<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tedavisi, belirtileri, Hakkında Bilgi, Nedir &#187; çocuk</title>
	<atom:link href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/cocuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com</link>
	<description>Sağlık</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Dec 2011 19:51:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Çocukluk dönemi sağlığı etkiliyor</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocukluk-donemi-sagligi-etkiliyor/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocukluk-donemi-sagligi-etkiliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 19:17:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumkasim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk gelişimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=6534</guid>
		<description><![CDATA[Stres tüm insanların yaşamında olumsuz etkileri olduğu biliniyor. Özellikle stresli ve mutsuz çocukluk dönemleri sayesinde bu kişilerin hastalıklara karşı daha zayıf oldukları belirtiliyor. Bu konudaki bir araştırma sonuçlarına göre çocukluğunda stres yaşamış olanların kalp hastlığı, akciğer ve karaciğer hastalıkları ile diğer hastalıklara yakalandıkları oldukları ortaya çıkıyor. Araştırmaya katılanlara, çocukluk dönemlerine ait sorular yöneltiliyor. O soruların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stres tüm insanların yaşamında olumsuz etkileri olduğu biliniyor.</p>
<p>Özellikle stresli ve mutsuz çocukluk dönemleri sayesinde bu kişilerin hastalıklara karşı daha zayıf oldukları belirtiliyor.</p>
<p>Bu konudaki bir araştırma sonuçlarına göre çocukluğunda stres yaşamış olanların kalp hastlığı, akciğer ve karaciğer hastalıkları ile diğer hastalıklara yakalandıkları oldukları ortaya çıkıyor.</p>
<p>Araştırmaya katılanlara,  <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/cocuk/">çocuk</a>luk dönemlerine ait sorular yöneltiliyor.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-6535" title="cocuk" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content//2009/12/cocuk.jpg" alt="cocuk" width="336" height="374" />O soruların bazıları;</strong></p>
<p>Çocukluğunuzda sık sık hakarete uğradınız mı?</p>
<p>Dövüldünüz mü?</p>
<p>Akıl hastası ve bunalımlı biriyle uzun zaman bir arada bulundunuz mu?</p>
<p>Anneniz sizin yanınızda dövüldü mü?</p>
<p>Anneniz ve babanız boşandılar mı yada ayrı mı yaşıyorlar?</p>
<p>Bu ve benzer yöndeki soruların yarısına olumlu cevaplar veren kişilerin diğer normal diyebileceğimiz şekilde <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/cocuk-sagligi-hakkinda-bilgiler/">çocuk</a>luk dönemi yaşamış olanlara oranla hastalıklara karşı zayıf oldukları görüldü.</p>
<p>Yine çocukluğu stresli geçenlerin sigara kullanım oranları diğerlerinin dört katı olarak belirlenirken, kalp hastası olan kişilerin de yine normal diyebileceğimiz çocukluk dönemi yaşamış olanlara oranla iki kat fazla olduğu görüldü.</p>
<p>Aynı zamanda araştırmacılar, çocukluk dönemlerindeki olumsuzlukların ölümlere etkisini öğrenmek üzere kayıtları incelediğinde 17.000 kişilik katılımcıdan 1.539 unun öldüğünün belirlendiği açıklanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocukluk-donemi-sagligi-etkiliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Spor ve Oyun</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuklarda-spor-ve-oyun/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuklarda-spor-ve-oyun/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2009 13:56:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=2602</guid>
