24 Ağustos 2023 Perşembe
Solunum Laboratuvarı
Zatürre (pnömoni), akciğer dokusunu oluşturan hava keseciklerinin (alveoller) mikrobiyal etkenler veya irritanlar nedeniyle iltihaplanması sonucu ortaya çıkan, hafif seyredebileceği gibi hayati tehlike oluşturabilecek kadar ağır da olabilen bir alt solunum yolu enfeksiyonudur.
Zatürre, akciğer dokusunun bir bölümünü ya da her iki akciğeri birden tutabilen, enfeksiyon kaynaklı bir iltihaplanma sürecidir. Etken genellikle bakteridir. En sık görülen etken de Streptococcus pneumoniae adlı pnömokok bakterisidir. Ancak influenza, RSV, COVID-19 gibi virüsler ya da bağışıklığı çok zayıf kişilerde mantarlar da pnömoniye yol açabilir.
Enfeksiyon çoğunlukla üst solunum yolunda başlar. Buradan aşağıya doğru ilerleyerek bronşlara ve alveollere ulaşır. Alveollerde biriken iltihap hücreleri ve sıvı, akciğer röntgeninde beyaz opasiteler şeklinde görünür ve hastanın nefes alırken göğsünde baskı, yanma ve batma hissine yol açar..
Zatürre, enfeksiyonun nerede ve hangi koşullarda geliştiğine, hangi mikroorganizmanın etken olduğuna ve hastanın risk profiline göre farklı başlıklar altında sınıflandırılır. Bu sınıflama, hem tedavide seçilecek antibiyotik/ilaç protokolünü hem de hastanın hastanede mi yoksa evde mi izleneceğini belirlemede yol göstericidir. Örneğin evde gelişen bir toplum kökenli pnömoni ile yoğun bakımda uzun süredir yatan hastada gelişen hastane kökenli pnömoni aynı etkenlere ve aynı tedaviye sahip olmaz. Bunun yanında aspirasyon yani mide içeriğinin veya yabancı maddelerin akciğere kaçması da kimyasal ve bakteriyel bileşenleri olan özel bir pnömoni tipine yol açabilir.
Zatürre çeşitleri şu şekildedir:
Çoğu zaman damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların solunum yollarına girmesi ve akciğerin savunma mekanizmalarını aşması sonucu ortaya çıkar. Normalde burun, boğaz ve üst solunum yolları, hava filtreleme fonksiyonları ve bağışıklık hücreleri sayesinde mikropları büyük ölçüde etkisiz hale getirir. Ancak virüs veya bakteri yükü fazla olduğunda, kişinin bağışıklığı zayıfsa, kronik hastalığı varsa, yoğun hava kirliliğine maruz kalıyorsa bu savunma bariyerleri yetersiz kalabilir.
Viral bir üst solunum yolu enfeksiyonu (örneğin grip) sonrasında mukozanın zarar görmesi ve savunmanın zayıflaması, bakterilerin alt solunum yoluna inmesini ve zatürreye neden olmasını kolaylaştırır. Yatağa bağımlı hastalar, bilinç değişikliği olanlar ve yutma güçlüğü yaşayanlarda sıvı ve gıda kaçakları aspirasyon pnömonisi riskini artırır. Ayrıca uzun süre hastanede yatmak, özellikle yoğun bakımda ve ventilatöre bağlı olmak, dirençli mikroorganizmalarla karşılaşma ihtimalini yükselttiği için hastane kökenli pnömoni açısından önemli bir risk faktörüdür.
Hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonuna benzeyerek başlayabilir ancak kısa sürede tablo ağırlaşabilir. Bu nedenle “uzayan grip” gibi yorumlayıp geçiştirmek tehlikeli olabilir. Semptomlar etken mikroorganizmaya, hastanın yaşına, kronik hastalık varlığına, bağışıklık durumuna göre değişir. Bazı hastalarda yüksek ateş ve titreme çok belirgin iken özellikle yaşlı ve bağışıklığı zayıf kişilerde ateş düşük seyredebilir hatta hiç olmayabilir. Göğüs kafesinin alt bölgelerinde, özellikle derin nefes alırken bıçak saplanır tarzda ağrı hissi, zatürrenin akciğer zarını da (plevra) etkilediğinin işareti olabilir. Öksürük başta kuru iken zaman içinde sarı-yeşil veya kanlı balgam ortaya çıkabilir.
Zatürre belirtileri arasında aşağıdakiler sayılabilir:
Çocuklarda zatürre, yetişkinlere göre daha hızlı ilerleyebilen ve yakın takip gerektiren bir tablodur. Küçük çocuklar şikayetlerini ifade edemeyeceği için ebeveynlerin davranış değişikliklerini, beslenme ve nefes alış verişini dikkatle izlemesi gerekir. Çocuklarda pnömoni çoğu zaman önce soğuk algınlığı veya nezle bulgularıyla başlar. Burun akıntısı, hafif ateş ve öksürük tabloya eşlik ederken, birkaç gün içinde ateş yüksek seyreder, öksürük derinleşir ve nefes alıp verme belirgin biçimde hızlanır. Özellikle göğüs kafesinin alt kısımlarında içeri çekilme, burun kanatlarının solukla açılıp kapanması, morarma gibi bulgular acil müdahale gerektirir. Bebeklerde emmeyi reddetme, sürekli uyuklama veya aşırı huzursuzluk da önemli uyarı işaretleridir.
Çocuklarda zatürre belirtileri şöyledir:
Zatürre denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak yüksek ateş gelir. Ancak her pnömoni vakasında belirgin ateş görmek zorunlu değildir. Özellikle ileri yaşta, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, kortizon veya bağışıklık baskılayıcı ilaç kullananlarda, bazı atipik pnömoni etkenlerinde tablo ateşsiz ya da düşük dereceli ateşle seyreder. Bu durum tanıyı geciktirebilir, çünkü hem hasta hem çevresi durumu “yalnızca halsizlik ve öksürük” olarak yorumlayabilir. Ateş olmadığı halde günlerce süren derin öksürük, nefes alırken çabuk yorulma, merdiven çıkarken nefes nefese kalma, göğüs sıkışması ve normalden daha fazla uyuma eğilimi gibi belirtiler ateşsiz zatürre şüphesini akla getirebilir. Özellikle kronik kalp ve akciğer hastalığı olanlarda böyle bir tablo varlığında “ateşim yok, önemsizdir” demeden doktora başvurmak gerekir.
Ateşsiz pnömonide dikkat çeken bulgular aşağıda listelenmiştir::
Zatürre, çoğunlukla solunum yoluyla yayılan damlacıklar aracılığıyla bulaşır. Öksürük, hapşırma, yüksek sesle konuşma sırasında ortama saçılan mikroskobik damlacıklar, yakın çevredeki kişilerin solunum yoluna girerek enfeksiyona zemin hazırlayabilir. Toplu taşıma, kalabalık kapalı ortamlar, iyi havalanmayan ofis ve sınıflar, bu açıdan riskli alanlardır. Bazı pnömoni tiplerinde, örneğin aspirasyon pnömonisinde bulaşıcılık söz konusu olmayıp hastanın kendi mide içeriği veya ağız içi sekresyonlarının akciğere kaçması söz konusudur.
