Ömer Faruk Inanç
2022 yılından bu yana Anadolu Sağlık Merkezi’nde genel cerrahi uzmanı olarak görevini sürdürüyor.
Hekim Seçiniz
Anadolu Medical Center
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi veya Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nde daha önce işlem yaptırdıysanız, T.C. Kimlik Numaranız ve doğum tarihiniz ile giriş yaparak randevu işleminizi tamamlayabilirsiniz.
Gün / Ay / Yıl formatında giriniz Devam EtAnadolu Sağlık Merkezi Hastanesi veya Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nde daha önce işlem yapmadıysanız,bilgilerinizi giriş yaparak randevu işleminizi tamamlayabilirsiniz.
Randevu talebinizi onaylamak için lütfen telefonunuza gelen 5 haneli kodu girin.
Randevunuz başarılı bir şekilde oluşturulmuştur
Yeni Randevu OluşturRandevunuzu oluşturmak için çağrı merkezimizi arayabilirsiniz.
Hekimimizden randevu almak için Çağrı Merkezimizi arayabilirsiniz.
44 44 276Uzmanlık
- Genel cerrahi
- Kolorektal Cerrahi
Eğitim
- Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi (2002 – 2009)
- Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği (2014-2019)
Çalıştığı Kurumlar
- Sakarya Yenikent Devlet Hastanesi
- Kütahya Altıntaş İlçe Devlet Hastanesi
- Şırnak Asker Hastanesi
- Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü
- Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Sancaktepe Eğ. ve Araşt. Hastanesi
- Anadolu Sağlık Merkezi
16. Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Kongresi Bilgi Yarışması Birincilik Ödülü
- Türk Cerrahi Derneği
- Türk Kolon ve Rektum Cerrahi Derneği
- İstanbul Tabip Odası
- 22. Selim Anorektal Hastalıklar Kursu (Türk Cerrahi Derneği, 2018)
- TCD Yeterlilik Board Okulu (Türk Cerrahi Derneği, 2018)
- Travma ve Acil Cerrahi – Uygulama Teknikleri Kursu (Türk cerrahi Derneği, 2018)
- Tiroid ve Meme – Kolorektal Cerrahisi Kadavra Kursu (Türk Cerrahi Derneği, 2019)
1- The İmpacts of The COVID-19 Outbreak on Emergency Department Visits of Surgical Patients, Ulus Travma Acil Cerrahi Derg. 2020 Sep; 26(5): 685-692. Doi: 10.14744/ etd.2020.67927
2- Comparison of Short-Term Results of Open and Laparoscoic Surgery in Gastric Cancer at a New Regional Hospital: A Single Surgeon Experience, J Health Sci Med. Doi: 10.32322/jhsm.977204
Kitap Bölümü:
1- İnanç Ö F. (2020), Covid-19 ve Pandemi Hastanesine Dönüşüm, Nurettin Yiyit (Ed.), Pandemide Genel Cerrahi Klinik Yönetimi (s.225-230), Galenos Yayınevi, İstanbul.
2- İnanç Ö F. (2021), Hiperlipidemi ve Yönetimi, M. Akif Öztürk (Ed.), Hiperlipidemilere Cerrahi Yaklaşımın Etkileri (s. 105-117), Akademisyen Yayınevi, Ankara
Sözlü Bildiriler:
1- Nejdet Bildik, Metin Kement, Ali Emre Atıcı, Kenan Çetin, Yunus Emre Altuntaş, Nuri Emrah Göret, Aytaç Emre Kocaoğlu, Selçuk Kaya, Ömer Faruk İnanç, Erkan Çelik, Selahattin Vural (2015). Sigmoid Volvulus: Mortaliteye Etkili Olabilecek Faktörlerin Araştırılması, 10. Ulusal Travma ve Acil Kongresi 28 Ekim – 1 Kasım 2015, Antalya.
2- Mehmet Karahan, Ömer Faruk İnanç, Önder Altın, Selçuk Kaya, Yunus Emre Altuntaş, Ahmet Feran Ağaçhan (2015). Travmatik Pankreas Yaralanmaları, 10. Ulusal Travma ve Acil Kongresi 28 Ekim – 1 Kasım 2015, Antalya.