		<description><![CDATA[Spor çocukların farkına varmadan, oyunun bir parçası olarak yaptıkları bir etkinliktir. Oyun çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından büyük önem taşır. Sporu bir eğlence, yani olağan yaşa­mın uyulması gereken kurallarından uzaklaşma biçiminde nitelendiren tanım özellikle çocuklar için doğrudur. Ço­cukların yapmaları gereken şeyler çok az olduğundan eğlenceye, yani spora ayırabilecekleri zaman daha fazladır. Ama çocuklara daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Spor çocukların farkına varmadan, oyunun bir parçası olarak yaptıkları bir etkinliktir. Oyun çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından büyük önem taşır.</strong></p>
<p>Sporu bir eğlence, yani olağan yaşa­mın uyulması gereken kurallarından uzaklaşma biçiminde nitelendiren tanım özellikle çocuklar için doğrudur. Ço­cukların yapmaları gereken şeyler çok az olduğundan eğlenceye, yani spora ayırabilecekleri zaman daha fazladır.</p>
<p>Ama çocuklara daha dikkatli bir bi­çimde yaklaşılırsa yetişkinlerin eğlence ya da dinlence olarak gördükleri şeyin çocuk için fiziksel ve zihinsel bir gerek­sinim olduğu görülür. Oyun çocuğun fi­ziksel ve zihinsel gelişimi için de çok önemlidir.<br />
Çocuklar, en azından 1-2 yaşındaki­ler için, yalnızca spor amacıyla yapılan herhangi bir etkinlik yoktur. Çocuklar­da spor olarak nitelendirilebilecek hare­ketler kendini ve çevresindeki dünyayı tanımaya yöneliktir.<br />
<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/cocuklarda-spor-ve-oyun.bmp"><img class="alignleft size-medium wp-image-2603" title="cocuklarda-spor-ve-oyun" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/cocuklarda-spor-ve-oyun.bmp" alt="" width="309" height="256" /></a><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>OYUN VE SPOR</strong></span></p>
<p>Çocuğun ilk gerçek sporu oyunla baş­lar. Oyun çocukların doğuştan sahip ol­dukları bazı fiziksel ve zihinsel niteliklerinin ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlar.<br />
Çocuğun gelişme ve olgunlaşmasını sağlayacak bütün hareket ve davranışla­rın hızlandırılması ya da geliştirilmesi için eğitim vazgeçilmez bir öğedir. Ço­cuğun kendiliğinden değil de, çevreden etkilenerek edindiği davranışlar &#8220;oyun&#8221; olarak ele alınabilir, hatta sporu eğlen­ceyle özdeşleştiren tanım uyarınca bun­lar v&#8217;spor&#8221; olarak nitelendirilebilir. Bu tanımdan yola çıkacak olursak yeni doğmuş bir bebeğin bile spor yaptığını söyleyebiliriz. Anne ve babasının özen­dirmesi scnucu hareket etmeye, başını çevirmeye, yatağından kalkmaya, ellerini yere dayamaya ya da emeklemeye çalışmasına spor diyebiliriz.</p>
<p>Oyun kendiliğinden ya da sonradan edinilmiş davranışlardan oluşur. Çocuğun bütün önemli duygusal ve topluma sal yetenekleri oyun sayesinde gelişiri Çocuk oyun sayesinde reflekslerini, zi­hinsel becerilerim ve çevresiyle olan ilişkilerini geliştirir. Ama oyun bir zor­lama sonucu ortaya çıkmamalı, çocu­ğun kendi hayal gücünden doğmahdır. Anne ve babalar çocuklarını hayal güç­lerini geliştirmeleri için özendirebilir ve böylece onları belirli bir oyuna yönlen­direbilirler. Ama bunları yaparken belir­li bir amaca yönelir ve bunu çocuğa da­yatırlarsa bu oyun olmaktan çıkar, ço­cuk için bir görev, bir iş haline gelir.</p>
