<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tedavisi, belirtileri, Hakkında Bilgi, Nedir &#187; doktor</title>
	<atom:link href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/yazi/doktor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com</link>
	<description>Sağlık</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Dec 2011 19:51:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kalp Enfarktüsünün Tedavisi</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalp-enfarktusunun-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalp-enfarktusunun-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jun 2008 15:27:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp enfarktüsü]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıklardan nasıl korunur]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıklarının tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi ile ilgili bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ritim bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[yeni tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=621</guid>
		<description><![CDATA[Kalp Enfarktüsünün Tedavisi Tıbbın devamlı surette hamleler yapmak­ta olduğu bir devirde yaşamaktayız. Her gün yeni bir ilâç, yeni bir tedavi usulü keşfedilmekte, icat edilmektedir. Burada sizlere anlataca­ğım bazı ilâçları, usulleri üç dört sene önce ya­zılmış olan tifo kitaplarında bulamazsınız. Belki birkaç sene sonra daha yenileri çıkacaktır. Bugünkü vasıtalarla kalp damarını tıkamış olan pıhtıyı hemencecik eritiverecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                         <strong>Kalp Enfarktüsünün Tedavisi </strong>Tıbbın devamlı surette hamleler yapmak­ta olduğu bir devirde yaşamaktayız. Her gün yeni bir ilâç, yeni bir tedavi usulü keşfedilmekte, icat edilmektedir. Burada sizlere anlataca­ğım bazı ilâçları, usulleri üç dört sene önce ya­zılmış olan tifo kitaplarında bulamazsınız. Belki birkaç sene sonra daha yenileri çıkacaktır. Bugünkü vasıtalarla kalp damarını tıkamış olan pıhtıyı hemencecik eritiverecek bir imkâna sahip değiliz. Keza damarlardaki sertliği de kısa zamanda tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. <strong>Bizim yapabildiğimiz iki şey var:</strong><br />
1)  kalp yükünü mümkün mertebe azaltmak ve,<br />
2)  kalp dolaşımını yeniden tanzim eden, en iyi hekim olan tabiat anaya yardım etmek.<br />
<strong>1. Kalp yükünü azaltmak.<br />
a) yatak istirahatı:</strong><br />
Bütün vücutta kanı harekete getirmek, onu. her tarafa sevketmek kalbin başlıca vazifesidir. Halbuki şimdi bizzat kendini besleyen damar­lardan biri tıkanmıştır. Kalbe eskisinden daha az gıda, daha az oksijen gelmektedir. Herşeyej rağmen de kalbin vazifesine devamı mecburi­dir, zaruridir. Yaralı organların istirahatı şart­tır. Ama, gel gelelim kalbiniz birazcık, meselâ1 üç dört dakika kadar tatil yapacak olsa haliniz nice olur? Kalbi tel örgü içine alıp tesbit ede­meyiz. O, vazifesine gece gündüz devam etme-i lidir. İşte bütün bu olayları dikkat nazarına alırsak ortada yapacak bir çare kalıyor: o da yatak istirahatidir. Şayet yatağa yarı oturur 3 ziyette, arkanıza birçok yastıklar koyarak, ya­tarsanız, yemeğinizi başkası yedirir, yüzünüzü başkası silerse kalbten istenen iş de asgarî had­de inmiş olur. Unutmayınız ki vücuttaki etlerin en ufak bir hareketi daha fazla kana, oksijene, daha fazla pompaya ve daha fazla kalb çalış­masına, yorulmasına mal olur. Bundan dolayı yatakta ne kadar sakin, sessiz yatarsanız kalbi­nize de kendisini tamir etmek, yamamak için o kadar fazla fırsat vermiş olursunuz. Lâkin hiç hareket etmeden