<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tedavisi, belirtileri, Hakkında Bilgi, Nedir &#187; böbrek hastalığı</title>
	<atom:link href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/bobrek-hastaligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com</link>
	<description>Sağlık</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Dec 2011 19:51:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Böbrek Nakli</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-nakli/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-nakli/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2009 19:21:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organ Nakli]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek bağışlayıcısı kimler olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=3256</guid>
		<description><![CDATA[1950&#8242;lerde edinilen ilk deneyimlerden sonra böbrek nakli artık dünyanın birçok merkezinde olağan hale gelmiş ve 50 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirilmiştir. Ama böbrek bağışlayıcısı bulmanın güçlüğü nedeniyle nakil için beklemekte olan böbrek hastalarının sayısı çok daha fazladır. Geriye dönüşsüz bir kronik böbrek yetmezliği bulunan ve ancak diyalizle yaşayabilen bütün hastalar, böbrek nak­line aday sayılır. Yaşlılık, şeker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1950&#8242;lerde edinilen ilk deneyimlerden sonra böbrek nakli artık dünyanın birçok merkezinde olağan hale gelmiş ve 50 binin üzerinde ameliyat gerçekleştirilmiştir. Ama böbrek bağışlayıcısı bulmanın güçlüğü nedeniyle nakil için beklemekte olan böbrek hastalarının sayısı çok daha fazladır.</p>
<p>Geriye dönüşsüz bir kronik <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/bobrek-yetmezligi/">böbrek yetmezliği</a> bulunan ve ancak diyalizle yaşayabilen bütün hastalar, böbrek nak­line aday sayılır. Yaşlılık, şeker hastalı­ğı ya da kalp-dolaşım sistemi hastalığı gibi durumlar böbrek nakli sonrasında hastalanma ve ölüm tehlikesini çok ar­tırmakla birlikte bazı ülkelerde bu du­rumdaki hastalara da böbrek nakli ya­pılmaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Böbrek Bağışlayıcısı</span></strong></p>
<p>Nakledilecek böbrek yaşayan bir verici­den ya da kadavradan alınabilir. Böbre­ğin alınma koşulları yasalarla belirlen­miştir. Yasalar ülkelere göre bazı farklılıklar göstermekle birlikte yaşayan bi­rinden böbrek alınabilmesi için genel­likle vericinin erişkin olması, açık rıza­sının bulunması ve herhangi bir ekono­mik nedenle bağışa zorlanmaması ön­görülür.</p>
<p>Ayrıca vericinin böbrek nak­liyle alıcıya bulaşabilecek ya da nakil sonrasında ölüm tehlikesini artırabile­cek bir hastalığı olmamasıdır. Tek bir <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek/">böbrek</a> insanın normal yaşamını sürdür­mesi için yeterlidir. Bazı vericilerde id­rarla protein kaybı ya da yüksek tansi­yon ortaya çıktığı bildirilmişse de yapı­lan bütün çalışmalar verici için hasta­lanma riskinin yüksek olmadığını gös­termektedir.</p>
<p>Yaşayan kişiden <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/bobrek-nakli/">böbrek nakli</a>nin kadavradan böbrek nakline göre bir üs­tünlüğü, nakil öncesinde çok sayıda in­celemenin yapılmasına olanak vermesi dir. Bu da hastaya genetik ve immüno­lojik açıdan bütünüyle uygun bir böbre­ğin nakledilmesini sağlamaktadır.</p>
<p>Böb­rek nakli anne baba ile çocuk ya da kar­deş çiftleriyle sınırlı tutulduğunda, ge­netik yapı bütünüyle ya da en azından yüzde 50 aynı olabilmektedir. Yaşayan kişilerden nakledilen böbreğin sağ kal­ması, uygunluk oranına bağlıdır. Bu oran tek yumurta ikizlerinde yüzde 100&#8242;e ulaşmaktadır.</p>
<p>Vericinin kadavra olması durumun­da böbrek travma ve kanama gibi ne­denlerle beyin ölümünün gerçekleşme­sinden sonra alınır; tam donanımlı mer­kezlerde dokuların yapay olarak kan do­laşımı ve oksijenle beslenerek canlılığı­nı bütünüyle koruması sağlanır.</p>
<p>Beyin ölümü tanımının tıbbi ve yasal ölçütleri vardır. Örneğin beyinde hiçbir elektrik­sel etkinliğin kaydedilmemesi ve bu du­rumun böbreğin alınmasından önce en az 12 saat kadar süreklilik göstermesi gerekir.</p>
<p>Verici böbrekle geçebilen en­feksiyon hastalıkları taşımamalı, damar ya da böbrek hastası olmamalı ve hepatit virüsü gibi virüsler taşımamalıdır. Vericide, alıcıya uygulanacak bağışık­lık sistemini baskılayıcı tedavi sonucun­da yineleyebilecek kötü huylu tümörle­rin bulunması da böbrek nakline engel sayılır.</p>
<p>Yaşlı insanların böbrek damarların­da sık rastlanan damar sertliği organın işlevlerini olumsuz etkileyebilir ya da en azından tek böbreğin tam işlev gör­mesini güçleştirebilir. Dolayısıyla bu kişilerin verici sayılmamaları tavsiye edilmektedir. Ama verici için bir yaş sı­nırının belirlenmesi de gereksiz gibi gö­rünmektedir. Beyinsiz doğan bebeklerin böbrekleri nakledilebilmektedir. Bu du­rumda alıcı da çok küçük bir çocuk de­ğilse, hastaya aort ve anatoplardamarla birlikte her iki böbreğin nakledilmesi uygun görülmektedir.</p>