<p>Bozuk duruş ya da gerçek fiziksel bozuklukların görüldüğü daha büyük çocuklarda sporun gerekliliği kaçınıl­mazdır. Kas ve iskelet sistemi gelişi­mindeki dengesizlikten kaynaklanan bu bozuklukların şehir yaşamıyla birlikte daha sık karşımıza çıktığı gözlenmiştir.</p>
<p>Belirli bir yaşa geldiğinde çocukta bozuk duruş ve hareketler ortaya çıkabi­lir. Eğer düzeltilmezse bu bozukluklar ilerleyerek sonunda biçim bozuklukları­na yol açabilir. Bu davranışların önüne geçmek tedaviden daha kolaydır. Bu­nun için çevre ve yaşam biçiminden ile­ri gelen eksikliklerin giderilmesi yeter­lidir. Tedavinin yapılması için ise bo­zukluğa yol açan etkenlerin ortadan kal­dırılmasının yanı sıra düzeltici egzersiz­ler ve hatta bazen ortopedik cihazlar gerekir. Daha ileri evrelerde ameliyat ka­çınılmaz olur. Spor, duruş bozuklukları­nı düzeltmek için yapılıyorsa, bir süre sonra eğlenceli bir etkinlik olmaktan çı­kıp, sıkıcı bir görev haline gelebilir. Bu durum Özellikle eğitmenin sporun eğ­lence yönünü unutup tedaviyi asıl amaç haline getirmesi sonucu ortaya çıkar.</p>
<p>Spor, aynı zamanda, gelecekte atle­tizmle uğraşacak olanlar için bir hazır­lık egzersizi anlamını taşıyabilir. Her çocuk atlet olabilecek yeteneğe ve güce sahiptir. Ama eğitmenlerin amacı çocu­ğu doğrudan bir atlet olarak yetiştirmek olmamalıdır. Bir atlet yetiştirmek arzu­suna kapıldığımızda yapacağımız ilk iş kendimizi frenlemek ve çocuğa bu iste­ğimizi belli etmemektir. Ona bu konuda baskıcı bir tutumla yaklaşılırsa, çocukta bunalımlar ve öfke patlamaları doğabi­lir.</p>
<p>Günümüzde en yaygın tutumlardan iîiri çocuğu küçük yaşlardan başlayarak oyun konusunda serbest bırakmaktır. 3öylece çocuğun kendi kendine yaptığı bazı sportif hareketler, doğuştan sahip olduğu bazı fiziksel ve zihinsel niteliklerin ortaya çıkmasına yardımcı olur.</p>
<p>Bunların başlıcalan, çocuğun gelecek­teki yaşamında da büyük önem taşıya­cak olan beceri, hız, güç ve dayanıklı­lıktır.<br />
Çocuğun fiziksel nitelikleri yaşadı­ğı ortamdan, özellikle de aile ve okul yaşamından etkilenir. Çocuk, spor ve oyunlarla bu fiziksel niteliklerini geliş­tirebileceği bir ortamda bulunuyorsa, zihinsel açıdan da gelişecektir. Çünkü çocukta fiziksel ve zihinsel gelişme bir­birine çok bağlı kavramlardır.</p>
<p>Çocuk oyun ve spor bakımından ya­şma uygun bir biçimde yönlendirilirse fiziksel ve zihinsel açıdan sağlıklı bir gelişme gösterecektir. Ama çocuğu be­lirli bir fiziksel etkinliğe yönlendirirken onu bu konuda uzman yapma amacı ta­şımamak gerekir. Böyle bir tutum ke­sinlikle yanlış ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com">sağlık</a>sızdır.<br />
Çocuk büyüdükçe yeteneklerini ge­liştirir ve yeni zevkler edinir. Kendi seçimi ve içinden geldiği gibi yaparsa fi­ziksel etkinlikler onun için bir zevk ve ilerdeki spor çalışmaları için eğlenceli bir basamak olacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SPOR VE GÜDÜLENlMLER</strong></span><br />
Spor ve hırs birbirinden ayrılmaz iki unsurdur. Gerçekte spor, çocuğun zamana, çevresindekilere ve kendisine karşı yaptiğı bir yarıştır Çocuktaki yarış isteği ve hırs artırı­labilir ya da yatıştınlabüir. Rakiplerine karşı saygılı ve dürüst davrandığı süre­ce hırs, zayıf çocuklara güç verir, des­tek olur. Bu tür karşılaşmalarda çocu­ğun rakipleriyle arasındaki yaş farkının belli bir dengede tutulmasına Özen gös­terilmelidir.</p>
<p>Elbette ki, zafer çok önemlidir. Çünkü zafer yorgunlukların ödülü ve üstünlüğün tanımıdır. Bununla birlikte büyük bir çabanın ardından kaybedilebileceğini öğrenmek de çok önemlidir.<br />
