8242;i ya aşırı kilolu ya da açıkça şiş­mandır</span></strong>: Bu hastalarda tek başına vücut ağırlığının düşürülmesi bile <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/insulin-ilaci/">insülin</a> ge­reksiniminin azaltılmasını ve karbon­hidratlara tahammülün artmasını sağla­yabilir.</p>
<p>Bu nedenle, şeker hastasında diyetin oluşturulabilmesi için önce günlük be­sin gereksinimini hesaplamak, başka bir deyişle, günlük <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalori-gereksinimi/">kalori</a> gereksinimini be­lirlemek çok önemlidir. Yaşamın sürdü­rülebilmesi, mesleki ve meslek dışı et­kinliklerin gerçekleştirilebilmesi için her hasta için gerekli olan vazgeçilmez toplam kalori miktarının bilinmesi gere­kir. Bunun için daha önce de belirtildiği gibi <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bazal-metabolizma/">bazal metabolizma</a> temel alınır.</p>
<p>Ba­zal metabolizma, yaşamsal etkinliklerin (solunum, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/kalbin-kan-dolasimi-nasil-olur/">kan dolaşımı</a>, sindirim, psişik işlevler) sürdürülebilmesi için çalışan ve belirli enerji gereksinimi olan bir me­kanizmadır.</p>
<p>Vücut yüzeyinden yola çı­kılarak hazırlanmış cetvellere bakılarak bazal metabolizma için gereken enerji miktarı belirlenir. Bu değere, kişinin te­mel çalışma etkinliği için gerekli enerji miktarı, bazal metabolizma için gereken değerin yüzdesi olarak eklenir.</p>
<p>Örneğin kişi hareketsiz bir yaşam sürüyorsa ya da fazla hareket gerektirmeyen bir işte çalışıyorsa bazal metabolizma değerine, bunun yüzde 30-35&#8242;i eklenir; bir terzi için eklenecek değer yüzde 40-45, orta derecede ağır işlerde çalışanlarda (örne­ğin ev işi) yüzde 55-70&#8242;tir. Çok ağır iş­lerde (örneğin tarlada, ormanda çalış­mak) buna yüzde 75-100 eklenmelidir. Hastanın zayıflaması isteniyorsa günlük kalori gereksinimi, kişinin o anki kilosu­na göre değil, ideal kilosuna ya da boyu, yaşı, cinsiyeti ve vücut yapısına en uy­gun olan kiloya göre hesaplanır.</p>
<p>Yaşamsal, çalışma ve çalışma dışı et­kinlikler için gerekli olan günlük kalori miktarı bu biçimde belirlendikten sonra bu değerin günlük <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/besinler-temel-gida-maddeleri/">besin</a> miktarı olarak ifade edilmesi gereklidir. Bütün besin­ler, içerdiği besleyici bileşene göre (pro­teinler, yağlar ve karbonhidratlar) nice­liksel olarak hesaplanır.</p>
<p>Başka bir deyiş­le, şeker hastalarının diyetinde <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/karbonhidrat-nedir/">karbon­hidrat</a> miktarı kişinin metabolizma den­gesine zarar verebilecek ani şeker yük­selmelerini önlemek amacıyla titizlikte kontrol edilmelidir. Bu durum özellikle yaklaşık 50 yıldır şeker hastalığı tedavi­sine girmiş olan insülinden önceki dö­nemde çok önem taşıyordu. Bu dönem­de hastalar karbonhidratlardan (ekmek, patates, makarna, pirinç vb) hemen tü­müyle arındırılmış bir diyetle tedavi edi­lirdi.</p>
<p>İnsülinin tedaviye girmesiyle bu tip bir diyet kısıtlaması önemini yitirmiş­tir; hastanın günlük kalori gereksinimi­nin sınırlı ve kontrollü olarak hesaplan­masıyla karbonhidratlara da yer veril­melidir.</p>
<p>Son yıllarda hayvanlar ve şekerli hastalar üzerindeki kontrollü klinik ça­lışmalar diyetteki farklı maddelerin kan şekeri üzerindeki etkilerini daha açık olarak ortaya koymuştur.</p>
<p>Yıllar boyunca şeker hastalarının diyet programları, karbonhidratların alımı çok sıkı kontrol edilerek, bunlar günlük kalori alımının yüzde 50&#8242;sinin altında tutularak hazırlanmıştır. Bu yaklaşım protein ve özellikle lipitlerin miktarının damar sertliğine bağlı olum­suz sonuçları azaltmak ya da önlemek için, önerilen değerin çok üstünde alın­masına yol açmıştır. 1970&#8242;lerin sonuna doğru artan sayıdaki araştırmalar, bu tip diyet programlarının yararının tartı­şılmasına yol açmıştır.</p>
<p>Basit şekerlerin, daha hızlı emilerek alındıktan hemen sonra kan şekerinde önemli ölçüde artışa yol açmasma kar­şın, bileşik şekerlerin daha yavaş emil­mesi ve kan şekerinde görece daha az yükselmeye yol açması, yeni bilgilerin de ışığı altında yeniden gözden geçiril­miştir.</p>
<p>Bunun sonucunda kan şekerinin ve insülinin yükselmesine yol açan yanıtın karbonhidratların, glikoz ya da nişasta­nın sıvı halde alındıktan sonra ortaya çıkan yanıtla ayrı olduğu görülmüştür. Dahası, farklı nişastalı maddelerin farklı hızlarda emildiği ve kan şekerinde farklı düzeylerde yükselmeye yol açtığı saptanmıştır.</p>