mıhlanmış gibi yatmak ancak îlk birkaç gün içindir. Bunu uzun zaman de­vam ettirmek de fayda yerine zarar verir. Ne­den mi? Bakın anlatayım : insan hiç kımıldama­dan uzun zaman yatarsa muhitte dolaşım yavaşlar. Bir ırmak gayet sakin aktığında içindeki çamurlar, taş topraklar çöker. İşte vücutta da kan akımı yavaşlayınca, bilhassa başka damarlarda da ufak tefek arıza olduğu takdirde, kan kolayca pıhtılaşıverir. Meselâ tam hareket­siz yatanlarda bacak karadamarlarında pıhtı teşekkülü çok görülmektedir. Bazan bacaklar­da husule gelen bu pıhtı (tromıboz) oradan ko­par ve gidip akciğer damarlarından birini ta­kar, buna da (amboli) demıekteyiz. İşte hem. kalbi yormamak, hem de fazla hareketsiz kal­mamak için ikisi ortası bir yol takip edilir: her gün bacaklarınızı çekip bırakırsınız, ayakların parmaklarını oynatırsınız, kollarınızı omuz oynaklarmdan itibaren hareket ettirirsiniz. Biri­sinin bacaklarınızı aşağıdan yukarı doğru sıvazlamak suretiyle masaj yapması da çok iyidir Ama tansiyonunuz çok düşmüş, ter içinde is niz, yani şok varsa her türlü hareketten kaçma­mak şarttır.<br />
Ne kadar zaman yatakta kalmalısınız? Kalbin ne kadar zaman zarfında kendir tamir edebildiğini bize, köpeklerde yapılan de­neyler göstermiştir. İlim adamları köpekleri uyutmuşlar, sonra göğüslerini açıp kalb damarlarından birini bağlamışlardır, yani deneysel bir miyokart enfarktüsü husule getirmişlerdir. Bunu aynı zamanda meselâ 30 köpekte yapıyorlar. Sonra her gün bir köpek öldürülüp kalbi açılarak kalbteki yaranın ne dereceye kadar düzeldiği araştırılıyor. Acaba köpek kalbi ile insan kalbindeki iyileşme zamanı birbirine eşit midir? diye akla bir soru gelebilir. Nltekim bunu düşünen araştırıcılar da olmuş ve bunları enfarktüsün ilk gününde, bir hafta sonra, îkli hafta sonra, v.s. zamanlarda ölen hastaların kalbini açıp muayene etmişler ve neticede köpek kalbindeki enfarktüsün . iyileşme zamar ile insandaki enfarktüsün iyileşme zamanları arasında hemen hiç fark bulunmadığını görmüş lerdir. Bu araştırmalardan çıkan neticeye re damarının tıkanması yüzünden kandan mah­rum kalan kalb eti parçası yumuşar, gevşek bir hal alır ve bu hal hiçolmazsa iki hafta böyle devam eder. Enfarktüsün başlangıcından itibaren hiçolmazsa üç hafta geçmeden yeter derecede sağlam bir duvar örülememektedir. Bunun içindir ki enfarktüslü hastaların bilhas­sa ilk üç hafta zarfında gayet dikkatli olma­ları, yatakta mümkün mertebe sakin kımılda­madan yatmaları şarttır. Ancak üçüncü hafta­dan sonra iki tarafa dönmeye, serbest hare­ketler yapmaya müsaade edilir. Kalbte tamamıyla sert, kuvvetli bir yama teşekkülü için hemen hemen sekiz hafta geçmesi icap eder. Eskiden hastalar birkaç ay yatakta yatırılırdı, halen bazı Amerikan hekimleri iki haftada yal­taktan çıkmağa müsaade etmektedirler. Bu hususlar sizin durumunuza, göre değişir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalp-enfarktusunun-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalb Anjini Hastalığın Seyri ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalb-anjini-hastaligin-seyri-ve-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalb-anjini-hastaligin-seyri-ve-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 17:36:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-K]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp anjini]]></category>
		<category><![CDATA[kalp dostu yiyecekler nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[miyokart enfarktüsü]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=615</guid>