Spor yalnızca bir yarışma olarak ele alınırsa ve kazanmaya çok büyük önem verilirse bu, kaybeden taraf için çok olumsuz etkiler doğurabilir. Bu neden­le çocuğa bir spor karşılaşmasında kaybedilebileceğini de öğretmek gerekir.</p>
<p>Çocuk için önemli bir başka kav­ram da rekabeti Öğrenmesidir. Bir ço­cuk bir dizi yenilgiye uğrarsa rekabet etmeyi öğrenmek yerine, daha büyük bir yenilgiye uğramamak İçin rekabet­ten çekilmeyi öğrenir. Özellikle takım oyunlarında karşıla­şan iki takımın oyuncuları sürekli de­ğiştirilmelidir. Böylece bir kişi sürekli kazanan tarafta olamaz ve kaybetmeyi de Öğrenir. Böylelikle yarışma ruhu ka­zandırılabilir ve oyun daha ilginç bir hale gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuklarda-spor-ve-oyun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Aids</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuklarda-aids/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuklarda-aids/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2009 22:24:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=2577</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte ya da doğum sırasında virüsün anneden bebeğe geçmesiyle AiDS&#8217;e yakalanan çocukların sayısı giderek artmaktadır. Günümüzde hastalığa yakalanma tehlikesi yalnızca karşı cinsle cinsel ilişkiye girenler (heteroseksüeller) arasında da artmış olduğundan sorun yeni kuşaklar için korkutucu bir boyut kazanmaktadır. AIDS&#8217;li çocukların büyük bir bölü­mü (yüzde 91) virüsü doğrudan annele­rinden alır; anne ise enfeksiyonu olgula­rın yüzde 65&#8242;inde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gebelikte ya da doğum sırasında virüsün anneden bebeğe geçmesiyle AiDS&#8217;e yakalanan çocukların sayısı giderek artmaktadır. Günümüzde hastalığa yakalanma tehlikesi yalnızca karşı cinsle cinsel ilişkiye girenler (heteroseksüeller) arasında da artmış olduğundan sorun yeni kuşaklar için korkutucu bir boyut kazanmaktadır.</strong></p>
<p>AIDS&#8217;li çocukların büyük bir bölü­mü (yüzde 91) virüsü doğrudan annele­rinden alır; anne ise enfeksiyonu olgula­rın yüzde 65&#8242;inde damar yoluyla uyuş­turucu madde kullanırken, yüzde 34&#8242; ünde ise <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/cinsel-sorunlar-hakkinda-bilgiler/">cinsel ilişki</a> sırasında almıştır. Çocuklarda görülen AİDS, toplam olgu­ların yüzde 3&#8242;ünü oluşturur. Ama doğur­gan dönemdeki <a href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadınlar</a> arasında <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bolum/hastaliklar-hakkinda-bilgiler/">hasta­lık</a> gittikçe yayıldığından önümüzdeki yıllarda bu oranın da belirgin ölçüde artması beklenmektedir.<br />
<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/aids.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2578" title="aids" src="http://www.genelsaglikbilgileri.com/wp-content/aids.jpg" alt="" width="196" height="130" /></a><br />
Kadındaki işlev bozukluklarına uyuşturucu bağımlısı erkeklerde sperm üretimindeki değişiklikler de eklenir; spermlerin döllenme yeteneğinin belir­gin ölçüde yitirilmesiyle <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/gebelik/">gebelik</a> olası­lığı düşer.<br />
Uyuşturucu bağımlılarında üretken­liğin azalmasının yanı sıra cinsel etkin­likte de azalma ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/escinsellik/">eşcinsel ilişki</a>lerde artış görülür.<br />