<p>Daha sonraki çalışmalar da, besinle­rin hazırlanma biçiminin (çiğ ya da piş­miş) yanı sıra içerdikleri Uf miktarının ve emilimi engelleyici çeşitli maddele­rin (lektin, fitik asit, sabunlar) midenin boşalmasını ve besinlerin incebağırsaktan emilimini etkilediğini ortaya koy­muştur. Bu etkinin sonucu olarak besin­ler kan şekeri düzeyini daha karmaşık bir mekanizmayla belirlemektedir.</p>
<p>Da­ha yeni çalışmalar ise, bir besinin tek başına ya da başka besinlerle birlikte alınmasının kan şekeri düzeyine farklı biçimlerde etki ettiğini göstermiştir. Bu nedenle besinlerin kan şekeri üzerinde­ki etkisini tek tek değerlendirmek yeri­ne, bunların karışık olarak alındığındaki etkiyi göz önüne almak daha yararlı­dır. Bu etkinin birlikte alınan besinlerin özgül olmayan etkileşimlerine bağlı ol­duğu düşünülmektedir.</p>
<p>Hızlı emilen basit şekerler ve yavaş emilen bileşik şekerlerin emilim hızları, basit şekerler karışık bir yemeğin so­nunda alındığında eşitlenir. Böylece şe­kerin, yalnızca kan şekeri düştüğü za­man kullanıldığı eski reçetelerdeki de­ğeri kaybolmuştur.</p>
<p>Şeker hastalarının günlük beslen­mesinde sınırlı miktarda alınan basit karbonhidratların yerini artık bileşik şe­kerler almaktadır. Karışık bir öğünden sonra bileşik şekerler alındığında <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/karbonhidrat-nedir/">kan şekeri</a>nde önemli bir artış görülmemek­tedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/vucuy-agirliginin-kontrolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suda Çözünen Vitaminler</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/suda-cozunen-vitaminler-2/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/suda-cozunen-vitaminler-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 18:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[askorbik asit]]></category>
		<category><![CDATA[B12 vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[biyotin]]></category>
		<category><![CDATA[c vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[folik asit]]></category>
		<category><![CDATA[inositol]]></category>
		<category><![CDATA[PABA]]></category>
		<category><![CDATA[pantotenik asit]]></category>
		<category><![CDATA[siyanokobalamin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=3167</guid>
		<description><![CDATA[Piridoksin (B6 vitamini) - Vücutta et­kin koenzim biçimi olan piridoksal 5-fosfata dönüştürülen üç tipi vardır. Bu koenzim aminoasit metabolizmasında, dolayısıyla proteinlerin bireşimlenmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca bağı­şıklık sistemini güçlendirdiği, ağrı kesi­ci etkisi olduğu sanılmaktadır. Başlıca piridoksin kaynakları arasın­da muz, avokado, tavuk eti, patates, ıs­panak ve bezelye sayılabilir. Önerilen günlük doz kadınlarda 1,6 mg, erkekler­de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Piridoksin (B6 vitamini) -</strong></span> Vücutta et­kin koenzim biçimi olan piridoksal 5-fosfata dönüştürülen üç tipi vardır. Bu koenzim aminoasit metabolizmasında, dolayısıyla proteinlerin bireşimlenmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik/">bağı­şıklık sistemi</a>ni güçlendirdiği, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/agri-kesici-ilaclar/">ağrı kesi­ci</a> etkisi olduğu sanılmaktadır.</p>
<p>Başlıca piridoksin kaynakları arasın­da muz, avokado, tavuk eti, patates, ıs­panak ve bezelye sayılabilir. Önerilen günlük doz kadınlarda 1,6 mg, erkekler­de 2 mg&#8217;dir. Piridoksin eksikliği <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/kansizlik-hastaligi/">kansız­lık</a>, deri bozuklukları, huzursuzluk, özellikle çocuklarda kas kasılmaları, ve çevrel sinir sistemi bozukluklarına yol açar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-5180" title="vitamin" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2009/04/vitamin.jpg" alt="vitamin" width="291" height="391" />Pantotenik asit -</strong></span> Doğada yaygın ola­rak, özellikle maya, karaciğer, böbrek ve yumurtada bulunur. Hayvanlarda ya­pılan deneyler pantotenik asit eksikliği­nin büyüme geriliğine ve deri lezyonlarına yol açabildiğini göstermektedir. Ama insan beslenmesindeki rolü tam olarak bilinmemektedir. Vücutta koen­zim A&#8217;ya dönüşerek metabolizma süreç­lerine katıldığı belirlenmiştir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Folik asit -</span></strong> Nükleik asitlerin bireşimin­de ve alyuvarların oluşumunda belirle­yici bir rolü vardır. İnsanlarda folik asit eksikliği çeşitli kansızlık tiplerine ne­den olur. Kanser tedavisinde kullanılan <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/ilac/">ilaç</a>lardan metotreksat folik asit eksikli­ğine yol açabilir. İspanak gibi yaprakla­rı yenen sebzelerde, bira mayasında ve karaciğerde bulunur. Ama besinlerin aşırı pişirilmesi sonucu parçalanır. Öne­rilen günlük doz kadınlarda 180 mikrogram, erkeklerde 200 mikrogramdır. Özellikle bazı kansızlık tiplerinin teda­visinde kullanılır.