3- Kemal Eyvaz, Metin Kement, Hakan Acar, Nuri Emrah Göret, Ömer Faruk İnanç, Ferhat Yıldız, Murat Beyatlı, Abdulkadir Deniz, Nejdet Bildik (2015). Elektrik Yanıklı Hastalarda Negatif Basınçlı Yara Tedavisi Kullanımının Değerlendirilmesi, 10. Ulusal Travma ve Acil Kongresi 28 Ekim – 1 Kasım 2015, Antalya.
4- Ömer Faruk İnanç, Cem Batuhan Ofluoğlu, Nuri Emrah Göret, Hasan Ediz Sıkar, Önder Altın, Selçuk Kaya, Yunus Emre Altuntaş, Ahmet Feran Ağaçhan (2016), Rektosel tedavisinde cerrahi seçim ne olmalı?, 20. Ulusal Cerrahi Kongresi 13-17 Nisan 2017, Antalya.
5- Ömer Faruk İnanç, Cem Batuhan Ofluoğlu, Nuri Emrah Göret, Önder Altın, Selçuk Kaya, Hasan Ediz Sıkar, Nejdet Bildik, Ahmet Feran Ağaçhan, Rektovajinal Fistül, 20. Ulusal Cerrahi Kongresi 13-17 Nisan 2017, Antalya.
6- Çetin K, Kündeş M F, Sıkar H E, İnanç Ö F, Ofluoğlu C B, Bildik N, Kement M, Eser M. Patolojik Meme Başı Akıntısında Mikroduktektomi İle Major Duktus Eksizyonunun Malignite Saptamadaki Etkinliğinin Karşılaştırılması, 20. Ulusal Cerrahi Kongresi 13-17 Nisan 2017, Antalya.
7- İnanç Ö F, Tosun Y, Altundağ İ. (2018), Yaşlı Hastalarda Akut Appendisit: Alvarado Skoru ve Bilgisayaralı Tomografinin Tanısal Değerinin İncelenmesi, 21. Ulusal Cerrahi Kongresi 11-15 Nisan 2018. Antalya.
8- İnanç Ö F. (2019), İnguinal Herni Onarımında Klasik Yöntemler (Bassini ve Shouldice) ile Modern Yöntemlerin (TEP ve Linchtenstein) Karşılaştırılması, 14. Ulusal Laparoskopik Endoskopik Cerrahi Kongresi 19-23 Nisan 2019. Bafra, Kıbrıs.
9- İnanç Ö F. (2019), 569 Hastalık Laparoskopik Kasık Fıtığı Tecrübemiz, 14. Ulusal Laparoskopik Endoskopik Cerrahi Kongresi 19-23 Nisan 2019. Bafra, Kıbrıs.
10- İnanç Ö F. (2021), Nadir Bir Anorektal Ağrı Nedeni Olarak Anorektal Tutulumlu Sifilis, 6. Uluslar arası Hipokrat Tıp ve Sağlık Bilimleri Kongresi 30 Nisan – 1 Mayıs 2021, (Presentation ID:356, pp: 567)
11- İnanç Ö F. (2021), Serum İnflamatuar Parametreleri ve Preoperatif Bilgisayarlı Tomografi (BT) Görüntülemesinin Appendektomi Sonrası Komplikasyonları Öngörmedeki Rolü, 13. Ulusal Travma ve Acil Kongresi 11-12 Aralık 2021. Sanal Kongre.