Bu etkenler düzenli olarak uyuştu­rucu madde kullanan kadınlarda gebe­lik oranının düşük olmasını açıklamak­tadır.</p>
<p>• Uyuşturucu bağımlılarında gebelik alışılan yaşam biçimini değiştireceğin­den rahatsızlık verir. Günlük yaşamda var olan ağır sorunlar daha da karmaşıklaşır; bu nedenle arzu edilmeyen bir ol­gudur.<br />
Bu kadınlar gebe kalınca kendi is­tekleriyle hemen <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kurtaj/">kürtaj</a> yaptırır ya da gebelik bir süre sonra tıbbi nedenlerle sonlandırılır.<br />
Uyuşturucu bağımlılarında düşük oranı da aynı yaştaki kadın nüfustakinden daha yüksektir (yüzde 10,2&#8242;ye karşı­lık yüzde 5,8). Uyuşturucu.<br />
<strong><br />
<span style="color: #ff0000;"> AİDS, GEBELİK,UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI</span></strong></p>
<p>AİDS hastalığının ya da AİDS bağlantı­lı kompleks (ARC) ve lenf düğümlerin­de genel şişme (LAS) sendromlannın görüldüğü kadınlarda gebelik oranı gü­nümüze değin çok düşük olmuştur.<br />
Bu durumun birden fazla açıklaması olabilir:<br />
•  Yakın zamana değin ATDS&#8217;li kadınla­rın sayısı düşük kalmıştır.<br />
•  Uyuşturucu madde bağımlısı kadın­larda doğum sıklığı daha düşüktür. Bu kadınlarda cinsel organ iltihaplan, özel­likle de Fallop boruları iltihapları sık görülür; çeşitli derecelerde ruhsal bo­zukluklar ortaya çıkar; yetersiz ve uy­gunsuz beslenme yaygındır; <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagimlilik/">bağımlılık</a> yapan madde ve ilaçlar dölyatağı, yu­murtalıklar ve hipofizhipotalamus sis­temi üzerinde doğrudan ya da dolaylı ketleyici etki gösterir. Bütün bunlar cin­sel organlarda İşlev bozukluğuna yol açar ve buna bağlı olarak üretkenlik dü­şer. Âdet gecikmesine sık rastlanır; ka­dın birkaç ay, hatta yıllar boyu âdet gör­meyebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Perinatat dönemde bulaşma</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Dölütte enfeksiyon</strong></span><br />
Dölütün 500 gr ağırlığa ulaşmasıyla <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/dogum-videolari-dogum-ani-video-kaydi/">doğum</a>dan 28 gün sonrası arasındaki süre tıpta perinatal dönem olarak adlandırılır. Gebeliğin 8. haftasından sonra virü­sün etene yoluyla dölüte geçmiş olduğu kesin olarak saptanabilir; amâ bu ge­çişin hangi dönemde gerçekleştiği kesin olarak belirlenemez. Gene de her seropozitif kadının virüsü dölüte taşıyabileceği kabul edilmelidir. Anneye uygulanacak hiçbir klinik, biyolojik ve virolojik ölçüt, dölüt için ge­çerli enfeksiyon tehlikesini değerlendiremez. Enfeksiyonun ileri evrelerinde tehlikenin daha yüksek olduğu (yüzde 65) belirlenmiştir, ama hiçbir hastalık belirtisi göstermeyen bir kadın da hastalığı çocuğuna bulaştırabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Doğum sırasında geçiş</strong></span><br />
Doğumda virüsün nasıl geçtiğini saptamak çok zordur. Amniyon sıvısında ve dölyolu salgılarında virüsün ayrıştırılabileceğine ilişkin veriler vardır. Ayrıca dölyolundan <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/normal-dogum-videolari/">normal doğum</a>da ya da <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sezeryan-dogum-videolari/">sezaryanla doğum</a>da anne kanının dölüte bulaşmasıyla da enfeksiyonun geçebileceği düşünülmektedir. Hatta bu konuda bazı olumlu veriler bulunmasına karşın, sezaryenle doğumun çocukta enfeksi­yon olasılığım azalttığını gösteren kesin kanıt yoktur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Süt vermenin tehlikeleri</strong></span><br />