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Siyanokobalamin (B12 vitamini) -</span></strong> Kimyasal yapısı en karmaşık olan vita­mindir. Yalnız bu vitamin molekülünde bir metal iyonu (kobalt) bulunur. Vü­cutta nükleik asit ve proteinlerin yapı­mında birçok aşamaya katıldığından en önemli vitaminler arasında sayılır. Çok küçük miktarlarda da olsa bütün canlılar bu vitamine gereksinim duyar. Te­mel olarak karaciğer, böbrek ve kalpte bulunur. Doğadaki kaynağı yalnız bu vitamini bireşimleyen mikroorganizma­lardır. Önerilen günlük dozu 2 mikro-gramdır.</p>
<p>B12 vitamininin bağırsaklardan emilimi <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/mide-hastaligi/">mide</a>de üretilen özetken (entrensek faktör) denen madde sayesinde gerçek­leşir. Genellikle özetkenin yetersizliği ya da olmayışından kaynaklanan B12 vi­tamini eksikliği çok tehlikeli bir <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kansizlik-cesitleri/">kansız­lık</a> tipine yol açar. Hastalık yalnızca bu vitaminin kullanılmasıyla tedavi edile­bilir.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">İnositol, biyotin ve PABA -</span></strong> İnositol kimyasal olarak şekere benzer yapıda bir maddedir. Yiyeceklerle bol miktarda alınır. Bazı fosfolipitlerin bileşimine girmekte ve büyüme üzerinde etkili ol­maktadır.<br />
Kükürt içeren karmaşık bir organik asit olan biyotin, bağırsak bakterileri ta­rafından üretilir ve besinlerde bulunur. Karbon dioksitin kullanılmasıyla sonuç­lanan metabolizma süreçlerinde görev alır. Eksikliğinin hayvanlarda çeşitli bo­zukluklara yol açtığı yarım yüzyıl kadar önce anlaşıldı. Ama insanlardaki eksik­liğine ilişkin belirtiler bilinmemektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Para-aminobenzoik asit (PABA)</strong></span> <strong><span style="color: #ff0000;">-</span></strong> Bir­çok mikroorganizmanın gelişmesi ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/folik-asit-ek%C2%ADsikligine-bagli-anemi/">folik asit</a> üretimi için gerekli bir madde­dir. Sülfamitler bazı bakterilerin folik asit bireşimlenmesinde PABA kullanı­mım engelleyerek etkisini gösterir. Omurgalılarda yaşamsal bir önem taşı­madığı sanılmaktadır. Morötesi ışınlar­dan koruyucu etkisi nedeniyle bazı gü­neş yağlarının etkin maddesidir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Askorbik asit (C vitamini) -</span></strong> C vitami­ni eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan iskorbüt hastalığının çok eskiden beri yeterli taze sebze ve meyve yenmemesi sonucu ortaya çıktığı bilinmekteydi. Ama C vitamini saf olarak ancak 1928&#8242;de elde edilebildi ve bundan dört yıl kadar sonra da iskorbüt tedavisinde kullanılabileceği anlaşıldı.</p>
<p><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/karbonhidrat-nedir/">Karbonhidrat</a> benzeri bir madde olan askorbik asit vücutta oksitlenme-indirgenme tepkimelerinde rol alır. B grubu vitaminlerinden farklı olarak C vitamini koenzim değildir.</p>
<p>C vitamininin doku onarımı ve yeni­lenmesinde yeri olduğu, özellikle bağ doku için gerekli kollajen yapımı ve dişler için önem taşıdığı bilinmektedir. Soğukalgınlığında yararı üzerinde du­rulmakla birlikte kanıtlanmış etkisi yoktur. Ayrıca <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/kanser-hastaligi/">kanser</a>i önleyici ve yaş­lanmayı geciktirici etkileri üzerinde araştırmalar yapılmaktadır. Günlük önerilen doz 60 mg&#8217;dir. Sigara içenlerin daha fazla C vitamini alması gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/suda-cozunen-vitaminler-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suda Çözünen Vitaminler-1</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/suda-cozunen-vitaminler-1/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/suda-cozunen-vitaminler-1/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 18:20:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[niyasin]]></category>
		<category><![CDATA[riboflavin]]></category>
		<category><![CDATA[suda çözünen vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[tiyamin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=3165</guid>
		<description><![CDATA[Suda çözünen vitaminler böbrek yoluyla hızla vücuttan atılır. Bu nedenle aşırı miktarda tüketilmeleri kullanıcıdan çok üreticiye yarar sağlar. C vitamini (askorbik asit) dışındaki vi­taminler B grubu altında toplanır. Tiyamin (Bi vitamini), riboflavin (B2 vita­mini), niyasin, piridoksin (B6 vitamini), pantotenik asit, inositol, biyotin, paraaminobenzoik asit (PABA), folik asit ve siyanokobalamin (B12 vitamini) iyi bilinen B grubu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Suda çözünen vitaminler böbrek yoluyla hızla vücuttan atılır. Bu nedenle aşırı miktarda tüketilmeleri kullanıcıdan çok üreticiye yarar sağlar. </strong></p>