		<description><![CDATA[Kalb Anjini Hastalığın Seyri Kalb anjininin seyri son derece mütehavvildir. Bâzılarında miyokart enfarktüsü teşek­kül eder ve arkasından ekseriya anjin ağrıları da kaybolur. Bâzıları bir ay bâzıları bir sene veya daha geç iyileşirler. Tedavi: Mâden ve bedenen istirahat şarttır. Ufak bir üzüntü, sıkıntı, hırslanma v.s. sebepler an­jin dö puvatrin nöbetlerini körükleyebilir. Has­talar bilhassa kışın fazla muztarip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalb Anjini Hastalığın Seyri</strong><br />
Kalb anjininin seyri son derece mütehavvildir. Bâzılarında miyokart enfarktüsü teşek­kül eder ve arkasından ekseriya anjin ağrıları da kaybolur. Bâzıları bir ay bâzıları bir sene veya daha geç iyileşirler.<br />
<strong>Tedavi:</strong><br />
Mâden ve bedenen istirahat şarttır. Ufak bir üzüntü, sıkıntı, hırslanma v.s. sebepler an­jin dö puvatrin nöbetlerini körükleyebilir. Has­talar bilhassa kışın fazla muztarip oldukların­dan izin alıp kışı sıcak iklimlerde geçirmeleri uygun olur.<br />
Şişman hastaların zayıflaması çok fay­dalıdır.<br />
Bazı hastalarda kahve içmek anjin ağrıla­rını meydana çıkartabilir veya ağrıları artıra­bilir. Bu gibi kimselerin fazla kahve içmesi doğ­ru olmaz. Fakat umumiyetle günde 2 kahvenin» zararı yoktur.<br />
Sigara içmek de anjin ağrılarını tevlit et­tiğinden dolayı terkedilmelidir.<br />
Yemeklerden sonra bir müddet istirahat edilmesi, tok karnına yol yürünmemesi lâzımdır Yemeklerin her seferinde az, fakat sık yenme­si tavsiye olunur.<br />
Birçok ilâçlar vardır. Bunları hekim yerine,. hastasına göre ve nöbetleşe nöbetleşe verir. Ağrı esnasında en iyi gelen ilâç trinitrindir. Trinitrinin tesiri bir dakika zarfında başlar ve yarım saat devam eder. Dişle ezilip dil altına konmalıdır. Emilmemeli ve yutulmamalıdır. En ufak bir ağrı hisseder hissetmez trinitrin kul­lanmak lâzımdır. Üst üste üç fane alındığı hal­de ağrı geçmezse enfarktüs teşekkül etmiş ol­ması muhtemeldir. Günde 100 taneye kadar kullanılabilir. Hiçbir tehlikesi yoktur. Bazı kim­selerde hafif başağrısı, çarpıntı, başdönmesi, yüzde kırmızılık, bulantı, kusma yapabilirse de bunlarm hiçbir önemli tehlikesi yoktur.<br />
Alkollü içkiler mutedil miktarlarda kulla­nılabilir. Eskiden alkolün kalb damarlarını ge­nişleterek tedavi yerine geçtiği sanılırdı, hal­buki hâlen alkolün daha ziyade muhiti damar­ları genişlettiği, ancak , beyindeki ağrı duyma merkezlerini uyuşturarak ferahlık temin ettiği anlaşılmış bulunuyor.<br />
Uçakla seyahat tehlikeli sayılmaktadır. Zi­ra 3.000 metre irtifada uçmak %14 oksijen ihti­va eden bir gaz teneffüs etmek gibidir.<br />
Anjin dö puvatrinde en iyi tedavinin ruh . sükûneti, huzur olduğu unutulmamalıdır.<br />
Gıda meselesi çok önemlidir. Tuzu az gıda daha iyi gelir. Bu bakımdan kalb kifayetsizliği bahsinde anlatılan tuzlu gıdalardan kaçınılması şayanı tavsiyedir : Tuz, tuzlu balık, tuzlu pey­nir, tuzlu ceviz, fazla süt (sütün bir kilosunda 1,5 &#8211; 2 gram tuz vardır), tuzlu tereyağı, karbo­nat, tuzlu müshiller doğru değildir. Şayet ya­pılan kan muayenesinde kanda kolesterol mik­tarı yüksek bulunursa yağı ve kolesterolü az bir gıda tavsiye olunur : Yumurta, süt, peynir.» dondurma, yağlı etler, yağda kızarmış yemek­ler, pastalar, ceviz, beyin, böbrek, karaciğer, havyar ancak haftada bir defa ve gayet az mik­tarda yenebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalb-anjini-hastaligin-seyri-ve-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KALP YETERSİZLİĞİ BULUNMAYAN KAPAK HASTALIKLARINDA  TIPBİ TEDAVİ</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalp-yetersizligi-bulunmayan-kapak-hastaliklarinda-tipbi-tedavi/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalp-yetersizligi-bulunmayan-kapak-hastaliklarinda-tipbi-tedavi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 11:41:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aorta darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aorta yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[mitral darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[mitral yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/?p=612</guid>