<p>Böbrek nakli operasyonunda, sağlıklı bir böbrek, karın bölgesinde derinin altına yerleştirilir. Bu böbrek canlı ya da hayatını kaybetmiş bir insandan alınır. Bağışlanan böbreklerin üçte biri hayatta olan akrabalardan gelir; çünkü tek böbrekle de yaşamak mümkündür. Kadavradan alınan böbreğin, ölüm anını takip eden 30 dakika içinde bedenden alınması gerekir; nakilden önce de sadece birkaç saat sağlıklı tutulabilir.</p>
<p>Böbrek nakli en sık uygulanan nakillerden biridir ve %80 başarı oranı taşır. En belirgin problem, kan ve dokunuza uygun donör bulmaktır. Kan ve doku uyuşsa bile vücudun reddetmesi sonucu nakil başarısız olabilir. Sadece ikizler birbirine tam olarak uyuşur.</p>
<p>Bağışıklık sistemi, yeni böbreği vücutta yabancı madde olarak algılayarak onu reddedebilir. Bu durum genellikle ameliyatı takip eden 8 hafta içinde gerçekleşir. Reddedilmesini engellemek için bağışıklık sistemini bastıran güçlü ilaçlar verilir. Nakilin başarısız olması durumunda diyalize devam etmeniz gerekir.</p>
<p>Böbrek nakil ameliyatına kabul edilebilmek için ameliyatın ve ardından hayatınız süresince verilebilecek bağışıklık sistemini bastırıcı ilaçların yarattığı zorluklara dayanacak kadar sağlıklı olmanız gerekmektedir. Bu ilaçlar vücudu enfeksiyonlara açık kıldığı için enfeksiyon kapma riskini arttırır.</p>
<p>Böbrek nakli hastanede gerçekleştirilir ve 5 ila 10 gün yatılı kalmanızı gerektirir. Siz anestezi altındayken, cerrah karın bölgenizde bir kesik açar ve hastalıklı böbreğin kan damarlarını ve idrar yolunu penslerle sıkıştırır. Donör böbreğin kan damadan ve idrar yolu sizin meshanenize dikilir. Pensler çıkanlınca kan yeniden dolaşmaya başlar ve böbreğiniz yeniden idrar kesesinde biriken idrar üretir.</p>
<p>Hastalıklı böbrek, çıkartılması zor bir ameliyat gerektirdiği ve zararsız olduğu için yerinde bırakılır. Buna ek olarak her ne kadar fonksiyonlan zayıf olsa da hastalıklı böbrek kandaki atıkları süzmeye yardım eder.<br />
Sizin ve doktorunuzun rahatça hissedeceği şekilde, donör böbrek karın bölgesinin iç tarafına dikilir. Yeni böbrek ileride biyopsiyi kolay kılmak için yüzeye yakın bırakılır. Nakledilen böbreğin reddedilip edilmediğini anlamak ve tedavi etmek için genellikle biyopsiye başvurulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-nakli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek Kanseri, Nedenleri ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-kanseri-nedenleri-ve-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-kanseri-nedenleri-ve-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 17:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekteki kanser hüc­releri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser çeşitleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=2898</guid>
		<description><![CDATA[Soru:45 yaşındayım. Geçen ay önce böbrek kanseri (renal karsinom) tanısı konuldu. Sol böbreğim alındı. Operasyondan sonra başka bir tedaviye gerek duyulmadı. Şimdiye kadar ne alkol ne de sigara kullandım. Bu hastalığın sebebi ne olabilir? Hastalığımın tekrarlamaması için ne tür önlemler almalıyım? MEHMET G. Cevap: Renal celi böbrek tümörleri, immün sisteminin zayıflığından ortaya çıkan kanserler olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">Soru:</span>45 yaşındayım. Geçen ay önce <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-kanseri/">böbrek kanseri</a> (renal karsinom) tanısı konuldu. Sol böbreğim alındı. Operasyondan sonra başka bir tedaviye gerek duyulmadı. Şimdiye kadar ne <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/alkol/">alkol</a> ne de <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/sigaranin-zararlari/">sigara</a> kullandım. Bu hastalığın sebebi ne olabilir? Hastalığımın tekrarlamaması için ne tür önlemler almalıyım? MEHMET G.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap:</strong> </span>Renal celi <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek/">böbrek</a> tümörleri, immün sisteminin zayıflığından ortaya çıkan <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kanser/">kanser</a>ler olarak kabul edilir. Büyük üzüntüler ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/stres/">stres</a>in tümörü tetiklediği iddia edilir. Bazı araştırmalar, iş yerinde kimyasal maddelere maruz kalmak, katkı maddesi içeren gıdalar, hormonlu sebze-meyveler gibi faktörlerin tümörün oluşmasında etkili olduğunu göstermiş. Tümör erken evrede yakalandığında ameliyat birinci tedavi seçeneğidir. Tümör olduğu yerde kalmışsa ve büyük değilse başka tedaviye gerek duyulmayabilir. Erken vakalarda böbrek alındıktan sonra metastaz olmasa da aşı tedavisi (interlukin-interferon) yapılabilir. &#8216;&#8221;Lokal nüks ya da metastaz olursa büyük başarılar sağlayan hedefe yönelik 2 ilaç devreye girebilir. Nüks ya da metastaz riskini azaltmak için önerilerim şunlar:</p>
<p>*Sık <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/grip/">grip</a> olmayın, ateşli hastalık geçirmeyin. Bunlar immün sisteminin yorulmasına sebep olacaktır.<br />
*Aşırı yorgunluktan kaçının.<br />
*Stresten uzak durun.<br />
* Beta karotenden zengin olan kırmızı, siyah ve koyu yeşil meyve sebzelere diyetinizde daha fazla yer açın. * * Fazla kilolu değilseniz havuç suyu için.<br />
