Metabolizma Hastalıkları

Besinlerin organizma için gerekli enerjiyi sağlamak üzere sindirim sisteminde par­çalanarak yıkılmaları, emilmeleri, bazıları­nın yeniden yapılmaları, depo edilmeleri metabolizma dediğimiz olaylar zinciri için de oluşur. Sindirim sisteminde başlayan ve hücre düzeyinde devam eden bu biokimyasal olaylar halkasında bozukluk, re­aksiyonların yavaşlaması, hızlanması, ara maddelerin oluşmaması, fermentlerin ve hormonların salgılanmasındaki değişmeler metabolizma hastalıklarını meydana geti­rirler.
Lipid metabolizması bozuklukları:
Yağ dediğimiz besin maddesi vücudumuz­da bağırsaklardan emildikten sonra lenf do­laşımına ve kana geçer. Kan serumundaki yağlara serum lipidleri denir ve bunlar trigliserid, kolesterol ve yağ asitleri isimleri altında değişik kimyasal yapılar olarak bu­lunurlar.
Kanda kolesterinin arttığı esansiyel hiper-kolesterolemi denilen ailevi hastalıkta er­ken bir kalp yetmezliği, damar sertliği, göz kapaklarının etrafında san plaklar (ksan-talesma) gibi belirtiler görülür, ledavide yağlardan .özellikle doymuş yağ asitlerin­den fakir bir diyet uygulanır. Derialtı yağ dokusunda oluşan ve yağ tu-möru denilen lipomların meydana gelişleri yağ metabolizmasının bozukluğunun bir belirtisi olabilir. Menopoza girmiş bazı ka­dınlarda derialtı lipomları ve yağ tabaka­ları ağrı yapabilir. Bu duruma, adipozitas doloroza adı verilir. Rejim ile zayıflatmak mümkün olmayan vakalarda, operasyon gerekebilir. Yağ dokusunun iltihaplanması ve dejenere olması halinde VVeber-Chris-tion hastalığı söz konusudur.
Protein metabolizması bozuklukları:Kan proteinlerinin yapı bozuklukları veya eksiklikleri birçok hastalıklarda görülen belirtileri meydana getirirler. Kanda büyük protein moleküllerinin bulunduğu Walden-strom hastalığında, (makrogloblunemi) halsizlik, kilo kaybı, nefes darlığı, kana­maya meyil ve görme bozukluğu gibi be­lirtiler vardır.
Antikor eksikliği sendromu denilen ve lenfoid dokuda antikor yapımının durması so­nucu hastalıklara, özellikle mikroplu has­talıklara karşı direncin azalması gibi du­rumlarda kanda gamma globulin denilen protein ya çok azalmıştır veya hiç yoktur.
Bu duruma agammaglobulinemi denir. Doğuştan veya sonradan oluşan hastalık­larda multiple myelom ve lösemi görülür.
Tedavide antibıotikler ve gamma globulin preparatları kullanılır.Çeşitli dokularda (karaciğer, böbrek, ada­le, dalak, v.b.) protein ve mukopolisakkarit karışımı bir madde olan amiloid birik­mesinden meydana gelen hastalığa ise amiloidoz denir. Değişik biçimlerde görülen bir metabolizma hastalığıdır.
Karbonhidrat metabolizma bozuklukları :Karbonhidratların özellikle glikoz metabo­lizması bozukluğu sonucu meydana gelen hastalıkta kan şekeri artmış, hiperglisemi meydana gelmiştir. Şeker hastalığı (diabetes mellitus), insulin adı verilen bir hor­monun eksikliği ve şeker metabolizması bozukluğu sonucu meydana gelmektedir.
Karbonhidrat metabolizmasının doğuştan bozuk işlemesi sonucu, şekerin karaciğer­de depolanma şekli olan glikojenin artma­sına, glikojenoz veya glikojen depo hasta­lıkları denir.
Von Gierke ‘hastalığı (Hepatorenal gliko­jenoz) özellikle glikoz 6-fosfat enzimi ek­sikliğinde karaciğerde depo glikojen mik­tarının artmasına yol açan kalıtımsal bir metabolizma hastalığıdır. Sonuç olarak karbonhidratlar glikoza çevrilemediğinden kan şekeri azalmakta (hipoglisemi), iştah­sızlık, kilo kaybı ve konvulsiyonlar görül­mektedir. Süt çocuğunda karaciğerin, böb­reklerin büyümüş olması dikkati çeker. Te­davisi yüz güldürücü değildir. (Galaktozemi, fruktozuri, pentozüri gibi) başka gliko-jenozlar da görülmektedir.
Hemakromatoz vücutta fazla miktarda de­mir toplanması sonucu karaciğer sirozu, şeker hastalığı ve deride renk artışı ile karakterize kronik bir hastalıktır. Bu şe­kilde oluşan şeker hastalığına derinin ren­ginden ötürü tunç diyabeti adı da verilir. Konjenital veya doğumdan sonra meydana gelir. Porfirya değişik şekillerde görülen (eritro-poetik, hepatik v.b.) ve porfirin metaboliz­ması bozukluğuna bağlı kalıtımsal bir has­talıktır. En az 5 ayrı tipi vardır. Deride kah­verengi lekeler ve egzama gibi belirtiler. ışığa karşı duyarlılık (fotosensitivite) kolik tarzında meydana gelen karın ağrıları, baş-ağrısı, kusma, nevrasteni, delirium ve hat­ta komaya kadar giden sinir sistemi be­lirtileri görülebilir. Bu kimseler barbitürat denilen uyku ilaçları ve anastezide kulla­nılan bazı narkotik maddelere karşı aşırı duyarlık gösterir ve hastalıkları nöbet şek­linde birden ortaya çıkabilir. Teşhis idrar­da porfirin görülmesi ile konur. Bazı va­kaların tedavisinde adenosin fosfat kul­lanılmaktadır.
Familyal periyodik paralizi, gövde, kol ve bacak adalelerinde zaman zaman gevşek felçler şeklinde beliren 10-20 yaşları ara­sında görülen kalıtımsal bir sendromdur.
Daha çok hücre içinde bulunan potasyum iyonunun hüere dışına kaçması sonucu meydana geldiği düşünülmekte ve tedavi­de potasyum tuzları kullanılmaktadır

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

sağlık