<p>C vitamini (askorbik asit) dışındaki vi­taminler B grubu altında toplanır. Tiyamin (Bi vitamini), riboflavin (B2 vita­mini), niyasin, piridoksin (B6 vitamini), pantotenik asit, inositol, biyotin, paraaminobenzoik asit (PABA), folik asit ve siyanokobalamin (B12 vitamini) iyi bilinen B grubu vitaminler arasında yer alır. Bira mayası ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/karaciger/">karaciğer</a> bu vita­minlerin başlıca doğal kaynaklandır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Tiyamin (Bi vitamini) -</span></strong> Saf olarak el­de edilen ilk vitamindir (1926). Vücutta tiyamin pirofosfat biçiminde koenzim işlevi görür ve karbonhidrat metaboliz­masında önemli bir rol üstlenir.</p>
<p>Tiyamin eksikliği beriberi denen hastalığa yol açar. Bu hastalığın başlıca belirtileri sinir sistemi bozuklukları ile <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/kalp-yetmezli%C2%ADgi/">kalp yetmezliği</a>dir. Tiyamin tahıllarda bol bulunmasına karşın, tanelerin kabu­ğundan ayrılıp öğütülme işlemi sırasın­da kolayca yok olabilen bir maddedir. Bu nedenle kabuksuz ve parlatılmış pi­rincin temel gıda maddesi olduğu Uzak­doğu ülkelerinde <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/biberiye-nelere-iyi-gelir/">beriberiye</a> çok eski ta­rihlerden beri rastlanmaktadır.</p>
<p>Günü­müzde ise <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/beriberi-b1-vitamini-eksikliginin-yol-actigi-hastalik/">beriberi</a> olguları yalnızca ka­raciğer dokuları yıkıma uğramış iyi bes­lenemeyen alkoliklerde görülmektedir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Riboflavin (B2 vitamini) -</span></strong>Yapısında riboz şekeri bulunan, halka biçiminde or­ganik bileşiktir. Vücutta riboflavine fos­fat eklenmesiyle fiavin mononükleotit (FMN), adenin dinükleotit eklenmesiyle de fiavin adenin dinükleotit (FAD) olu­şur. Bu iki molekül birçok <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/proteinler-hakkinda-bilgiler/">protein</a>in üre­timinde koenzim işlevi görür.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-5624" title="vitaminler2" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2009/04/vitaminler2.jpg" alt="vitaminler2" width="237" height="106" />Riboflavin eksikliği sinir sisteminin (özellikle gözlerde) bozulmasına, yüz, kol ve bacaklarda deri bozukluklarına, kansızlığa, çocuklarda büyüme geriliği­ne yol açar. Erişkinlerde önerilen gün­lük dozu 1,2-1,7 mg&#8217;dir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Niyasin -</span></strong> Nikotinik asit olarak da bili­nen bu vitamin nikotinamit biçiminde de bulunabilir. Her İki molekül de yapı olarak tütün alkaloiti nikotine benzer. Vücutta nikotinamit adenin dinükleotit (NAD) ve nikotinamit adenin dinükle­otit fosfat (NADP) biçiminde dokula­rın gaz alışverişinde koenzim olarak görev alır. Tavuk eti, somonbalığı, bezel­ye ve yerfıstığı niyasin bakımından zengin besinlerdir. Önerilen günlük dozu kadınlarda 15 mg, erkeklerde 19 mg&#8217;dir.</p>
<p>Niyasin eksikliği sonucu ortaya çı­kan pellagra adlı hastalık başlangıçta derinin güneş ışığı gören kesimlerinde güneş yanığına benzer deri döküntüleriyle kendini belli eder. Dil kırmızı ve şiştir. Tükürük salgısı artar. <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/bu%C2%ADlanti-ve-kusma/">Bulantı-kusma</a> ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/ishal-hastaligi/">ishal</a> görülür. İlerleyen olgu­larda belirtiler sinir sistemini etkileye­cek biçimde yaygınlaşarak daha da ağırlaşır.</p>
<p>Yüksek dozda nikotinik asit kan li­pit düzeyini düşürdüğünden <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/damar-sertligi/">damar sert­liği</a>nin tedavisinde kullanılır. Uzun sü­re yüksek dozda alındığında karaciğer­de doku yıkımına yol açtığı belirlen­miştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/suda-cozunen-vitaminler-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vitaminlerin Fizyolojik Etkileri ve Rol Oynadıkları Süreçler</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/vitaminlerin-fizyolojik-etkileri-ve-rol-oynadiklari-surecler/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/vitaminlerin-fizyolojik-etkileri-ve-rol-oynadiklari-surecler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 21:29:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[fizyolojik etki]]></category>