*Yüksek doz <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/c-vitamini/">C vitami</a>ni immün sisteminin güçlenmesine yardımcı olacaktır. Günde 2-3 portakal, mandalina tüketiyorsanız C vitamini takviyesine gerek yok. Ama yeterince turunçgil yemiyorsanız günde 2-3 gram C vitamini alın.<br />
* Günde 1 bardak taze sıkılmış <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/nar/">nar</a> suyu için ya da 2-3 tane nar yiyin.<br />
* Beyaz şeker, esmer şeker ve beyaz undan kaçının. Trans yağlardan uzak durun. Zeytinyağını tercih edin.<br />
* Isırgan yaprağı kökü çayı, kuşburnu ve yeşil çay için.<br />
* Haftada 2-3 gün balık yiyin. Diğer günler hindi ve tavuk tercih edin. Ama kırmızı eti ihmal etmeyin. Haftada 1 kez mutlaka kırmızı et yiyin.<br />
* İmmün sistemini güçlendirdiği için reishi ve cordyceps mantarı hapı kullanın. Selenyum, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/e-vitamini/">E vitamini</a>, üax seed (<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/keten/">keten</a> tohumu yağı kapsülü) omega 3, cat&#8217;s claw (kedi pençesi tableti), ahududu ekstresi (bilberry) gibi destekleri doktor tavsiyesiyle dönüşümlü olarak kullanabilirsiniz.<br />
* Temiz havada yürüyüş yapın.<br />
* Organik gıdaları tercih edin.<br />
* Her gün 1-1.5 litre civarında su içmeye çalışın.<br />
* Yağsız probiyotik yoğurdu sofranızdan eksik etmeyin.<br />
* İlk 3 yıl 3 ayda bir kontrolden geçin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-kanseri-nedenleri-ve-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek Taşlarını Önlemek İçin Nasıl Beslenmeliyiz?</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-taslarini-onlemek-icin-nasil-beslenmeliyiz/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-taslarini-onlemek-icin-nasil-beslenmeliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 22:47:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekte taş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=2676</guid>
		<description><![CDATA[Böbrek taşı oluşan kişiye doğru bir beslenme programı uygulamak için öncelikle taşların yapısını belirlemek gerekir: Oksalat ya da fosfat taşları kalsiyum ve oksalik asit içermeyen gıdaların alınmasını, ürik asit taşları ise pürin içeriği düşük bir beslenmeyi gerektirir. Böbrek Taşları endokrin bir hastalık sonucu or­taya çıkabileceği gibi, idrar yolu darlığı­na ya da enfeksiyonlarına da bağlı olabilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Böbrek taşı oluşan kişiye doğru bir beslenme programı uygulamak için öncelikle taşların yapısını belirlemek gerekir: Oksalat ya da fosfat taşları kalsiyum ve oksalik asit içermeyen gıdaların alınmasını, ürik asit taşları ise pürin içeriği düşük bir beslenmeyi gerektirir.</strong></p>
<p>Böbrek Taşları endokrin bir hastalık sonucu or­taya çıkabileceği gibi, idrar yolu darlığı­na ya da enfeksiyonlarına da bağlı olabilir. Bazı durumlarda ise taş oluşumu hiçbir nedene bağlanamaz. Taş oluşumunda şu nedenler rol oynar:<br />
<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/bobrekte_tas.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2677" title="bobrekte_tas" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/bobrekte_tas-300x222.jpg" alt="" width="300" height="170" /></a><br />
•  İdrarda çözünebilirliği fazla olmayan maddelerin aşırı miktarda birikmesi;<br />
•  idrarın pH&#8217;ının yani asitlik derecesinin değişmesi ya da idrardaki su oranının azalması;<br />
•  çeşitli nedenlerle idrara geçen, ölü hücre döküntüsü, kan pıhtısı ya da <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bakteriler/">bak­teri</a> birikintisi gibi organik maddelerden oluşan bir çekirdeğin çevresine az çözü­nen maddelerin çökmesi.</p>
<p><strong>BESLENMENİN AMACI</strong></p>
<p>İdrar yollarında taş oluşumuna yatkın kişilerde, bu oluşumu engellemek için iki yola başvurulabilir: Taş oluşumuna ve büyümesine yol açan, çözünmesi güç maddelerin alımını mümkün olduğunca sınırlayan bir diyet uygulamak; idrarda­ki fiziksel değişiklikleri düzeltmek.<br />
Başlıca dört tip taş vardır: Kalsiyum oksalat, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalsiyum/">kalsiyum</a> fosfat, ürat (ürik asit) ve sistein. <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-tasi/">Böbrek taşları</a>nın büyük bölü­mü bu maddelerin iki ya da daha fazla­sından oluşmuş karma taşlardır.<br />
<strong><br />
Oksalat taşı:</strong> Oksalat en sık görülen böbrek taşıdır. İdrar yolları taşlarının yaklaşık yarısı, kalsiyum oksalattan oluşmuştur. Oksalik asit doku metabolizmasının atık ürünlerinden biridir.<br />
Böbreklerinde oksalat taşı bulunan hastaların büyük bölümünün oksalat metabolizmalarında herhangi bir bozuk­luk saptanmamıştır.</p>
<p>Bu hastalarda <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-tasi/">böbrek taşı</a> oluşumu ya idrarla aşırı kalsiyum atılmasından ya da idrardaki kalsiyum oksalat kon­santrasyonunun normal obuasına karşın idrarın fiziksel ya da kimyasal yapısın­daki olası bir bozukluktan kaynaklanır.<br />
Hastaların yalnızca küçük bir bölü­münde doğumsal metabolizma bozuklukları saptanmıştır; bu kişilerde oksalat üretimi ve buna bağlı olarak idrardaki düzeyi aşırı miktarlardadır.</p>
