Mide

Midenizin nasıl dolduğunu biliyor musunuz?.. Aşağıdan yukarıya doğru mu doluyor yoksa yukarıdan aşağıya doğru mu doluyor?.. Bildiğimiz kadarıyla her midenin kendine özgü bir tonusu vardır. Mideye yemek borusundan yiyecekler kısım kısım geldikçe ön duvar arka duvardan ayrılmaya ve yavaş yavaş dolduğu oranda kas katları gevşeyerek içindekilerine adapte olmaya başlar. Yani, mide yukarıdan aşağıya doğru, birbirine yapışıkmış gibi duran mide duvarlarını aça aça dolar. Biz bu mideye terbiyeli, aklı başında, deforme olmamış mide deriz.

Bir de gevşek mideler vardır. Bunların sanki dünya umurunda değildir. Ne gelse ve ne kadar gelse, kabulüdür. Bu tip mideler, sanki bir çöp tenekesi gibi aşağıdan yukarıya doğru dolarlar. Yani, alınan gıdalar bir prosedür falan dinlemeden soluğu midenin dibinde alırlar. Hele bir de gevşek dediğimiz midenin daha da gevşeği vardır ki, evlere şenlik! Neyse, biz işi o kadar uç noktalara götürmeyelim. Tabii ki, bu arada sert mideleri de unutmamak gerekir. Bu mideler diğer midelere göre çok daha hareketlidir. Mide hareketlerine peristaltik hareketler denir. Bu hareketler sayesinde sindirim kolaylaşır ve besinler rahat hareket ederler. Peristaltik hareketler dalga şeklindedir. Bir dalga tüm mideyi ortalama bir dakikada katedebilmektedir. Normal bir midede, dakikada üç-dört dalga, yani peristaltik hareket gerçekleşir. Aşağıdan yukarıya doğru olan midelerde bu dalga sayısı bir-iki kadardır. Sert midelerde dalga sayısı beş-on arasıdır. Her iki durum da normal değildir. Alkol, kahve, asitli içecekler, stres dalgaların artmasına neden olurlar. Korku, fiziksel yorgunluk, zihin yorgunluğu, ağrılar, sigara mide hareketini ve tonusunu azaltmaktadırlar. Bu hareketlerin sürekli az olması veya sürekli fazla olması metabolizmaya zarar verebilmekte, alınan besinlerden yeteri kadar faydalanmamaya neden olabilmektedir.

Sevgili mideniz, sindirim borusunun en geniş kısmı olup yemek borusu ile barsağın birinci kısmı olan duedonum arasına yerleşmiş, kıymetli bir organdır. Dolma kapasitesi sanıldığı kadar fazla değildir. Tüm kapasitesi bir-bir buçuk litre kadardır. Mideniz üç kısma ayrılmıştır. Bunlardan birinci kısım her zaman hava içermektedir, dolayısıyla duvarlar birbirine tam yapışık durmazlar; ikinci kısım ise, midenin en çok genişleyebilen kısmıdır. Ayrıca, bu kısım bir depo görevi görmektedir. Son kısım ise karıştırıcı, sıkıştırıcı ve boşaltıcı bir fonksiyona sahiptir. Burada besinler artık yarı sıvı haline gelmişlerdir. Aç kimselerin uzun zaman boş kalmış midelerinde müthiş kasılmalar olabilmektedir. Bunlara açlık kasılmaları denmektedir. Bu durum normaldir, gastrit veya ülserle karıştırmamak gerekir. Bir şeyler yendiği takdirde bu kasılmalar geçecektir. En doğrusu mideyi çok uzun süre boş bırakmamaktır. Ortalama üçer saat ara ile midenize az da olsa bir şeyler gönderilmesi en uygun olanıdır. Yani, normal beslenmenizde bu üç saat kuralına uymak gerekmektedir. Azar azar ve sık sık beslenmek prensibiniz olmalıdır. Bu sayede hem, midenizi korumuş olursunuz, hem de kilonuzu muhafaza edebilirsiniz. Ayrıca, bu şekilde davranarak kan şekerinizi kontrol altında tutabildiğiniz gibi, sinir sistemi faaliyetlerinizin de yolunda gitmesini sağlarsınız. Fazla kilolu bireylerde mide yapısı bozulmuştur. Yani, mide aşağıdan yukarıya doğru dolmaya başlamıştır. Ancak bu birey zayıflayıp normal kilosuna ulaştığında, mide yapısı da düzene girmektedir.

Bir de mideyi ters yönde çalıştırma olayı vardır. Mide ve barsaklarda bulunan besinlerin, gerisingeriye zorlu bir şekilde dışarıya çıkarılması demek olan bu olaya “kusma” denir. Derin bir nefes alma ile başlayan kusma olayı, metabolizmaya ve mide-barsak sistemine zarar vermektedir. Asla keyfi olarak kusmaya sebep olmamak gerekir. Bazı kişiler, bol miktarda yemek yiyip daha sonra bu yiyecekleri kusma yolu ile dışarı atarak o besinlerin kalori hışmından kurtulmaya çalışırlar. İşte bu durum çok yanlıştır. Sevgili midenize fevkalade zarar verdiğiniz gibi, yiyeceklerin kalorisinden bu yolla kurtulmanız da imkânsızdır. Cefakâr ve de vefakâr midenizi ihmal etmeyin. Unutmamak lazım, kalbe giden yol asla mideden geçmemeli. Çünkü, mideniz yol geçen hanı değildir.

Hangi tip mideye sahip olursanız olun kaybedilmiş pek fazla bir şey yoktur. Midenizi lüzumsuz şeylerin atıldığı yer olarak görmekten vazgeçin ve şu fazla kilolarınızdan bir an önce kurtulun. Midenizi yeniden kazanabilirsiniz. Yeter ki midenizi düzene sokmak için ilk adımı atın.

Hasta olan veya hastalık belirtileri gösteren herkesin, büyük olasılıkla, bir besin yetersizliğinden kaynaklanan ve doğru beslenme ile düzelebilecek bir sorunu vardır.

Herhangi bir hastalık bireyin metabolizmasında bir bozukluk olduğunu gösterir. Örneğin, kalp hastası bir insanın yüksek kolesterolü olabilir. Egzamalı bir çocuk belli yiyeceklere alerjik olabilir. Beslenme insanın biyokimyasında, dolayısıyla sağlığında en az eczacılık kadar önemli bir etkendir. Hasta ya da hastalık belirtileri gösteren bir insanın biyokimyası bozulmuştur ve bozukluk doğru beslenme yolu ile düzeltilebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

sağlık