		<category><![CDATA[vitaminlerin etkisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=3155</guid>
		<description><![CDATA[A Vitamini Enfeksiyonlara karşı direnç B1 Vitamini Sinirsel dürtülerin iletilmesi; yağ metabolizması B2 Vitamini Hücre düzeyinde solunum uyarıcı; görme işlevi B6 Vitamini Doku metabolizmasının düzenlenmesi ; B12 Vitamini Alyuvar yapımı; sinir sistemi hücrelerinin işlevleri C Vitamini Hücre metabolizmasını uyarıcı; enfeksiyonlara karşı direnç; alerji önleyici etki D Vitamini Kemik için gerekli kalsiyum ve fosfor metabolizması E [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">A Vitamini </span>Enfeksiyonlara karşı direnç</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">B1 Vitamini </span><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/sinirsel-sebeple%C2%ADre-bagli-tansiyon-yukselmeleri/">Sinirsel</a> dürtülerin iletilmesi; yağ metabolizması</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">B2 Vitamini </span>Hücre düzeyinde solunum uyarıcı; <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/gorme-bozukluklari/">görme</a> işlevi</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">B6 Vitamini </span>Doku <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bazal-metabolizma/">metabolizma</a>sının düzenlenmesi ;</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">B12 Vitamini </span><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/alyuvarlar/">Alyuvar</a> yapımı; sinir sistemi hücrelerinin işlevleri</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">C Vitamini </span>Hücre metabolizmasını uyarıcı; enfeksiyonlara karşı direnç; <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/alerji/">alerji</a> önleyici etki</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">D Vitamini </span>Kemik için gerekli kalsiyum ve fosfor metabolizması</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">E Vitamini </span>Erkek ve kadın üreme hücrelerinin gelişimi; gebelik süreci</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">K Vitamini </span>Protrombin bireşimlenmesi; <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kanin-pihtilasmasi/">kan pıhtılaşması</a></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">PP Vitamini </span>Şeker yıkımında kullanılan enzimlerin bireşimlenmesi; Pellagra hastalığını   önleyici erki</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/vitaminlerin-fizyolojik-etkileri-ve-rol-oynadiklari-surecler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yağda Çözünen Vitaminler</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/yagda-cozunen-vitaminler/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/yagda-cozunen-vitaminler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 21:21:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[A vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[D vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[E vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[K vitamini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=3153</guid>
		<description><![CDATA[A vitamini Retinol, retinal ve retinoik asit gibi biçimlerde bulunur. Bunlann en etkin olanı retinoldür. Bazı bitkilerde pigment (boyarmadde) olarak bulunan beta-karoten (provitamin A) vücutta A vitaminine dönüştürülür. Balık yağında, karaciğerde, yumurta şansında, tam yağlı sütte ve tereyağında bol miktarda A vitamini vardır. Yeşil sebzelerde, ıs­panakta, havuçta ve turunçgillerde karoten miktarı yüksektir. Normal beslenmeyle yeterli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>A vitamini </strong></span></p>
<p>Retinol, retinal ve retinoik asit gibi biçimlerde bulunur. Bunlann en etkin olanı retinoldür. Bazı bitkilerde pigment (boyarmadde) olarak bulunan beta-karoten (provitamin A) vücutta A vitaminine dönüştürülür. <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/balik-yagi/">Balık yağı</a>nda, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/karaciger/">karaciğer</a>de, yumurta şansında, tam yağlı sütte ve tereyağında bol miktarda A vitamini vardır. Yeşil sebzelerde, ıs­panakta, havuçta ve turunçgillerde karoten miktarı yüksektir. Normal <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/beslenme-bozuklugu/">beslenme</a>yle yeterli miktarda A vitamini alına­bilir. Önerilen günlük doz kadınlarda 4.000 IU (uluslararası birim), erkekler­de 5.000 IU&#8217;dur.</p>
<p>A vitamininin vücutta özellikle epitel ve mukoza hücrelerinin bütünlüğünü sağlamaya yönelik önemli işlevleri var­dır. A vitamini vücutta doku yenilenme­sini ve hücre onarımını sağlayıcı etki gösterir.</p>