<p>Birincil hiperoksalüri denen bu <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/hastaliklar-hakkinda-bilgiler/">has­talık</a>ta oksalat yalnızca <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/idrar-yollari/">idrar yolları</a>nda değil, böbrek özekdokusu ve başka do­kuların içinde de birikir.</p>
<p>Bu hastalara idrardaki oksalik asit ve kalsiyum yoğunluğunu olabildiğince azaltmaya yönelik bir diyet uygulanma­lıdır. Bu nedenle oksalik asit bakımın­dan zengin besinlerden kaçınılmalı, ay­rıca domates, kuşkonmaz ve fasulye gi­bi orta miktarda oksalik asit içeren be­sinlerin bile idrar yollarında tahrişe yol açabileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>İdrarında aşırı miktarda kalsiyum bulunan kişilerin ise kalsiyum bakımın­dan çok zengin olan, süt ve süt ürünleri­ni mümkün olabildiğince az yemeleri Önerilir.</p>
<p><strong>Fosfat taşı: </strong>Fosfat çökmesi sonucunda taş oluşumu idrarda normalden daha az asit olduğunda gerçekleşir. Bunlar ge­nellikle kalsiyum fosfat ve amonyum fosfat ya da magnezyum fosfat taşlan­dır. Saf fosfat taşı oluşumuna ise yalnız­ca kronik <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/idrar-yolu-hastaliklari/">idrar yolu</a> enfeksiyonu sonu­cunda asitliğini yitirmiş, alkalileşmiş id­rar ortamında rastlanır. Alkalileşmiş id­rarı yeniden asitleştirmek için ilk akla gelen etten yana zengin bir diyet uygu­lamak olabilir. Ama bu tür bir <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/saglikli-beslenme-hakkinda-bilgiler/">beslenme</a> vücuttaki fosfat miktarını artıracağın­dan uygun olmayacaktır.</p>
<p>Bazı olgularda taş, daha Önce çök­müş kalsiyum oksalatın çevresinde kal­siyum fosfatın birikmesiyle oluşmuştur; bu durumda oksalik asit ve kalsiyum­dan yana zengin besinlerin azaltılması gerekir.<br />
Genelde fosfat taşının yapısı ne olursa olsun ve oksalat taşıyla beraber olsun ya da olmasın, fosfat ve kalsiyum bakımından zengin olmayan bir beslen­me Önerilir. Taşla birlikte kronik bir id­rar yolları enfeksiyonu söz konusu&#8217;ol­duğunda enfeksiyonun giderilmesine yönelik bir tedavi uygulanır. Ayrıca ba­zı ilaçlarla idrarın asitliliğini artırma yo­luna gidilir.</p>
<p><strong>Ürik asit taşı: </strong>Ürik asit taşı oluşu­mu başlıca belirtisi aşırı Ürik asit üreti­mi olan bir metabolizma hastalığına bağlıdır.<br />
Vücuttan ürik asit atılımını artıran ya da ürik asit oluşumunu engelleyen ilaçların kullanılmaya başlamasıyla gut ve hiperürisemi (kanda ürik asit mikta­rının artması) tedavisinde beslenmenin önemi azalmıştır. Bu ilaçlar sayesinde kanda Ürik asit yoğunluğu azaltılarak, bu kristallerin eklem ya da böbreklere çökmesi engellenmekte, böylece hasta­lığın ilerlemesi Önlenmektedir. Bunun­la birlikte plazmadaki ürik asit düzeyi­ni artıran pürinin alımını sınırlayan bir beslenmenin tedaviye Önemli katkılar­da bulunabileceği unutulmamalıdır.<br />
Pürin içermeyen gıdalarla beslenen kişilerin kanında ürik asit azalır. Bu azalma aynı diyeti uygulayan guüu hastalarda daha da belirgindir. Normal bir beslenmede bulunan pürin miktan ise idrarla ürik asit atımım yaklaşık iki kat artırır. Öte yandan düşük kalorili gıdalara ağırlık veren bu fliyet genelde Şişman olan <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/gut-hastaligi-damla-hastaligi/">gut</a> hastalarının <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/zayiflama/">zayıflama</a>­larını da sağlar. Beslenmeye yeterince dikkat edilmemesi genellikle akut gut nöbetlerine yol açar.</p>
<p>Normal beslenmede bulunan bazı yiyecek ve içecekler pürin içermemek­le birlikte ürik asit oluşumunu ve ürik asitin idrarla atımını artırabilirler. Bu gıda maddelerinin başında yağ bakı­mından zengin besinler, meyvede bulu­nan früktoz, tatlılar ve başta şarap ol­mak üzere <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/alkol/">alkol</a>lü içecekler gelir. Gutlu hastalar aşırı yemek yememeye özen göstermeli, aynca yağ ve şeker bakı­mından zengin gıdalardan kaçınmalı­dırlar. Bir pürin türevi olan ürik asitin suda çözünülürlüğü çok sınırlıdır, bu nedenle eklem dokularında ve böbrek havuzunda birikerek taşlaşmaya yol açabilir. Ürik asitin 100 ml kandaki yo­ğunluğu erkekte 4,5-5 mg, kadında 4 mg&#8217;dir.</p>
<p>Gut hastalarında bazen ürik asit miktarı normalin iki katını aşan oranla­ra ulaşabilir; bunun nedeni aşırı pürin yıkımı sonucu ürik asit üretiminin art­ması ve idrarla atımının azalmasıdır. Pürinler, nükleoprotein denen ve hücre­lerin çekirdeklerinde önemli miktarda bulunan Özel bir <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/proteinler-hakkinda-bilgiler/">protein</a> sınıfının yapıtaşlarıdır. Pürinlerin bir bölümü vücuda besinlerle girer ve sindirim sürecinde nükleoproteinlerden ayrılıp bağırsaklar­dan emilerek dokularımızın nükleoproteinlerine katılır. Öteki bölümü ise dokularımızın <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/hucre/">hücre</a>lerinde bulunur ve hücre yıkımı sonucunda açığa çıkarlar; böylece onları oluşturan maddeler <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/dolasim-sistemi/">kan dolaşımı</a>na geçer. Gerek beslenme ile alınan, gerek hücre yıkımı sonucunda açığa çıkan pürinler ya başka nükleo-proteinlerin sentezinde yeniden kullanı­lırlar ya da ürik asite metabolize olur­lar.<br />