		<description><![CDATA[Kalbin kuvveti henüz yerinde ise mitral darlığı, mitral yetmezliği, aorta darlığı, aorta yetmezliği gibi kalb kapağı hastalıklarında tıb­bî tedavi aynidir. Bu hastalıklara müptelâ kim­seler şu noktalara dikkat etmelidir : 1. Kalbinizi yorup yedek kuvvetini harcamamaya çalışınız. Kalbinizin kapakları iyi işle­mediğinden dolayı herhangibir işi yaparken kalbiniz, başka kimselerin kalbinden daha faz­la enerji sarfetmektedir. Onun için kalbe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>       Kalbin kuvveti henüz yerinde ise mitral darlığı, mitral yetmezliği, aorta darlığı, aorta yetmezliği gibi kalb kapağı hastalıklarında tıb­bî tedavi aynidir. Bu hastalıklara müptelâ kim­seler şu noktalara dikkat etmelidir :<br />
1.  Kalbinizi yorup yedek kuvvetini harcamamaya çalışınız. Kalbinizin kapakları iyi işle­mediğinden dolayı herhangibir işi yaparken kalbiniz, başka kimselerin kalbinden daha faz­la enerji sarfetmektedir. Onun için kalbe iş yükleyen aşırı faaliyetlerden kaçınınız.<br />
2.  Merdivenleri, yokuşu, acele acele çıkmayınız. Hızlı, veya koşarcasına yürümeyiniz.<br />
3.  Heyecanlardan, münakaşalardan kaçınınız.<br />
4. Cinsî münasebet esnasında fazla oynaşmayınız.<br />
5.  Evlenmenizde mahzur olup olmadığını<br />
veya kadın iseniz doğurup doğuramıyacağınızı ancak hekiminiz size söyliyebilir. Gebe kaldıysanız ilk üç ay içinde muhakkak hekiminizi görünüz.<br />
6.   Yemeklerinizi azar azar, fakat sık sık yiyiniz. Bir defada midenizi şişirmeyiniz. Öğle yemeğinden sonra 1-2 saat kadar yatıp istirahat etmeyi âdet edininiz, uyumanız şart değildir.<br />
7.  Kalbinizin kuvveti yerinde dahi olsa tuzu az kullanarak kendinizi tuzsuz yemeklerin lezzetine alıştırınız.<br />
8.  Düz yolda, rüzgâra karşı olmamak ve tok olmamak şartiyle yürümeniz mahzurlu değil,<br />
hattâ faydalı olabilir.<br />
9.   Diş çıkartmadan önce penisilin yaptı­rınız.</p>
<p>    Kalbinizde herhangibir hastalık var, fakat kalbin kuvveti henüz yerinde olup vazifesini başarabilmekte ise buna kömpanşe, şayet kalbin yedek kuvveti kal­mamış veya azalmış olup vazifesini hakkiyle yapamıyor­sa dekompanse&#8217;dir, yani kalb kifayetsizliği yardır de­nir. Dekompanse kalb hastalıklarında nefes darlığı mevcuttur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kalp-yetersizligi-bulunmayan-kapak-hastaliklarinda-tipbi-tedavi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimler Romatizmaya Yakalanır?</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kimler-romatizmaya-yakalanir/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kimler-romatizmaya-yakalanir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 20:21:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-K]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-R]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[online tıp]]></category>
		<category><![CDATA[romatizma hastalığı ile ilgili bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Romatizmal Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[romatizmal hastalık­lar]]></category>
		<category><![CDATA[tıp eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/kimler-romatizmaya-yakalanir/</guid>