Zatürre tanısı, klinik belirtilerle birlikte fizik muayene bulguları ve görüntüleme-laboratuvar testlerinin birlikte değerlendirilmesi ile konur. Doktor ateş, öksürük süresi, balgam rengi, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi şikayetleri sorguladıktan sonra stetoskopla akciğeri dinleyerek hırıltı, krepitan raller gibi pnömoniye özgü sesleri değerlendirebilir. Tanıyı netleştirmek için çoğunlukla akciğer grafisi (röntgen) istenir. Bazı karmaşık vakalarda bilgisayarlı tomografi gerekebilir. Kan tahlilleriyle iltihap göstergeleri (CRP, lökosit sayısı) ve oksijenlenme durumu değerlendirilir. Balgamdan alınan örneklerde kültür yapılarak etken mikroorganizma tespit edilmeye çalışılır. Bu, özellikle ağır ve hastane kökenli vakalarda uygun antibiyotik seçimi açısından önemlidir. Gerektiğinde kan gazı analizi ile hastanın oksijen-karbondioksit düzeyleri ölçülür ve yoğun bakım gereksinimi değerlendirilir.
Zatürre tedavisi etken mikroorganizma, hastanın yaşı, bağışıklık durumu, eşlik eden hastalıklar ve zatürrenin şiddeti göz önüne alınarak planlanır. Bakteriyel pnömonilerde temel tedavi antibiyotiklerdir. Ağızdan kullanılan ilaçlar hafif vakalarda yeterliyken, ağır ve hastanede yatan hastalarda damardan antibiyotik uygulanır. Viral zatürrelerde ise esas tedavi destekleyicidir. Oksijen, sıvı tedavisi, ateş düşürücüler ve gerektiğinde antiviral ilaçlar verilebilir. Aspirasyon pnömonisinde hem aspirasyonu önleyici önlemler alınır hem de uygun antibiyotik tedavisi planlanır. Tedavi sürecinde bol sıvı almak, dinlenmek, hekimin önerdiği süre boyunca ilaçları aksatmamak çok önemlidir. İyi hissettikten sonra antibiyotiğin kendi kendine kesilmesi, enfeksiyonun tam olarak temizlenmemesine ve direnç gelişmesine yol açabilir. Ağır vakalarda oksijen tedavisi, solunum desteği ve yoğun bakım izlemi gerekebilir.
Uygun antibiyotik tedavisi alan, başka hastalığı olmayan genç bir yetişkinde ateş çoğu zaman 2-3 gün içinde düşmeye başlar, öksürük ve halsizlik ise kademeli olarak 1-2 hafta içinde azalır. Ancak özellikle yaşlılarda, kronik kalp veya akciğer hastalığı olanlarda iyileşme süreci uzayabilir ve yoğun halsizlik birkaç hafta devam edebilir. Radyolojik iyileşme yani akciğer grafisindeki bulguların tamamen normale dönmesi ise klinik düzelmeden daha geç olabilir. Bazen 4-6 haftayı bulur. Bu nedenle hekimin önerdiği kontrol röntgenleri ve muayeneler aksatılmamalıdır.
Zatürrenin geçmesi için yalnızca ilaç tedavisi yeterli değildir. Vücudun enfeksiyonla savaşını destekleyen yaşam tarzı ve bakım önlemleri de sürecin ayrılmaz parçasıdır. Tedavi döneminde yeterli istirahat, bağışıklık sisteminin enfeksiyonla etkin mücadele etmesine imkan tanır. Oda havasının düzenli havalandırılması, nem dengesinin sağlanması solunum yollarını rahatlatır. Bol su içmek, balgamın daha kolay atılmasını sağlar. Doktorun önerdiği solunum egzersizleri ve derin nefes alma-öksürme teknikleri, akciğerlerin daha iyi havalanmasına ve biriken sekresyonların temizlenmesine katkı sağlar. Ateş kontrolü için verilen ilaçlar, ağrı kesiciler ve gerektiğinde verilen bronkodilatör ilaçlar da belirtileri yönetmeye yardımcı olur. Tüm bu süreçte, “kendimi iyi hissediyorum” diye tedaviyi erken bırakmamak, randevu ve kontrolleri aksatmamak en kritik iyileşme şartlarındandır.