<strong>Sîstein taşı:</strong> Çok ender görülen bu ta­şın oluşumu kalıtsal bir aminoasit me­tabolizması bozukluğuna bağlıdır; teda­vide stilfürlü aminoasitlerin (metiyonin ve sistein) alımının olabildiğince azal­tılması önerilir. Bunun için bitkisel gı­da maddesi ağırlıklı bir diyet uygulan­malı, protein tüketimi sınırlandırılmalıdır.</p>
<p><strong>Uyarı:</strong></p>
<p>Hastanın günde en az iki litre su içirerek, bol miktarda idrar yapması sağlanmalıdır. Ürik asit taşı olanların alkali (bikarbonat) sulardan; stat ve oksalat taşları bulunanların ise oligomineralleri İçeren suları (vücutta az bulunan ve besinlerle dısandân alınması gereken mi­neraller) içmesi önerilir. Böbreklerinde taş bulunanlar alkollü içecek­lerden uzak durmalıdır.</p>
<p><strong>Böbrek Taşlarını Önlemek İçin Örnek Beslenme (günde 125 mg pürin)</strong><br />
<strong><br />
Sabah</strong><br />
Çok az şeker ya da sakarinle tatlandınlmış çay, kahve ya da acı kakao ile 200/250 mi süt; 40 gr ekmek ya da 3 bisküvi. Sütün yerini, çay, kahve, meyve suyu ya da taze meyve alabilir; ama üzüm, muz, kayısı, şeftali gibi yüksek oranda şeker içeren meyvelerden kaçııulmahdır.</p>
<p><strong>Öğle</strong><br />
Domatesli pilav ya da makarna. (Sos için 10 gr yağ ya da tereyağından fazlası kullanılmalıdır.) 60 gr et, tavuk ya da balık; haşlanmış fasulye; 60 gr ekmek; 10 gr yağ eklenmiş 200 gr yeşillik; 200 gr meyve.</p>
<p><strong>Akşam</strong><br />
Sebze çorbası; 30/40 gr pirinç ya da makarna (başta yumurta gibi nük­leoprotein bakımından zengin besinler olmak Üzere protein kesinlikle yasaktır); 10 gr yağ eklenmiş 200 gr yeşillik; 60 gr ekmek; 200 gr meyve, ikindi kahvaltısı olarak meyve, meyve suyu, yağı alınmış süj. ya da galeta.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek-taslarini-onlemek-icin-nasil-beslenmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Besinlerle Sodyum Alımının Sınırlanması</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/besinlerle-sodyum-aliminin-sinirlanmasi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/besinlerle-sodyum-aliminin-sinirlanmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 22:08:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum klorür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=2673</guid>
		<description><![CDATA[Sofra tuzu (sodyum klorür) alımının sı­nırlanmasının yüksek tansiyon ile bazı kalp ve böbrek hastalıklarında olumlu bir etki yaptığı görüşü yeni değildir. Başlıca belirtisi vücutta su tutulması ve buna bağlı olarak derialtı dokularda su birikimi yani ödem olan hastalıklarda, tuz alımının sınırlandırılması gerektiği 20. yüzyılın başlarında belirlenmişti. Daha sonra, beslenmeden sofra tuzunun kaldırılmasının yeterli olmadığı, sodyumdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sofra tuzu (sodyum klorür) alımının sı­nırlanmasının <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yuksek-tansiyon/">yüksek tansiyon</a> ile bazı <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/kalp-sagligi-hakkinda-bilgiler/">kalp</a> ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/bobrek-hastaligi/">böbrek hastalıkları</a>nda olumlu bir etki yaptığı görüşü yeni değildir. Başlıca belirtisi vücutta su tutulması ve buna bağlı olarak derialtı dokularda su birikimi yani <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/odem/">ödem</a> olan <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/hastaliklar-hakkinda-bilgiler/">hastalıklar</a>da, tuz alımının sınırlandırılması gerektiği 20. yüzyılın başlarında belirlenmişti. Daha sonra, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/saglikli-beslenme-hakkinda-bilgiler/">beslenme</a>den sofra tuzunun kaldırılmasının yeterli olmadığı, sodyumdan yana zengin gıda maddelerinin de beslenmeden kaldırılması ya da be­lirgin ölçüde azaltılması gerektiği ka­nıtlandı.<br />
<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/tuz.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2674" title="tuz" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/tuz-300x128.jpg" alt="" width="300" height="128" /></a><br />
II. Dünya Savaşı&#8217;nı izleyen yıllarda uygulanan Kempner <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/diyet-programlari/">diyet</a>i sodyumdan yana yoksul beslenme rejimlerinin en katısıydı. Bu diyet yağsız pirinç lapası, taze ya da pişmiş meyve, meyve suyu, şeker ve marmelata dayanıyordu; daha sonra tedavi sürecine su ve tuz atımını kolaylaştıran ilaçların (<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/idrar-sokturucu-icin-sifali-bitkiler/">idrar söktürücü</a>ler) girmesiyle bu diyet biraz yumuşa­tıldı.</p>