İlgi Alanları
İç hemoroid, makat bölgesindeki damarların şişmesi ve genişlemesi sonucu oluşan yaygın bir rahatsızlıktır. Genellikle anüsün iç kısmında yer alan bu damarlar, çeşitli nedenlerle basınca maruz kalarak iltihaplanabilir, ağrı, kanama ve rahatsızlık hissine yol açabilir. İç hemoroidler, dış hemoroidlerden farklı olarak genellikle ağrısızdır ancak ilerledikçe ciddi semptomlar ortaya çıkabilir. Bu durum, yaşam kalitesini düşürmekle kalmaz; tedavi edilmediğinde ilerleyerek komplikasyonlara sebep olabilir. İç hemoroidin nedenleri arasında kabızlık, uzun süreli oturma, hamilelik ve aşırı ıkınma gibi faktörler bulunur. Belirtilerin doğru tanımlanması ve uygun tedavi yöntemlerinin seçilmesi, şikayetlerin giderilmesinde kritik öneme sahiptir. İç hemoroid tedavisinde medikal uygulamalar, yaşam tarzı değişiklikleri ve ileri vakalarda cerrahi müdahaleler kullanılabilir. Bu içerikte, iç hemoroidin nedenleri, evreleri ve tedavi seçenekleri detaylı şekilde ele alınacaktır.
Sindirim sistemi içinde önemli bir görev üstlenen safra kesesinde meydana gelen safra kesesi taşı, önemli sağlık sorunlarına neden olabilen katı kitlelerdir. Bu taşlar genellikle kolesterol, safra pigmentleri ve kalsiyum tuzlarının dengesiz bir şekilde birikmesi sonucu oluşur. Belirli bir süre hiçbir belirti göstermeden sessizce ilerleyebilen safra taşları, tıkanma veya iltihaplanma durumunda şiddetli ağrılarla kendini gösterebilir. Özellikle yağlı yemeklerden sonra ortaya çıkan karın sağ üst bölgesindeki ağrı, en sık karşılaşılan belirtidir. Bu durum tedavi edilmediğinde safra kesesi iltihabı (kolesistit), safra kanalı tıkanıklığı veya pankreatit gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Ciltte oluşan enfeksiyonların en yaygın ve rahatsız edici türlerinden biri olan çıban, farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Deri altındaki kıl köklerinde veya yağ bezlerinde meydana gelen iltihaplanma sonucu ortaya çıkan bu durum, genellikle ağrılı ve kızarık bir şişlik şeklinde kendini gösterir. Çıbanlar, hafif vakalarda kendiliğinden iyileşebilirken, bazı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde, çıbanın yayılma riski artar ve daha büyük enfeksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle çıbanın neden oluştuğunu anlamak, belirtilerini tanımak ve doğru tedavi yöntemlerini uygulamak önemlidir.
Vücudun enfeksiyonla savaşırken oluşturduğu apse, irin (cerahat) dolu iltihaplı bir kitle olarak tanımlanır. Vücut, enfeksiyona neden olan bakterileri yok etmek için bağışıklık sistemini devreye sokar. Enfekte bölgeye beyaz kan hücreleri gönderir. Bunun sonucunda ölü hücreler, bakteriler ve bağışıklık hücrelerinden oluşan irin, vücut dokusunda birikerek şişlik ve ağrıya neden olur. Apseler cilt yüzeyinde (deri apsesi), iç organlarda (karaciğer, akciğer apsesi), diş ve diş etlerinde (diş apsesi) veya kas dokularında oluşabilir. Tedavi edilmezse enfeksiyon yayılabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Büyük cerrahi kesiler yapılmadan, küçük kesilerden girilerek gerçekleştirilen Laparoskopik cerrahi, minimal invaziv bir cerrahi yöntemdir. Günümüzde cerrahi tedavinin birçok alanında tercih edilen bu yöntem, hastalara daha az ağrı, daha kısa iyileşme süresi ve düşük enfeksiyon riski gibi önemli avantajlar sunar. Laparoskopik cerrahide ince ve uzun bir kamera kullanılır. Laparoskop adı verilen bu kamera sayesinde iç organların detaylı görüntüleri alınarak cerrahların küçük kesiler üzerinden ameliyat yapması sağlanır. Laparoskopik cerrahi; karın, üreme organları, safra kesesi ve bağırsaklar gibi pek çok organ ve sistemde çeşitli hastalıkların tedavisinde etkili bir yöntemdir.