<p><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/bakteriyel-enfeksiyonlar/">Enfeksiyonlar</a>a karşı doğal sa­vunma direncini destekler. Kemik bü­yümesi, üreme ve embriyon gelişimi için de büyük önem taşır. A vitamini eksikliğinin alacakaranlıkta görmeyi azaltarak <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/gece-korlugu/">gece körlüğü</a>ne yol açtığı es­kiden beri bilinmektedir.</p>
<p>A vitamininin meme, akciğer, kalın­bağırsak, prostat ve dölyatağı boynu tü­mörlerini, kalp hastalıklarını, damar sertliğini ve yaşlanmaya bağlı görme kaybını önlediği öne sürülmektedir. Aşın miktarda A vitamini alımına (50.000-100.000 IU) bağlı olarak ortaya çıkan A vitamini fazlalığında (hipervi-taminoz A) aşırı duyarlılık, iştah kaybı, baş ağrısı, deride kuruluk ve soyulma gibi belirtiler görülebilir.</p>
<p>A vitamini zehirlenmesinde kafaiçi basıncı artar, röntgen filminde özgül kemik bozuk­lukları görülür. Kanda A vitamini düze­yi çok yükselmiştir. Beta-karoten ise vücutta gerek duyulduğu ölçüde A vita­minine çevrildiğinden fazla alındığında bile zehir etkisi yaratmaz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-5627" title="yagda cözunen" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2009/04/yagda-cözunen.jpg" alt="yagda cözunen" width="217" height="146" />D vitamini </strong></span></p>
<p>Etkin biçimleri ergokalsiferol (D2 vitamini) ve kolekalsiferoldür (D3 vitamini). Her iki madde de besin­lerle alınan bazı öncü maddelerin güneş ışığının etkisiyle deride bireşimlenmesi sonucu ortaya çıkar. D vitamini kalsiyu­mun bağırsaklardan kana ve kandan ke­miklere geçişini düzenleyerek <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalsiyum/">kalsiyum</a> metabolizmasında rol oynar. Kanda kal­siyum düzeyi D vitamini, paratiroit hor­monu ve kalsitonin ile belirlenir.</p>
<p>Bol güneşli tropik bölgelerde D vitamini ek­sikliği seyrek görülür. Güneşli günlerin sayılı olduğu Kuzey ülkelerinde ise D vitamini eksikliğine daha sık rastlanır. Besinlere morötesi ışın uygulanması D vitamini miktarım artırır. Karaciğer, te­reyağı, balık, yumurta şansı D vitamini bakımından zengin besinlerdir. Günlük önerilen 200 IU D vitamini gıda madde­leriyle alınabilir.</p>
<p>D vitamini eksikliği kalsiyum ve fosfor emilîmini aksatarak kemiklerdeki kalsiyum miktarını azaltır. Çocuklarda <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/cocuklarda-rasitizm/">raşitizm</a> denen hastalığa yol açan bu durum kaburgalar, kafatası ve bacak kemiklerindeki yapı bozukluklarıyla ken­dini belli eder. Erişkinlerde D vitamini eksikliğinin bir sonucu olan kemik yu­muşaması ise osteomalazi adıyla tanı­nır.</p>
<p>Aşırı D vitamini alımına bağlı ola­rak ortaya çıkan D vitamini fazlalığının başlıca belirtileri halsizlik, çabuk yo­rulma, baş ağrısı, bulantı, kusma ve is­haldir. Boşaltım sisteminde kalsiyum çökelmesi sonucu idrar yolu taşları olu­şabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>E vitamini </strong></span></p>
<p>Kimyasal adı alfatokoferol olan E vitamini özellikle ay­çiçeği gibi yağlı tohumlarda, sebzeler­de ve balık yağında bulunur. Koroner kalp hastalığı, kas atrofisi (doku gerile­mesi), itiyadı düşük (sürekli kendiliğin­den düşük) ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/sizofreni/">şizofreni</a> gibi çok deği­şik hastalıklarda E vitamininin yararlı olduğu öne sürülmüştür.</p>
<p>Son yapılan çalışmalar ise E vitamininin oksitlen­meyi engelleyici etkisi nedeniyle yüksek dozlarda alındığında kalp hastalığı ve bazı <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kanser/">kanser</a> türlerine karşı koruyucu olabileceğini göstermiştir. Bu çalışma­lara göre E vitamini eklem ve deri has­talıklarında doku yenilenmesine yar­dımcı olmaktadır. Önerilen günlük doz kadınlarda 12 IU, erkeklerde 15 IU&#8217;dur. Bu miktarlan 100 kat aşan dozlarda bi­le bir yan etkisi saptanmamıştır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>K vitamini </strong></span></p>
<p>Kanın pıhtılaşması için gerekli olan ve karaciğerde üretilen bir­çok <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/pihtilasma/">pıhtılaşma</a> faktörünün bireşiminde temel öneme sahiptir. Kimyasal olarak doğal bitkisel K vitamini filokinondur. Lahana, karnabahar, ıspanak, soya ya­ğı, şeftali ve patateste, karaciğerde, ba­lık yağında, yumurta şansı ve peynirde az miktarda bulunur.</p>