<p>Günümüzde çok özel bazı olgular dışında, sodyum alımının çok sınırlayan katı beslenme rejimleri (günlük alımı 200 mg&#8217;yi aşmayan) uygulanmamakta­dır; orta derecede sodyum alımına (günde 500 mg) dayanan diyetler ise yüksek <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/hipertansiyon-tansiyon-yuksekligi/">tansiyon</a>un ve ödeme yol açan hastalıkların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Ödemin oluşumuna sodyumun da rol aldığı değişik süreçler yol açar. Ama bütün bu süreçleri başlatan asıl neden hastalık nedeniyle böbreğin sod­yumu vücuttan atamaz hale gelmesidir; vücut sıvılarının yapışım sabit tutan mekanizma nedeniyle vücutta sodyum birikimine suyun atımının da azalması eşlik eder. Böylece <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/hucre/">hücre</a> dışı bölümde sıvı birikir, bu da Ödemlerin oluşumu­na yol açar.<br />
Ödemler önce bacaklarda ortaya çı­kar, daha sonra da bütün vücuda yayı­lır; bacaklarda ödemin en tipik belirtisi parmakla basıldığında <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/cilt-bakimi-hakinda-bilgiler/">cilt</a>te iz kalmasıdır. Ödeme yol açan ve sodyumu en aza in­diren bir beslenme gerektiren başlıca hastalıklar şunlardır: Konjestif <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/kalp-yetmezli%C2%ADgi/">kalp yet­mezliği</a>, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek/">böbrek</a> yetmezliği ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/karaciger-sirozu/">karaciğer sirozu</a>. Bu tür bir beslenmede şunlara özen gösterilmelidir:</p>
<p>•  Sofra tuzunun kullanımının kaldırıl­ması. Kimyasal olarak sodyum klorürden oluşan sofra tuzunun 1 gr&#8217;si yakla­şık 400 mg sodyum içerir. Besinlere sodyum içermeyen başka maddelerle tat verilmelidir.<br />
•  Sodyum bakımından zengin gıda maddelerini yemekten kaçınmak. Süt et, balık gibi hayvansal kökenli gıdala­rın, tahıl, yeşillik, sebze, meyve gibi bitkisel gıda maddelerine göre daha çok sodyum içerdiklerini unutmamak gere­kir. Ayrıca enginar, kereviz, havuç, şal­gam, ıspanak ve lahana sık olarak tüke­tilen öteki yeşilliklere göre daha çok sodyum içerir.</p>
<p>Beslenmemizdeki en önemli sod­yum kaynaklarından biri de bazı gıda maddelerine koruma amacıyla eklenen sodyumdur. Örneğin ekmek ve bisküvi­ye, peynirlere, salam türü ürünlere ve salamura gıda maddelerine sodyum ek­lenmiştir. Konserve olsun ya da olma­sın kutuda korunan gıda maddeleri de sodyumdan yana zengindir.</p>
<p>Ayrıca sodyum klorür biçiminde ol­masa da sodyum içeren kimyasal bile­şikler bazı gıda maddelerinin hazırlanış ve korunmasında yaygın olarak kullanı­lır; bazı hazır unlu mamullerde disodyum fosfat; paketlenmiş (konserve) yi­yeceklerde monosodyum glütamat; don­durmaların yapışım yumuşatmak için sodyum alginat; marmelat, jelatin ve salçaların korunması için sodyum benzoat, peynir ve ekmekte küflenmeyi en­gellemek için sodyum propiyonat kulla­nılır.</p>
<p>Günde 200-500 mg&#8217;lik sodyum ora­nı son derece sınırlı bir rejim olarak ka­bul edilmeli ve yalnızca şiddetli ödemi olan hastalara önerilmelidir. Ayrıca içi­len suyun sodyum içeriği de göz önüne alınmalıdır; bu oran litrede birkaç mi­ligramdan 200 mg&#8217;ye kadar değişebilir. Bu tür diyetlerde günde bir kez et, balık ya da tavuk verilebilir; akşam yemeği ise yumurta şansı ile hazırlanmış sala­ta, muhallebi ya da marmelattan oluşa­bilir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/besinlerle-sodyum-aliminin-sinirlanmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbreğin Görevleri</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobregin-gorevleri/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobregin-gorevleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 19:03:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-B]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=2666</guid>
		<description><![CDATA[Böbrek idrar yaparak şu görevleri üstle­nir: • Su ve elektrolitlerin (sodyum, potas­yum, klor, kalsiyum, fosfor, vb) atılma­sını sağlamak; • vücuttaki çeşitli hücrelerde metabo­lizması gerçekleşen maddelerin (Örne­ğin, protein metabolizmasının son ürü­nü olan Ürik asit ve ürenin azotlu bile­şikleri ve hücreçekirdeği proteinlerinde bulunan pürinin yıkılmasıyla oluşan ürünler) atılmasını sağlamak; • vücut için zararlı olan yabancı mad­delerin (Örneğin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Böbrek idrar yaparak şu görevleri üstle­nir:</strong><br />
•  Su ve elektrolitlerin (sodyum, potas­yum, klor, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalsiyum/">kalsiyum</a>, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/fosfor-kemiklerimizde-bulunan-bir-element/">fosfor</a>, vb) atılma­sını sağlamak;<br />
•  vücuttaki çeşitli <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/hucre/">hücre</a>lerde metabo­lizması gerçekleşen maddelerin (Örne­ğin, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/proteinler-hakkinda-bilgiler/">protein</a> metabolizmasının son ürü­nü olan Ürik asit ve ürenin azotlu bile­şikleri ve hücreçekirdeği proteinlerinde bulunan pürinin yıkılmasıyla oluşan ürünler) atılmasını sağlamak;<br />
<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/bobrek-hastalari.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2667" title="bobrek-hastalari" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/bobrek-hastalari-300x240.jpg" alt="" width="300" height="204" /></a><br />
• vücut için zararlı olan yabancı mad­delerin (Örneğin, ilaçlar) atılmasını sağ­lamak.<br />