Karaciğer, sindirim, metabolizma, toksinlerin atılması ve kanın pıhtılaşmasını sağlayan proteinlerin üretimi gibi çok sayıda temel işlevi yerine getirir. Bu nedenle, karaciğerdeki herhangi bir sağlık sorunu, genel vücut sağlığını doğrudan etkileyebilir. Karaciğer cerrahisi; kanserli veya iyi huylu tümörlerin alınması, kistlerin çıkarılması, siroz gibi karaciğer yetmezliği vakalarında nakil yapılması gibi geniş kapsamlı tedavi yaklaşımlarını içerir. Günümüzde cerrahi teknolojiler ve tedavi yöntemlerindeki ilerlemeler sayesinde karaciğer cerrahisi güvenli ve etkili şekilde uygulanabilir.
Boynun ön kısmında, nefes borusunun hemen üzerinde yer alan Tiroid bezi, kelebek şeklinde küçük bir organdır. Vücudun metabolik dengesinin sağlanmasında büyük rol oynayan bu bez, T3 ve T4 adı verilen hormonları salgılayarak büyüme, enerji kullanımı ve diğer birçok yaşamsal işlevi düzenler. Ancak çeşitli sağlık sorunları tiroid bezinin fonksiyonunu bozabilir. Bu durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Tiroid cerrahisi, tiroid bezinde meydana gelen rahatsızlıkların giderilmesi amacıyla uygulanan özel bir operasyondur. İyi huylu nodüllerden kanserli yapılara, hormon dengesizliklerinden ciddi büyüme sorunlarına kadar birçok durumda başvurulan bu cerrahi işlem, hastaların yaşam kalitesini arttırmada ve sağlıklı bir hormon dengesini sağlamada kritik bir rol oynar.
Polip vücuttaki bir organın üzerinde veya içinde oluşan küçük şişlik gibi büyümelerdir. Bu anormal büyümeler çoğunlukla zararsızdırlar ancak bazı türleri zaman içerisinde kansere dönüşebilir. Polipler vücut içindi farklı dokuların hücrelerinden oluşabilir. Çoğunlukla saplı veya saplı olmayan, çıkıntı şeklinde görülürler. Poliplerin tedavisinde, doktorlar polipin tipine, boyutuna ve konumuna bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri kullanabilirler. Örneğin, küçük ve iyi huylu polipler genellikle cerrahi müdahale gerektirmeden endoskopik yöntemlerle çıkarılabilir. Sindirim sistemi polipleri için kolonoskopi veya endoskopik polipektomi gibi prosedürler sıkça kullanılır. Ancak, kanser riski taşıyan veya semptomlara neden olan polipler daha agresif tedavi gerektirebilir. Bu durumda, cerrahi müdahale, radyasyon tedavisi veya kemoterapi gibi yöntemler tercih edilebilir.
Pankreas kanseri, hem erkek hem de kadınlarda tüm kanser ölümlerine göre dördüncü sırada yer almaktadır. Pankreas karsinomunda, farklı genetik profillere sahip öncüler ayırt edilebilir (PanIN 1 - 3 ve IPMN = pankreasın intraduktal papiller-müsinöz neoplazisi). Pankreas kanserinin mikroskobik tanısı, tüm pankreas tümörlerinin sınıflandırılması çerçevesinde WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından yapılır. Aldığımız besinlerin en ufak moleküllere parçalanmasını sağlayan ve pankreas sıvısını salgılayan pankreas kanallarının hücrelerinden (pankreasın ekzokrin fonksiyonu) kaynaklanan tipi, pankreas kanserinin en sık görülen tipidir. Tümörler pankreasın üç bölümünde (baş, gövde ve kuyruk) gelişebilir. Tüm pankreas sıvısı salgılayan hücrelerden kaynaklı pankreas karsinomlarının yaklaşık yüzde 60-70'i pankreasın baş kısmında, yüzde 10-15'i gövde bölgesinde ve pankreasın kuyruğunda bulunur.