		<description><![CDATA[Kimler romatizmaya yakalanır? Hâd &#8220;romatizma umumiyetle 5-15 yaşları arasında bulunan çocuklarda görülür. 25 yaşını geçkin kimselerde ilk defa olarak romatizma görülmesi nadirdir. Erişkinlerdeki romatizma çok defa çocuklukta geçirilen romatizmanın nüksüdür. A hemolitik streptokok enfeksiyonu geçi­ren (meselâ boğaz anjini) çocukların ancak %3 ünde romatizma husule gelir. Demek ki hu­susî bir istidat bulunması şarttır. Daha önce romatizma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kimler romatizmaya yakalanır?</strong><br />
Hâd &#8220;romatizma umumiyetle 5-15 yaşları arasında bulunan çocuklarda görülür. 25 yaşını geçkin kimselerde ilk defa olarak romatizma görülmesi nadirdir. Erişkinlerdeki romatizma çok defa çocuklukta geçirilen romatizmanın nüksüdür. A hemolitik streptokok enfeksiyonu geçi­ren (meselâ boğaz anjini) çocukların ancak %3 ünde romatizma husule gelir. Demek ki hu­susî bir istidat bulunması şarttır. Daha önce romatizma geçirmiş olanlar anjin, kızıl, v.s. gi­bi streptokok enfeksiyonuna yakalanırlarsa şahsın 50 sinde romatizma nükseder. Romatiz­ma bulaşıcı değildir, fakat romatizmaya sebep olan mikrop bulaşıcıdır (-sâridir). Bazı hekimler romatizma husulünde irsiyetin rolü olduğuna inanmaktadırlar. Anası ba­bası romatizma geçirmişse çocukta da olması muhtemeldir. Romatizma geçiren çocukların %50 sinden fazlasında devamlı bir kalb hastalığı baki kalır. H&#8217;omaiizma nasıl teşhis edilir? Halk arasında, eskiden her ateşe sıtma den­diği gibi, her ağrıya da romatizma denip geçi­lir. Hakikaten romatizmanın hemen yirmi-beşten fazla çeşidi vardır. Lâkin esas kalbe vu­ranı, kalb hastalığı yapanı, başlı basma bir tip­tir ki biz buna hâd asıl romatizma hastalığı di­yoruz. Romatizmanın şayanı itimat bir tek ara­zı yoktur. Birçok arazlar bir araya gelir. Umu­miyetle oynak yerleri şişer, kızarır, ağrır, ateş yükselir. Ağrı bir oynaktan ötekine atlar. Çocuk çok fazla terler. Romatizma kalbin dış zarını, iç zarını veya &#8216;etini hastalandırır. Dış zarında perikardit ya­par, etinde miyokardit husule getirir, iç zarının iltihabına ise andokardit denir. Bazan kalbteki arıza, romatizma gaçirildikten 10-15 sene sonra meydana çıkar. Hattâ hasta ve etrafındakiler böyle bir romatizma geçirildiğini unutmuşlar­dır bile. Bazan da ufak bir anjinden sonra kalb-romatizması husule gelir. Şahıs bunun farkına bile varmaz. İlerde kendisini muayene eden. hekim, kalbinin hasta olduğundan bahsedince hayretler içinde kalır ve (Ama ben romatizma geçirmedim ki) der. Romatizma kalb kapakları­nı ya daraltır veya onları aşındırarak bollaştı-rır. En çok âfete uğrıyan kapaklar mitral ve aorta kapaklarıdır. . İlerde bu kapakların has­talıkları ayrıca anlatılacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/kimler-romatizmaya-yakalanir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bakterilerin Gelişmesini Önleyen ilaçlardan : Sülfonamidler</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bakterilerin-gelismesini-onleyen-ilaclardan-sulfonamidler/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bakterilerin-gelismesini-onleyen-ilaclardan-sulfonamidler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 May 2008 13:41:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-B]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-S]]></category>
		<category><![CDATA[bakterilerin gelişmesini önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteriyel enfeksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[parazitleri öldürmek için kullanılan ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sülfonamidler]]></category>