<p>Tedavide kullanı­lan yapay türevi menandiondur. Gün­lük önerilen dozu 65 mikrogramdır. Vi­tamin haplarında bulunmayan K vita­mini tıpta pıhtılaşma zamanını kısalt­mak amacıyla ve karaciğer hastalarında kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/yagda-cozunen-vitaminler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vitamin ve Mineraller</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/vitamin-ve-mineraller/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/vitamin-ve-mineraller/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 21:06:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-M]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[Mineraller]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun gereksinimleri vitamin ve mineral]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=3151</guid>
		<description><![CDATA[Vitaminler vücudun sağlıklı çalışması için gerekli organik maddelerdir. Vücutta belirli miktarda üretilen D vitamini ve bağırsaklarda bakterilerce bireşimlenen B vitamini dışındaki vitaminler vücutta üretilemez. Vitamin ve mineraller vücutta meta­bolizma ürünlerinin &#8220;koenzimleri&#8221; ola­rak görev alır. Yaşamın sürmesini sağ­layan biyokimyasal olayları gerçekleşti­ren birçok tepkimede özgül enzimler belirleyici bir rol oynar. Ama söz konu­su tepkimelerin hızla oluşması için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vitaminler vücudun sağlıklı çalışması için gerekli organik maddelerdir. Vücutta belirli miktarda üretilen D vitamini ve bağırsaklarda bakterilerce bireşimlenen B vitamini dışındaki vitaminler vücutta üretilemez. </strong></p>
<p>Vitamin ve mineraller vücutta meta­bolizma ürünlerinin &#8220;koenzimleri&#8221; ola­rak görev alır. Yaşamın sürmesini sağ­layan biyokimyasal olayları gerçekleşti­ren birçok tepkimede özgül enzimler belirleyici bir rol oynar. Ama söz konu­su tepkimelerin hızla oluşması için birer koenzim olan vitamin ve mineraller ge­reklidir.</p>
<p>Vitaminler kimyasal yapılan bakımından büyük farklılıklar gösterdi­ğinden tek bir kimyasal grupta toplana­maz. Harflerle adlandırılan bu maddeler yağda çözünen ve suda çözünen vita­minler olarak iki büyük grupta sınıflan­dırılır.</p>
<p>Yeterli miktarda meyve ve sebzenin yanı sıra et, balık, yumurta gibi <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/proteinler-hakkinda-bilgiler/">protein</a> bakımından zengin yiyecekleri içeren dengeli bir beslenme sayesinde vücut için gerekli bütün vitaminler alınabilir. Vitaminlerin yetersiz alınması duru­munda vitamin eksikliğine bağlı çeşitli hastalıklar ortaya çıkar.</p>
<p><a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/">Sağlık</a>lı bir yaşam için gerekli vita­min ve mineral miktarlarını saptamak büyük önem taşıdığından bu konuda çe­şitli çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde insan vücudu için gerekli bütün vitamin ve minerallerin belirlendiği sanılmakta­dır. Uzmanlar besinle alınması gereken (vitamin ve mineral miktarlarını yeni bileşenler ışığında sürekli güncelleştirmekte, ama söz konusu değerlerin kesin­den uzak ve ortalama rakamlar olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>Bireysel vitamin ve mineral gereksinimi yaş, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/cinsiyet-rolu/">cinsiyet</a>, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalitim/">kalıtım</a>, çevresel etkenler, yaşam biçi­mi, özel durumlar ve bazı hastalıklar gi­bi kişiye özgü etkenlere bağlı olarak az ya da çok değişebilir.</p>
<p>Hekimler birçok durumda hastaları­na ek vitamin almalarını önerirler. <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/besinler-temel-gida-maddeleri/">Be­sinler</a>le alınan vitaminlerin yetersiz ol­ması, bağırsaktan vitamin emilimini azaltan hastalıklar, büyüme, ağır beden­sel çalışma, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/gebelik/">gebelik</a>, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/emzirme/">emzirme</a>, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/adet-kanamasi/">âdet</a> dö­nemleri, kronik hastalıklar gibi nedenlerle vücudun vitamin ve mineral ge­reksinimleri artabilir.</p>
<p>Hipertiroidizm (tiroit bezinin aşın çalışması), ateşli en­feksiyon hastalıkları, doku kaybına ne­den olan hastalıklar da vitamin gereksi­nimini artırır. Piyasada tedavi edici ya da günlük gereksinimleri karşılayıcı dozda vitamin ve mineral içeren çeşitli <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/ilac/">ilaç</a>lar bulunmaktadır. Bunlar hap, suda eriyen tablet ve içeriği damar ya da kas içine verilen ampul biçiminde olabilir.</p>