Tiroid kanseri, boynun ön kısmında yer alan ve vücutta hormon üretiminden sorumlu olan tiroid bezinde gelişen bir kanser türüdür. Tiroid bezi; metabolizma hızını, enerji üretimini ve büyümeyi düzenleyen önemli hormonlar salgılar. Tiroid kanseri, bu bezdeki hücrelerin anormal şekilde büyümesi ve kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla meydana gelir. Erken evrelerde fark edilmesi zor olsa da tiroid kanseri genellikle tedavi edilebilir bir hastalıktır.
Meme kanseri, dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biridir ve erken tanı ile tedavi başarısı oldukça yüksektir. Meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkan bu hastalık, başlangıçta belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli taramalar, kendi kendine meme muayenesi ve farkındalık büyük önem taşır. Meme kanseri yalnızca kadınları değil, nadir de olsa erkekleri de etkileyebilir. Risk faktörlerini bilmek, erken belirtileri tanımak ve doğru zamanda doktora başvurmak, hastalığın seyrini belirleyen en önemli unsurlar arasındadır.
Tıp literatüründe lipom olarak geçen yağ bezesi, cilt altında yavaşça büyüyen ve genellikle iyi huylu olan yağ dokusu tümörüdür. Çoğu zaman zararsız olan bu kitleler, vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabilir. Yumuşak, hareketli bir doku yapısına sahiptir. Çoğunlukla ağrısız olan lipomlar, sağlık açısından ciddi bir risk oluşturmaz. Ancak, bazı durumlarda büyüklüğü veya konumu nedeniyle rahatsızlık verebilir ya da estetik kaygılara yol açabilir.
Meme kanserinin sık görülmesi, sıklığın giderek artması, erken evrede tedavi edilebilir olması ve erken evrede tanı koymanın günümüz koşullarında olanaklı olması meme kanserinde tarama yöntemlerinin önemini arttırmaktadır.
Estetik bir problem olmanın ötesinde Obezite, kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon ve uyku apnesi gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kronik bir hastalıktır. Dünya genelinde giderek artan obezite oranları, sağlık sektöründe bu durumla başa çıkmak için yeni ve etkili tedavi yöntemleri geliştirilmesine neden olmuştur. Obezite cerrahisi, kilo vermekte zorlanan ve sağlığı tehlike altına giren bireyler için uzun vadeli bir çözüm sunar. Cerrahi yöntemler, mide hacminin küçültülmesi veya sindirim sistemindeki emilimin azaltılması yoluyla hastaların kilo vermesine destek olur. Ancak obezite cerrahisi, yalnızca belirli kriterleri taşıyan hastalar için uygun olup, multidisipliner bir değerlendirme süreci gerektirir.
Kıl dönmesi, tıbbi adıyla “pilonidal sinüs”, cilt altına giren serbest kılların birikerek enfekte olmasıyla ortaya çıkan, çoğunlukla kuyruk sokumunda görülen iltihaplı bir cilt rahatsızlığıdır. En çok genç erkeklerde rastlanan bu durum, ağrı, akıntı ve tekrarlayan enfeksiyon ataklarıyla hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Kıl dönmesi ilerlemeden fark edilip tedavi edilirse kısa sürede kontrol altına alınabilir. Ancak ihmal edilirse, kronikleşebilir ve cerrahi müdahale gerektirebilir. Kıl dönmesinin oluştuğu bölgede, özellikle uzun süre oturmaktan kaynaklı tahrişler kılların cilt yüzeyinden deri altına yönelmesine neden olur. Bu kıllar cilt altında küçük bir kapsül oluşturarak burada iltihap, kötü koku ve zamanla apse gelişimine zemin hazırlar. Her yaşta görülebilmekle birlikte en sık 15–35 yaş arası bireylerde ve yoğun kıllı yapıya sahip erkeklerde görülür.