<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrek/">Böbrek</a> bir süzgeç gibi çalışmasının yanı sıra vücudun sıvı-elektrolit ve asit-baz dengesini de etkileyerek vücut sıvı­larının dengesinin korunmasında önem­li katkıda bulunur.</p>
<p><strong>Not:</strong> Böbrek hastalarının meyve, Özellikle elma yemelerinin herhangi bir sakıncası yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobregin-gorevleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Organ Nakli Hakkında &#8230;</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/organ-nakli-hakkinda/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/organ-nakli-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 May 2008 11:53:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Organ Nakli]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-O]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek nakli]]></category>
		<category><![CDATA[işitme organımız]]></category>
		<category><![CDATA[organ bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[organ nakli ile ilgili bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[organ nakli nasıl olur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/organ-nakli-hakkinda/</guid>
		<description><![CDATA[Vücudumuzda görevini iyi yapamayan or­ganların başka insanlardan alınanlarla de­ğiştirilmesine organ nakli veya transplan­tasyon ameliyatı denir. Bunun en basit ve çok kullanılan şekli kan nakli (kan trans-füsyonu) olayıdır. Böbrek, kalp ve göz gibi organlar yeni ölen kimselerden alınmakta ve bu organları çı­karılan kimselere transplante edilmektedir. ChristianBarnard&#8217;ın 1967ide ilk defa ger­çekleştirdiği kalp transplantasyonu ameli­yatı cerrahide yeni ufuklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="left" width="220" src="http://img182.imageshack.us/img182/5748/organnaklikh6.jpg" alt="organ nakli, vücdut, organlar, transplantasyon" height="242" style="width: 138px; height: 165px" />Vücudumuzda görevini iyi yapamayan or­ganların başka insanlardan alınanlarla de­ğiştirilmesine organ nakli veya transplan­tasyon ameliyatı denir. Bunun en basit ve çok kullanılan şekli kan nakli (kan trans-füsyonu) olayıdır. Böbrek, kalp ve göz gibi organlar yeni ölen kimselerden alınmakta ve bu organları çı­karılan kimselere transplante edilmektedir. ChristianBarnard&#8217;ın 1967ide ilk defa ger­çekleştirdiği kalp transplantasyonu ameli­yatı cerrahide yeni ufuklar açmış ve böyle­ce birçok insan, bu tür ameliyatların değe­rini ispat edecek kadar çok yaşamışlardır. Bu ameliyatlarda teknik güçlükten daha önemlisi organizmanın yabancı organı red­detmesi ve ona karşı antikor oluşturması­dır. Kan grupları uyuşan kimseler arasında bile aşılanan organa karşı immünolojik bir savunma meydana gelmektedir. Araştırıcı­lar alıcının bağışıklık reaksiyonunu önle­mek üzere bazı ilaçlar (Imuran) bulmuşlar ve oldukça başarılı olmuşlardır. Organ nakli operasyonlarında son zaman­larda canlı organ yerine suni olanları kul­lanılmaya başlanmıştır Bu arada kan yeri­ne suni kan yapılmış ve uygulamaya geçilmiştir Ancak butun bu cerrahı basanların tarihi seyrine bakılacak olursa hastalıkların tedavisinin suni olarak değil .organizmanın kendi imkânlarını harekete geçirmek su­retiyle daha kolay başarılabileceği anlaşıl­maktadır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/organ-nakli-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefrit</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/nefrit/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/nefrit/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 16:02:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-N]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek bölgesinde şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek fonksiyonlarının bozulması]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek fonk­siyonunun bozulması]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek taşı düşürme]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek üstü]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek yumakcıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Böbreklerin iltihaplanması]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekte büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekte su birikmesi]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekte taş]]></category>
		<category><![CDATA[Böbreküstü bezinin korteks kısmı]]></category>
		<category><![CDATA[nefrit hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[nefrit için şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[nefrit nasıl tedavi edilir]]></category>
		<category><![CDATA[nefritin bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[nefritin nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[nefritin tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/nefrit/</guid>