Zatürre aşısı, özellikle pnömokok bakterisinin neden olduğu zatürre ve buna bağlı komplikasyonların önlenmesinde kullanılan, bağışıklık sistemini bu mikroorganizmaya karşı hazırlayan koruyucu bir aşıdır. Çocukluk bağışıklama takviminde yer alan konjuge pnömokok aşıları, bebeklik döneminden itibaren belirli dozlarda uygulanır ve erken yaşta ciddi pnömoni, menenjit gibi enfeksiyonların görülme riskini önemli ölçüde azaltır. Erişkinler için önerilen pnömoni aşıları ise özellikle 65 yaş üstü kişiler, kronik kalp-akciğer hastalığı olanlar, diyabet, böbrek yetmezliği gibi durumlara sahip olanlar ve bağışıklığı baskılanmış olanlar için önemlidir. Aşı zatürreyi yüzde yüz engellemese de, enfeksiyonun daha hafif seyretmesini, komplikasyon ve hastane yatışı riskinin azalmasını sağlayabilir. Aşılama kararı, kişinin yaşı, ek hastalıkları ve daha önce aşılanma durumuna göre hekim tarafından verilmelidir.
Her grip zatürreye dönüşmez. Ancak grip gibi viral enfeksiyonlar solunum yollarının savunmasını zayıflatarak bakterilerin akciğere yerleşmesini kolaylaştırabilir. Özellikle risk grubunda olanlarda grip sonrası uzayan ve ağırlaşan şikâyetler varsa zatürre açısından değerlendirilmelidir.
Zatürreye neden olan mikroorganizmaların çoğu (bakteri ve virüsler) damlacık yoluyla bulaşabilir. Dolayısıyla zatürre gelişmiş bir kişinin yakın çevresine de mikroorganizma geçebilir.
Hafif ve orta şiddette, genel durumu iyi, oksijenlenmesi normal, eşlik eden ciddi hastalığı olmayan kişilerde evde antibiyotik ve yakın hekim takibi ile tedavi mümkündür. Nefes darlığı, oksijen düşüklüğü, ileri yaş, ciddi kronik hastalık varlığında veya tablo ağırsa hastane yatışı gerekebilir.
Evet, özellikle kronik akciğer veya kalp hastalığı olanlarda, bağışıklığı zayıf kişilerde zatürre tekrarlayabilir. Bu kişilerde aşılar, düzenli kontroller ve enfeksiyon dönemlerinde erken başvuru çok önemlidir.
Akciğer enfeksiyonu sonrası vücudun tam toparlanması birkaç haftayı bulabilir. Ateş düştükten ve nefes darlığı belirgin azaldıktan sonra hafif yürüyüşlerle başlanabilir, ancak ağır egzersizlere dönmek için hekimin onayı ve çoğu zaman birkaç haftalık iyileşme süreci beklenmelidir.
Son güncellenme tarihi: 05 Ocak 2026
Yayınlanma tarihi: 17 Ağustos 2020
Göğüs Hastalıkları
Doç. Dr. Tayfun Çalışkan
Öne Çıkan Kanser Yazıları
Kişisel Verilerin İşlenmesi: Kimlik, iletişim, sağlık ve pazarlama bilgilerimin, Özel Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi ve Özel Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi tarafından yürütülecek pazarlama faaliyetlerinin planlanması ve tıbbi ihtiyaçlarıma ve alışkanlıklarıma göre özelleştirilmesi ile bana özel kampanyalar oluşturulması amacıyla işlenmesini kabul ediyorum.
Ticari Elektronik İleti: Özel Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi ve Özel Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi tarafından kimlik ve iletişim bilgilerimin tercih ettiğim iletişim kanalı üzerinden bana reklam, promosyon, kampanya ve benzeri ticari elektronik iletilerin gönderilmesi amacıyla işlenmesi ve bununla sınırlı olarak hizmet alınan tedarikçilerle paylaşılmasını kabul ediyorum.