Kasık fıtığı, karın içindeki organların (genellikle bağırsaklar) kasık bölgesindeki zayıf bir noktadan dışarıya çıkması durumdur. Bu durum; ağır kaldırma, obezite, kronik öksürük gibi faktörlerin etkisiyle oluşabilir ve çeşitli semptomlarla kendini gösterir. Kasık fıtığı önlemek için alınabilecek önlemler oldukça çeşitlidir. Kasık fıtığının ne olduğunu bilmek belirtilerini fark edebilmek ve nedenlerini gözlemleyerek uygun tedavi seçeneklerini gerçekleştirmek oldukça önemlidir.
Halk arasında basur ya da mayasıl olarak bilinen hemoroid, makat çevresindeki toplardamarların gevşemesi ve dışa doğru sarkmasıyla oluşan bir hastalıktır.
Göbek fıtığı, karın duvarındaki kas ve bağ dokularının zayıflaması sonucu karın içi organların veya yağ dokusunun göbek bölgesinden dışa doğru çıkıntı yapmasıyla oluşan yaygın bir sağlık problemidir. Özellikle karın içi basıncın arttığı durumlarda belirgin hale gelir. Öksürme, hapşırma, efor sarf etme veya ağır kaldırma sırasında daha görünür olabilir. Bazı kişilerde yalnızca estetik bir şişlik gibi algılansa da fıtık zaman zaman ağrıya, sıkışmaya veya dolaşım bozukluğuna yol açabilir. Doğumsal olarak görülebilen bu durum yetişkinlik döneminde yaşam tarzı ve fiziksel zorlanmalarla da gelişebilir. Her fıtık cerrahi müdahale gerektirmese de ilerleme riski göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Tedavinin gecikmesi, komplikasyonların artmasına ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilir.
Genetik faktörler, birçok kanser türünün gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle meme ve yumurtalık kanserlerinde etkili olduğu bilinen BRCA1 ve BRCA2 genleri, hücrelerin DNA onarım sürecinde görev alarak hücre büyümesinin kontrol altında tutulmasını sağlar. Ancak bu genlerde meydana gelen mutasyonlar, hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına yol açarak kanser riskini ciddi şekilde artırabilir. Günümüzde uygulanan BRCA genetik testleri, kişinin bu mutasyonları taşıyıp taşımadığını tespit ederek gelecekte karşılaşabileceği kanser türlerine karşı erken önlem alınmasına imkan tanır. Erken teşhis ve risk yönetimi sayesinde, kanser gelişmeden önce önleyici tedbirler alınabilir ve yaşam süresi ile yaşam kalitesi korunabilir.
Kolorektal kanser, kolon (kalın bağırsak) ve rektum (kalın bağırsağın son kısmı) dokularında meydana gelen, dünya genelinde en yaygın görülen kanser türlerinden biridir. Genellikle bağırsak duvarında polip adı verilen iyi huylu oluşumlarla başlar ve zamanla kansere dönüşebilir. Erken teşhis edildiğinde tedavi şansı oldukça yüksektir.
Meme cerrahisi, sağlık sorunlarının giderilmesi ve estetik beklentilerin karşılanması amacıyla meme dokusunda gerçekleştirilen cerrahi müdahaleleri kapsayan geniş bir tıp alanıdır. Meme dokusunda gelişen hastalıklar veya yapısal bozukluklar, fiziksel sağlığın yanı sıra kişinin beden algısını ve psikolojik durumunu da etkileyebilir. Meme cerrahisi, kanserli dokuların çıkarılmasından iyi huylu kitlelerin alınmasına, meme asimetrilerinin düzeltilmesinden estetik amaçlı şekillendirmelere kadar birçok durumda uygulanabilir.
Bazen doktorlar ameliyat sırasında yardıma ihtiyaç duyar. Özellikle de daha küçük ve hassas hareketler gerektiren operasyonlar zorlayıcı olur. Robotik cerrahinin devreye girdiği yer de burasıdır. Robotik veya robot destekli cerrahi, doktorların zorlu tıbbi prosedürleri daha fazla doğruluk ve kontrolle gerçekleştirmesini sağlar. Gelişmiş bilgisayar teknolojisini yetenekli cerrahların deneyimiyle birleştiren bu teknoloji, cerraha vücudun karmaşık anatomisinin 10x büyütülmüş, yüksek çözünürlüklü, 3 boyutlu görüntüsünü sağlar.