<p>Yağda çözünen vitaminler <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/vucut/">vücut</a> yağında depolanır. Bu gruba giren A ve D vitaminleri aşırı ölçüde alındığında yağ dokusunda birikebilir ve zehirlenmeye yol açabilir. B grubu vitaminler ve C vitamini ise suda çözünür. Suda çözünen <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/vitamin/">vitamin</a>ler kısa sürede idrar yoluyla dışarı atılır ve aşırı miktarda alınsalar bile ender olarak ancak çok yüksek dozlarda zehirlenmeye yol açar­lar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/vitamin-ve-mineraller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Veneriyen Hastalıklardan Lenfogranuloma Venerum</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/veneriyen-hastaliklardan-lenfogranuloma-venerum/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/veneriyen-hastaliklardan-lenfogranuloma-venerum/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 20:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[Lenfogranuloma Venerum]]></category>
		<category><![CDATA[Veneriyen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/veneriyen-hastaliklardan-lenfogranuloma-venerum/</guid>
		<description><![CDATA[Cinsiyet organlarında çıban şeklinde baş­layan ve ülserleşen, cinsel temas ile bula­şan ihbarı meeburi hastalıklardan birisi de lenfogranuloma venerumdur. Hastalığın etkeni virüslere benzeyen chlamydia türü bir mikroorganizmadır. Mikrop lenf ve kan yoluyla yayılarak kronik iltihaplı bir has­talık yapar. Kuluçka devresi 7-12 gündür. Bu hastalıkta kasık lenf ganglıonlarının iki taraflı olarak şişmesi, ağrılı olması, yara etrafında ödem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="left" width="256" src="http://img59.imageshack.us/img59/7484/sarkcibanibqw1.jpg" alt="Veneriyen Hastalıklardan Lenfogranuloma Venerum" height="192" style="width: 178px; height: 178px" />Cinsiyet organlarında çıban şeklinde baş­layan ve ülserleşen, cinsel temas ile bula­şan ihbarı meeburi hastalıklardan birisi de lenfogranuloma venerumdur. Hastalığın etkeni virüslere benzeyen chlamydia türü bir mikroorganizmadır. Mikrop lenf ve kan yoluyla yayılarak kronik iltihaplı bir has­talık yapar. Kuluçka devresi 7-12 gündür. <span id="more-475"></span>Bu hastalıkta kasık lenf ganglıonlarının iki taraflı olarak şişmesi, ağrılı olması, yara etrafında ödem meydana gelmesi, defekasyonun ağrılı olması karakteristiktir Ay­rıca ateş, başağrısı, titreme, eklem ağrısı, karında kramp şeklinde ağrılar olabilir. Lenfogranulama venerumun teşhisi için a-lınan akıntıda Freı testi ve kompleman bir­leşmesi reaksiyonu uygulanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/veneriyen-hastaliklardan-lenfogranuloma-venerum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>K Vitamini</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/k-vitamini/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/k-vitamini/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Mar 2008 17:52:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-V]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler]]></category>
		<category><![CDATA[K Vitamini eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[K Vitamini eksikliğine bağlı hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[K Vitamini hangi besinlerde bulunur]]></category>
		<category><![CDATA[K Vitamini olan meyve ve sebzeler nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/k-vitamini/</guid>
		<description><![CDATA[K vitamini normal olarak barsakta bulu­nan bazı bakteriler tarafından yapılan ve eriyen bir vitamindir. Ispanak, lahana, do­mates, soya fasulyesi, kabak ve yumurta sarısı gibi besinlerde de bulunur. K vitamini eksikliğinde karaciğer protrombin denen bir maddeyi yapamaz ve sonuç olarak kanın koagülasyonu yani pıhtılaşma mekanizması bozulur. Bu ne­denle K vitaminine koagulasyon vitami­ni de denir. Kanama ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>K vitamini normal olarak barsakta bulu­nan bazı bakteriler tarafından yapılan ve eriyen bir vitamindir. Ispanak, lahana, do­mates, soya fasulyesi, kabak ve yumurta sarısı gibi besinlerde de bulunur. K vitamini eksikliğinde karaciğer protrombin denen bir maddeyi yapamaz ve sonuç olarak kanın koagülasyonu yani pıhtılaşma mekanizması bozulur. <span id="more-358"></span>Bu ne­denle K vitaminine koagulasyon vitami­ni de denir. Kanama ve pıhtılaşma bozuk­luklarında K vitamini eksikliği akla gelme­lidir. Karaciğerin safra yollarının tıkanma­sı ve yeni doğanların sarılıkları K vitami­ni eksikliği sonucu meydana gelebilir, K vitamini tek bir vitamin değildir. Günümüz­de Kj Ki Kn K4 ve K5 adı verilen vitaminler bulunmuştur. Sentetik olarak elde edilen bir kısım K vitamini preparatları suda eri­diğinden damardan da yapılabilmektedir. K vitamini bazı kanama bozukluklarında ağızdan veya kalçadan verilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/k-vitamini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