		<category><![CDATA[tıp sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/bakterilerin-gelismesini-onleyen-ilaclardan-sulfonamidler/</guid>
		<description><![CDATA[İlk kez 1935 yılında Domagk adlı bilim adamı tarafından bulu­nan ve mikroplarla mücadelede başarı kaza­nan bir boya maddesi , sulfonamidjerin de ilki olmuştur. Daha sonra­ları, kimyasal ismi paraamino sülfanilamid olan bileşiğe değişik eklemeler yapılarak türlü sülfamidler türetilmiş ve bunlar daha da geliştiril­miştir. Sülfonamidler bakterilerin metabolizmala­rında kullandığı paraamino benzoik asi­de çok benzemekte ve onun yerine ge­çerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">İlk kez 1935 yılında Domagk adlı bilim adamı tarafından bulu­nan ve mikroplarla mücadelede başarı kaza­nan bir boya maddesi , sulfonamidjerin de ilki olmuştur. Daha sonra­ları, kimyasal ismi paraamino sülfanilamid olan bileşiğe değişik eklemeler yapılarak türlü sülfamidler türetilmiş ve bunlar daha da geliştiril­miştir. Sülfonamidler bakterilerin metabolizmala­rında kullandığı paraamino benzoik asi­de çok benzemekte ve onun yerine ge­çerek bakterilerin çoğalmasını önlemek­te yani bakteriyostatik etki göstermekte­dir. Birçok bakterilere kolera vibriyonlarına ve bazı büyük virüslere etkilidir. Antibakteriel yani mikroplu hastalıklara karşı kullanılan sulfonamid bileşiklerinden başka tedavide idrar söktürücü olarak ya da şeker hastalığında kan şeke­rini düşüren ilaç olarak kullanılan sulfonamid bileşikleri de mevcuttur. Sülfonamidler genel olarak ağızdan ve bol su ile alınırlar. Barsaklardan çabuk emi­lir, kana geçer ve böbreklerden atılırlar. Suda çok eriyen sülfonamidler kana ça­buk geçtiklerinden sistemik enfeksiyonlar­da kullanılırlar. Suda erimeyen sülfona­midler de barsak enfek­siyonlarında çok kul­lanılır. İdrarla atılmaları geç olan ve böylece kan­da uzun süre kalarak etkilerini 12 saat sürdüren sülfonamidler bulun­muştur. Ayrıca karışım şeklinde sulfona­mid preparatları ve lepra has­talığında kullanılan sulfonlar da vardır. İdrarda taş teşekkülüne sebebiyet verdik­lerinden sülfonamidler bol su ile alınma­lıdır. Ayrıca bulantı, kusma, ateş, sarı­lık, deri döküntüsü, kansızlık gibi yan tesirleri de olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/bakterilerin-gelismesini-onleyen-ilaclardan-sulfonamidler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Streptomisin</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/streptomisin/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/streptomisin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 21:37:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-S]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[online tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/streptomisin/</guid>
		<description><![CDATA[Streptomisin ilk olarak 1945 yılında Waksman&#8217;ca Streptomyces griseus ismindeki toprak mantarından elde edilmiş, aminoglikozid grubu bir antibiotiktir. Pekçok mikroplara, daha çok tüberküloz mikrobuna karşı etkili olması sebebiyle bu hastalığın tedavi edilmesinde kullanılan ilaç­lar arasındadır ve en etkilisidir. Streptomisin ve bir benzeri olan dihidrostreptomisin bakterilerin içine girdikten son­ra protein yapımını durdurmak yoluyla çoğalmalarını engellemekte ve hemen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Streptomisin ilk olarak 1945 yılında Waksman&#8217;ca Streptomyces griseus ismindeki toprak mantarından elde edilmiş, aminoglikozid grubu bir antibiotiktir. Pekçok mikroplara, daha çok tüberküloz mikrobuna karşı etkili olması sebebiyle bu hastalığın tedavi edilmesinde kullanılan ilaç­lar arasındadır ve en etkilisidir. Streptomisin ve bir benzeri olan dihidrostreptomisin bakterilerin içine girdikten son­ra protein yapımını durdurmak yoluyla çoğalmalarını engellemekte ve hemen akabinde de ölüm­lerine sebep olmaktadır.<br />