Safra kesesi, karaciğerin altında bulunan ve safrayı depolamak için bir rezervuar görevi gören küçük bir kesedir. Safra, karaciğer tarafından yapılır ve yağların sindirilmesine yardımcı olmak için duodenuma (ince bağırsağın ilk kısmı) salınan safra pigmentleri, safra tuzları, lipitler ve kolesterol içerir. Safra kesesi polipleri, safra kesesinin iç astarından dışarı çıkan büyümelerdir. Nüfusun kabaca %4-6'sında safra kesesi polipleri vardır ve diğer koşullar araştırılırken tesadüfen bulunur. Polipler kanserli olabilir ancak safra kesesi poliplerinin yaklaşık %95'i iyi huyludur. Safra kesesi polipinin boyutu, kanserli (kötü huylu) veya kanserli olmayan (iyi huylu) olup olmadığını tahmin etmeye yardımcı olabilir. 10 mm'den küçük olan küçük safra kesesi poliplerinin kanserli olma olasılığı düşüktür ve genellikle tedavi gerektirmezler.
Pankreas kanseri, pankreastaki hücrelerin büyümesi ile başlayan bir kanser türüdür. Pankreas midenin alt kısmının arkasında yer alır. Yiyecekleri sindirmeye yardımcı olan enzimleri ve kan şekerini yönetmeye yardımcı olan hormonları üretir. Pankreas kanserinin en sık görülen türü pankreas duktal adenokarsinomudur. Bu pankreas kanseri türü, sindirim enzimlerini pankreastan dışarı taşıyan kanalları kaplayan hücrelerde başlar. Pankreas kanseri nadiren tedavi şansının en yüksek olduğu erken evrelerinde bulunur. Bunun nedeni genellikle diğer organlara yayılana kadar semptomlara neden olmamasıdır. Sağlık ekibi tedavi planını oluştururken pankreas kanserinin boyutunu göz önünde bulundurur. Tedavi seçenekleri arasında ameliyat, kemoterapi, radyasyon terapisi veya bunların bir karışımı yer alabilir.
Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolden çıkmaya başlamasıyla başlar. Vücudun hemen hemen her yerindeki hücreler kansere dönüşebilir ve daha sonra vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Kolanjiyokarsinom olarak da bilinen safra yolu kanseri safra kanalında başlar. Safra yolu kanseri nadir görülen, agresif bir kanser türüdür. Genellikle 70'li yaşlarındaki yetişkinleri etkiler ve sağlık hizmeti sağlayıcıları teşhis koyduğunda safra kanallarının ötesine yayılır. Tedavi genellikle cerrahi, kemoterapi veya radyasyon terapisinin bir kombinasyonunu içerir. Kolanjiyokarsinomun sonuçlarını iyileştirmeye yönelik klinik araştırmalar devam etmektedir.
Karaciğer kistleri karaciğerde oluşan iyi huylu (kanserli olmayan) büyümelerdir. Semptomlar olmadığı sürece, bu sıvı dolu keseler genellikle karaciğerin işlevini etkilememesi sebebiyle nadiren tedavi gerektirir. Çoğu durumda, tek bir kisti (basit kist olarak bilinir) olan kişiler semptomlar yaşamaz. Diğerleri polikistik karaciğer hastalığı olarak bilinen bir hastalık geliştirebilir ve karaciğerlerinde çok sayıda kistik büyüme görülebilir. Polikistik karaciğer hastalığında bile karaciğer olması gerektiği gibi çalışmaya devam edebilir. Genel olarak karaciğer kistleri 30 ila 70 yaş arasındaki insanları etkileyebilir, ancak insanların yalnızca %10 ila %15'inde belirgin semptomlar gelişir. Kadınlarda erkeklerden daha fazla karaciğer kistiyle doğar ve erkeklerde kadınlardan daha fazla karaciğer kisti gelişir.Karaciğer kistleri genellikle başka bir şey için tarama yaptığınızda tesadüfen bulunur. Çoğu karaciğer kisti herhangi bir soruna neden olmaz ve tedavi edilmesine gerek yoktur.