Emzirmenin etkisi çok açık değildir. Anne sütünün HTLV-1 virüsü için başlı­ca bulaşma kaynağı olduğu kanıtlanmış görünmekle birlikte, geriye ve ileriye dönük araştırma verileri anne sütü alan ve hazır mamayla beslenen bebekler arasında HİV enfeksiyonunun gelişimi açısından önemli farklar olmadığını göstermektedir.<br />
Buna karşılık enfeksiyonu doğumdan sonra alan annenin hastalığı çocuğuna geçirmesine ve virüsün sütte bulunmasına ilişkin gözlemler emzirmenin tehli­keli olabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle seropozitif annelere süt ver­memeleri önerilir. Ama sütçocuğunun <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/ishal/">ishal</a> nedeniyle ölme olasılığının HIV enfeksiyonun bulaşma tehlikesinden yüksek olduğu Afrika ülkeleri gibi bazı bölgelerde bu öneri yanlış olabilir.</p>
<p>(Özellikle eroin, ama aynı zamanda LSD ve metadon) eteneden dölüte geçtiği ka­nıtlandıktan sonra bu oranın yüksekliği uyuşturucunun hem doğrudan dölüt üze­rindeki etkisine hem de kadının uyuştu­rucu bulamama ya da alamaması duru­munda ortaya çıkan yoksunluk nöbetle­rinin dolaylı etkisine bağlanmıştır.<br />
Gebeliğin kendiliğinden sonlanması şu nedenlere bağlı olabilir: Dölyatağının uzun yoksunluk dönemlerinden son­ra aşırı derecede uyarılması (erken do­ğuma da neden olabilir), gebeliğin er­ken evresinde embriyonun kromozomlarındaki değişiklikler, dölyatağındaki yapısal ve işlevsel bozukluklar (örne­ğin, dölyatağı mukozası iltihabı), yu­murtalık işlevinin uzun süre bozulması­nın ardından dölyatağındaki kas katma­nının yeterince gelişmemesi.<br />
Bütün bu nedenlerle uyuşturucu madde bağımlıları arasında HTLV-3/ HIV (İnsan T Hücreli Lösemi Virüsü/ tnsan <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bagisiklik-bozuklugu-hastaliklari/">Bağışıklık Yetmezliği</a> Virüsü) ta­şıyanların oranının yüksek olmasına karşılık doğumla sonuçlanan gebelikle­rin oranı aynı ölçüde yüksek değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuklarda-aids/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Bakımı</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuk-bakimi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuk-bakimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 16:32:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-C]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk nasıl bakılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuk-bakimi/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk Bakımı Yeni doğan bir bebeğin aileye ne tür sorumluluklar getireceği bilinmez. Anne ve baba altından kalkamayacakları bir sorunla karşı karşıya kaldıklarını düşünürler. Bu yanlış bir düşüncedir.Evvelce çocuk bakımı konusunda kesin reçeteler vermeye alışık olan çocuk doktorları, günümüzde, her bebeğin boyca, kiloca, renkçe v.b. yönlerden farklı birer yaratık olduğunu düşünmekte ve hoşlandıkları şeyler, duyguları, uyku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Bakımı<br />
Yeni doğan bir bebeğin aileye ne tür sorumluluklar getireceği bilinmez. Anne ve baba altından kalkamayacakları bir sorunla karşı karşıya kaldıklarını düşünürler. Bu yanlış bir düşüncedir.Evvelce çocuk bakımı konusunda kesin reçeteler vermeye alışık olan çocuk doktorları, günümüzde, her bebeğin boyca, kiloca, renkçe v.b. yönlerden farklı birer yaratık olduğunu <span id="more-175"></span>düşünmekte ve hoşlandıkları şeyler, duyguları, uyku alışkanlıkları, büyüme biçimleri, huylan bakımından da farklı olan bebeklerin katı bir anlayış içinde büyütülmemeleri gerektiğini savunmaktadırlar.<br />