		<description><![CDATA[Böbreklerin iltihaplanmasına nefrit adı ve verilir. Nefrit genellikle 2 biçimde görülür. Akut nefrit adı verilen böbrek iltihabı titreme­ler, aşırı baş ve bel ağrısı, kusma, ateş gibi belirtilerle hastalık başlar. Halsizlik ve iştahsız­lıkla birlikte hastanın idrarı da bir miktar azalır. Akut böbrek iltihabı kimi bulaşıcı hastalıklardan, özellikle tifo hastalığı, kızıl, kızamık, grip, kabaku­lak diş eti iltihabı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="left" width="224" src="http://img131.imageshack.us/img131/223/bobrek2rm1.jpg" alt="nefrit" height="192" style="width: 207px; height: 159px" />Böbreklerin iltihaplanmasına nefrit adı ve verilir. Nefrit genellikle 2 biçimde görülür. Akut nefrit adı verilen böbrek iltihabı titreme­ler, aşırı baş ve bel ağrısı, kusma, ateş gibi belirtilerle hastalık başlar. Halsizlik ve iştahsız­lıkla birlikte hastanın idrarı da bir miktar azalır. Akut böbrek iltihabı kimi bulaşıcı hastalıklardan, özellikle tifo hastalığı, kızıl, kızamık, grip, kabaku­lak diş eti iltihabı ve sinüzitlerden hemen sonra ortaya çıkabilir.<span id="more-506"></span> Bu hastalıkların sey­ri sırsında mikropların toksinlerini ıtrah ederken böbrekler bozulabilir. Bunların dışında arse­nik, kurşun ve cıva gibi zehirli maddeler yine böbreklerde bozukluklara sebep olur­lar ve nihayetinde nefrit meydana gelir. Bu has­talığı hazırlayıcı sebeplerin içinde üşüt­menin de büyük etkisi vardır. Hastalığın tedavi edilebilmesi için böbreği istirahate bırakmak ve kanı temizleyici kimi metodlar uygulamak gerekir. Bu arada has­taya da, etsiz, tuzsuz, yağsız ve şekerli bir diyet uygulamak zorunludur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/nefrit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>29</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbreküstü Bezinin Hormonları</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrekustu-bezinin-hormonlari/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrekustu-bezinin-hormonlari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2008 23:35:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hormonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-B]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek bölgesinde şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek üstü]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek üstü bezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrekustu-bezinin-hormonlari/</guid>
		<description><![CDATA[Böbreküstü korteksinden salgılanan hor­monlar mineralkortikoid, glükortikoid. aldosteron ve cinsiyet hormonları gibi çok çeşitlidir. Mineralkortikoidler su ve tuz me­tabolizmasının, glükokortikoidler ise kar­bonhidrat metabolizmasının düzenlenme­sinde rol oynarlar. Kortizon böbreküstü bezleri tarafından sal­gılanan, oldukça karmaşık yapılı kimyasal bir madde, yani bir kortikoiddir.  Romatizmal ateş, romatoid artrit ve polıartrit gi­bi kollajen doku hastalıklarında ve bronşial astım gibi alerjik hastalıklarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="width: 100px; height: 93px;" src="http://img254.imageshack.us/img254/4487/bbreklerje0.jpg" border="0" alt="Böbreküstü Bezinin Hormonları" width="227" height="280" align="left" />Böbreküstü korteksinden salgılanan hor­monlar mineralkortikoid, glükortikoid. aldosteron ve cinsiyet hormonları gibi çok çeşitlidir. Mineralkortikoidler su ve tuz me­tabolizmasının, glükokortikoidler ise kar­bonhidrat metabolizmasının düzenlenme­sinde rol oynarlar. Kortizon böbreküstü bezleri tarafından sal­gılanan, oldukça karmaşık yapılı kimyasal bir madde, yani bir kortikoiddir.  Romatizmal ateş, romatoid artrit ve polıartrit gi­bi kollajen doku hastalıklarında ve bronşial astım gibi alerjik hastalıklarda tedavi ama­cı ile kullanılmaktadır. </p>
<p>Kortizon derivesi olan hidrokortizon adlı madde, özellikle deri ve eklem içi uygula­malarında kortizondan daha etkili olmak­tadır. Ancak bu ilaçların tedavi edici nite­likleri zayıftır. Sadece kişinin o andaki be­lirtilerini ve şikâyetlerini kaldırarak geçici bir rahatlama sağlar. Bugün kortizondan çok daha etkili ve yan etkileri azaltılmış yeni, kortizon türevleri bulunmuştur. Prednison ve Prednisolon, Kortizol ve kortikotropin gibi örneklerini sa­yabileceğimiz bu ilaçlar vücudun sutuz dengesini kortizon kadar bozmamaktadır. Kortizon sindirim kanalından çok çabuk emilir ve vücutta hidrokortizona dönüşe­rek tabii hormon gibi etki gösterir. </p>
<p>ACTH (adrenokortikotropin hormon) veya korti­kotropin adlı hormon böbreküstü bezine uyarıcı etki yaparak hidrokortizon salgılanmasını sağlar. Böbreküstü bezi ile hipofiz bu olayda beraber çalışırlar. Kanda kortizon artarsa hipofize baskı yaparak ACTH salgılanmasını durdurur. Böylece kortizon salgısı azalır. Gerektiğinde tam tersi olur ve ACTH salgılanmaya başlar. Tıpta buna feed back mekanizması adı verilir. Kortizon ancak doktor kontrolü altında kullanılabilecek iki tarafı keskin bir bıçak gibi etkili ve tehlikeli bir ilaçtır. Kortikosteroid alanların enfeksiyonlara karşı dirençleri azaldığından eskiden ge­çirilmiş bazı hastalıklar (Akciğer tüberkü­lozu, histoplazmoz, blastomikoz vb.) alev­lenebilir ve bu arada fırsat düşkünü man­tarların yaptığı enfeksiyonlar da sık görü­lür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bobrekustu-bezinin-hormonlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