Pankreas kanseri yaygın görülen kanser türlerinden biri. Pankreas kanseri nedir, belirtileri neler, tedavide ne yapılır? Genel cerrahi branşının en zor ameliyatlarından olan “whipple tekniği” nasıl uygulanır.
Memeler dokusu süt üreten lobüllerle, sütü meme başına ileten kanallardan (duktuslardan) ve destek dokusu olarak yağ dokusu ile fibröz bağ dokusundan oluşur. Lobüller ve süt kanalları memenin yapısını oluşturur ve süt üretiminden sorumludur. Yağ ve fibröz dokular memeye şeklini verir. Yağ ve fibröz doku birleşimine “grandüler” yapı adı verilir.
Karaciğer kanseri, karaciğer hücrelerinin anormal şekilde çoğalarak kontrolsüz tümör oluşturmasıyla ortaya çıkan ciddi ve genellikle sinsi ilerleyen bir hastalıktır. Erken evrede belirti vermemesi nedeniyle çoğu zaman geç fark edilir. Hem birincil (karaciğer kaynaklı) hem de metastatik (başka organlardan karaciğere sıçramış) türleri bulunan bu kanser türü, özellikle kronik karaciğer hastalıkları olan bireylerde daha sık görülür. Karaciğer kanserine yönelik tanı, tedavi ve takip süreçleri; hastalığın evresi, tümörün yapısı ve hastanın genel sağlık durumu doğrultusunda kişiselleştirilerek planlanmalıdır.
Rektum kalın bağırsak denilen kaslı kanalın son 15 cm‘lik önemli bir sindirim sistemi parçasıdır. Bu 15 cm’lik alanda oluşum gösteren tümör hücreleri belli bir sayıya ulaştıktan sonra rektum kanserini oluşturabilir. Ölüm oranı yüksek bir kanser türüdür, bu nedenle erken teşhis ve tedavi kritik bir öneme sahiptir. Rektum kanseri bazı durumlarda semptom göstermeden gelişebilir. Hastaların bir kısmında rektal kanama, ishal, kabızlık ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler gözlenebilir. Ailede bulunan rektum kanseri öyküsü ve kalıtsal bazı bozukluklar rektum kanseri riskini artırabilir. Tedavi prosedürleri kanserin seviyesine göre değişiklik gösterebilir. Genel olarak uygulanan tedaviler ise ameliyat, kemoterapi, radyasyon tedavisi ve hedefe yönelik tedavi şeklindedir.
Pankreas kanseri, sindirim sistemi ve metabolizma için hayati öneme sahip olan pankreas dokusunda anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşur. Pankreas, karın boşluğunun arka kısmında yer alan, sindirim enzimleri ve insülin gibi hormonları üreten bir organdır. Bu organın kanserle etkilenmesi hem sindirim sürecini hem de kan şekeri dengesini ciddi şekilde bozar.
Öne Çıkan Kanser Yazıları
- Böbrek Taşı Belirtileri Nelerdir? Böbrek Taşı Neden Olur?
- Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı (Endoskopik disk cerrahisi)
- Öksürüğe Ne İyi Gelir? Öksürüğü Ne Keser?
- Meme Kanseri Nedir? Meme Kanseri Neden Olur, Belirtileri ve Tedavisi
- Akciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir? Nedenleri ve Tedavisi
- Lösemi (Kan Kanseri) Nedir? Lösemi Belirtileri Nelerdir?
- Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir? Evreleri ve Tedavisi
- Kemik Kanseri Nedir? Kemik Kanseri Belirtileri Nelerdir?
- Karaciğer Kanseri: Belirtileri, Teşhis & Tedavi Yöntemleri
- Pankreas Kanseri Nedir? Pankreas Kanseri Belirtileri Nelerdir?