Her bebek, ayrı bir insan olarak ele alınıp ona göre yetiştirilmelidir. Ama her zaman ne yapılması gerektiğini hep doktorunuzdan beklememelisiniz. O size genel olarak izleyeceğiniz yol konusunda birtakım şeyler söyleyebilirse de, bunları kendi bebeğinize uygulayacak olan sizlersiniz. Bu yüzden anne ve baba, kendi yargılarına güvenmek zorundadırlar. Teorik bilgi her zaman pratik deneyimin yerini tutamaz.<br />
Benek doğuşta ortalama 3,5 kilogram kadar ağırlıktadır. Kızlar 250 gram kadar hafif olurlar. Beş kiloya kadar doğabilmektedir. İki kilo beş yüz daha az doğan bebekler erken doğmuş sayılırlar ve bu özel bakıma alınırlar. Çoğu beş-altıncı ayda kilolarının iki katına çıkarlar. Doğuşta boy 48 ilâ 53 santimetre arasındadır. Bir yaşına bastığında bebeğin boyu daha uzamış olur. Doğuşta baş ile göğüs çevresi eşittir. Sonra baş hızla büyür ve bir yaşına bastığında cevresi 4 santime yakın artış gösterir.Kafatası kemikleri yumuşaktır ve çocuk bir yaşına kadar tek bir tarafa uzun süre yatmamalıdır. Bir emzirmede soluna, ötekinde sağına yatırılmalı, hem yüzüstü, hem de sırtüstü yatmaya alıştırılmalıdır. Kafatasında iki yumuşak bölge olan bıngıldaklar, kemiklerin kaynaşmadıkları bölgelerdir. Başın arka kısmındaki bıngıldak dördüncü ayda, öndeki bıngıldak ise onsekizinci ayda kapanır. Bıngıldaklara özel bir bakım gerekmezse de, buraları ellemek, bastırmak doğru değildir.<br />
Yürüme : Bazı çocuklar yedinci ayda emeklemeye başlar. Bazıları, emeklemek için onuncu, hatta onbirinci ayı bekler. Birinci yılın sonunda, çocuk kolayca ayakları üzerinde dikilebilmeli ve tutunarak yürüyebilmelidir. Elinden tutulursa genellikle onikinci ayda yürür. Yardım edilmemesi halinde yürüme normal olarak oniki ile on altıncı aylar arasında başlar. Tabii, bazıları daha hızlı gelişir ama, çocukların yüzde 4O&#8217;ı bir yaşında, yüzde 6O&#8217;ı da on dört ayda yürüyebilir. Şişman veya hastalık geçiren çocukların yürümeleri iki yaşına kadar gecikebilir. Bazen kaygan bir zemin, tıkış tıkış bir oda ya da sıkan bir ayakkabı, çocuğu yürümekten alıkoyabilir. Kaslarda hastalık, raşitizm veya sinirlerde hasar sözkonusu olabilirse de bunlar çok seyrek görülen şeylerdir. Yürümeye isteksiz çocuğu anne-baba sabırla karşılamalı ve o yürümeye hazır olmadan zorlamaya gitmemelidir. Yeni yürümeye başlayan başka çocukların yanına koymak da, çocuğu yürümeye teşvik edici bir unsurdur.<br />
Görme ve İşitme : Doğduktan sonra bebekler ışık ile karanlığı ayırdedebilirler ama, iki haftaya kadar dikkatlerini bir eşya üzerinde toplayamazlar. Genellikle dört hafta sonra bir şeye bakabilir ve iki aylıkken hareket halindeki bir eşyayı gözleriyle izleyebilirler. İlk aylarda gözünü bir noktada toplamakta güçlük çekeceğinden çocuk şaşı bakıyor sanılabilir. Bu durum kısa zamanda kaybolur, endişelenmeye gerek yoktur.<br />
Doğuştan kısa süre sonra bebekler gürültü ve sesleri tanırlar ama bir sesi diğerinden ayırdetmesi için iki-üç ay geçmesi gerekir. İki-üç aylık bebekler müzik dinlemekten hoşlanırlar ve bazen bu durumda ağlamayı bile keserler.<br />
<strong>Tad alma</strong> : Bebeklerin gelişkin bir tad alma duyguları yoktur. Ancak tatlı ve ekşi besinleri birbirinden ayırt edebilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/cocuk-bakimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