Mide &#8211; bağırsak yolundan emilme olmadığından kalçadan zerkedilen bir tür ilaçtır. Streptomi­sinin de her ilaç gibi yan etkisi elbette vardır. Baş dönmesi, bulantı, deri döküntüsü gibi yan etkiler gö­rülebilir. Yüksek dozda ve sürekli kulla­nıldığında işitme bozukluğu (sağırlık), ka­raciğer ve böbrek bozukluğu (albuminüri) yapabilir.<br />
Ayrıca streptomisine karşı bakterilerde çok çabuk bir direnç ve bağışıklık mey­dana gelir. Bu sebeple, tüberküloz tedavi­sinde PAS ve INH gibi diğer ilaçlarla bir­likte kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/streptomisin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemek Borusu</title>
		<link>http://www.genelsaglikbilgileri.com/yemek-borusu/</link>
		<comments>http://www.genelsaglikbilgileri.com/yemek-borusu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 May 2008 18:34:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü-Y]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[nefes borusu]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[özofagus]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim borusu]]></category>
		<category><![CDATA[tıp sözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[yemek borusu ile ilgili bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[yutak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genelsaglikbilgileri.com/yemek-borusu/</guid>
		<description><![CDATA[Sindirim borusunun yutak ile mide arasındaki kas ve zardan yapılı kısmına yemek borusu veya özofagus denir. Yemek boru­su boyun bölgesinde nefes borusunun ar­kasında seyrederek sıra ile göğüs boşlu­ğundan, diafragmadan ve karın boşluğu­nun ust kısmından geçer, kardia denilen mide kapısında mideyle birleşerek son bu­lur. Boyunda soluk borusu ile komşu olan ye­mek borusu göğüste aortanın çok yakının­dan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sindirim borusunun yutak ile mide arasındaki kas ve zardan yapılı kısmına yemek borusu veya özofagus denir. Yemek boru­su boyun bölgesinde nefes borusunun ar­kasında seyrederek sıra ile göğüs boşlu­ğundan, diafragmadan ve karın boşluğu­nun ust kısmından geçer, kardia denilen mide kapısında mideyle birleşerek son bu­lur. Boyunda soluk borusu ile komşu olan ye­mek borusu göğüste aortanın çok yakının­dan geçer, omurgaya paralel olarak uza­nır. Yemek borusu yetişkinlerde 25 cm. bo­yunda ve 2-3 cm. enindedir. Borunun çapı her yerde aynı değilaır; uzunluğu boyunca 3 darlığı ve 3 genişliği görülür. Yemek bo­rusunun esasını adale tabakası meydana getirir. Mukoza denen bir zar özofagusun içini boylu boyunca örter. Özofagustaki adale liflerinin bazıları yukardan aşağı, di­ğerleri ise daire biçiminde yatay bir yol iz­lerler. Yemek borusunun görevi buradaki adale­lerin kasılmalarıyla sağlanan peristaltik hareketlerle besinleri ağızdan mideye ilet­mektir.   Yemek borusunun en sık görülen hastalığı, özofajit denilen iltihabıdır. Ayrıca bazı travmalardan ve yalanmalardan (yaban­cı cisimlerin yutulması veya yakıcı cisim­lerin içilmesi vb.) sonra, infeksiyonlarda veya komşu dokulardaki iltihabın özofa-gusa geçmesiyle oluşur. En sık belirtisi yutma güçlüğüdür. Diğer hastalıkları; ülserleşmesi, daralması, genişlemesi, kanse­ri ve yemek borusunun kasılmasıdır. Bütün bu durumlarda tedavi sebebe göre yapılmalıdır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genelsaglikbilgileri.com/yemek-borusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

