Balığın Faydaları

Derya Kuzuları: Halk arasında balıklara yakıştırılan bu kelimeleri bizler de sevgiyle benimsiyoruz. Şöyle orta boy bir lüferi ızgara yapıp, afiyetle yediğinizde, hem lüferin enfes lezzetini alıyorsunuz, hem de farkında olmadan kırk sekiz gram proteini metabolizmanıza kazandırıyorsunuz. Artık ülkemiz de balıkçılık yalnızca denizlere açılıp ağlarla veya oltalarla yapılmıyor. Artık bu işi karada da yapar olduk. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, denizleri tüketip, karaya taşınmanın ne anlamı vardı yani, diyebilirsiniz. Ancak, kazın ayağı pek de öyle değil sanırız. Zaten balık olsun da, ha denizde olmuş, ha karada olmuş ne fark eder. Nihayetinde balık balıktır. Yanlızca bir tek fark olabilir. O da, balıklara artık derya kuzuları yerine havuz kuzuları deriz olur biter.

balıkAslında, balıklar kendi aralarında tatlı su balıkları ve tuzlu su balıkları diye ikiye ayrılırlar. Ama, öyle balıklar var ki tatlı suda gelişip sonradan tuzlu suda büyüyor. Tabii bu durumda bizler de şaşırıp kalıyoruz. Şimdi biz tatlı su balığı mı yemiş oluyoruz, yoksa tuzlu su balığı mı belli değil. Şimdi diyebilirsiniz ki “gerçekten böyle balık var mı?” Gayet tabii ki var. Bu balığa ülkemiz de somonbalığı denmekte. Başka ülkelerde ise salmon veya sombalığı adlarını almaktadır. Gelişme devresini tatlı suda, büyüme devresini de tuz yoğunluğu az olan Karadeniz’de tamamlar. Somonu daha iyi tanımak için, çok bilinen lüfer balığıyla küçük bir kıyaslama yapalım. Aynı miktar somon ve lüferin enerji yani kalori değeri aşağı yukarı aynıdır. Ancak, protein değeri açısından lüfer birazcık daha kuvvetlidir. Tuz derecesi düşük Karadeniz’de yalnızca somon yetiştirilmez. Burada hamsi, uskumru, kalkan gibi balıklar da doğal olarak yetişir. Gerçi uskumru Karadeniz’e pek açılmaz, Çanakkale’yi de geçmezse de, biz gene uskumruyu Karadeniz’e maledelim. Şöyle bir kilo uskumru alıp, fırında da pişirdikten sonra sofraya koyduğunuzda, aslında sofrada bin beş yüz doksan kalori ve de iki yüz on dokuz gram protein duruyordur. Ağzınıza layık uskumruları üç kişilik bir aile tükettiğinde kişi başına beş yüz otuz kalori, yetmiş üç gram da protein aldınız demektir. Eğer bu balık kalkan balığı olsaydı kişi başına altı yüz kırk üç kalori, kırk dokuz gram da protein almış olurdunuz. Görüldüğü gibi uskumru küçük, ama protein açısından, koskoca kalkan balığından daha değerli. Fiyat açısından ise kalkan, uskumruyu nedense üç kere solluyor.

Pek kesin olmasa bile, halk arasında lüferciler ve palamutçu-lar diye ikiye ayrılma vardır. Lüferi sevenler pek palamut yemezler, palamutu sevenler de mecbur kalmadıkça lüferi yemezler. Bu durum böyle süregelmiştir. Şimdi, dilerseniz bu işten, besin değeri olarak hangi grup daha kârlı çıkıyor ona bir bakalım. Gerçekte, palamut ve lüfer arasında pek bir fark yoktur. Ancak, palamutun çok yağlı olduğu dönemler vardır. İşte, bu dönemlerde palamut kalori bakımından müthiş bir pik yapar. Tabii ki lüferin de yağlı olduğu dönemler vardır. Ancak, bu durum palamuttaki kadar aşırı değildir. Orta boy bir lüfer üç yüz-üç yüz otuz kalori gelirken, yarım palamut da aşağı yukarı aynı kaloridedir. Protein değeri açısından da pek bir farkları yoktur. Yani anlayacağınız, en önemli fark balıkların lezzetle-rindedir. Bu nedenle damak zevkinize hangisi uyuyorsa o balığı tercih edebilirsiniz. Çünkü besin değeri açısından iki balık da birbirlerine karşı kesin üstünlük sağlayamıyorlar.

Bu arada en düşük kaloriye sahip balık hangisidir diye soracak olursanız, size en düşük kalorili balığın levrek olduğunu söyleriz. Şöyle yüz gram bir levrek yediğinizde doksan altı kalori alırsınız. Bu da balıklar içerisinde düşük kalori olarak nitelenir. Eğer balıklar içinde en fazla proteine sahip balığı da merak ederseniz onu da söyleyelim. Kılıç balığı protein değeri hemen hemen en yüksek balıktır. En kalorili balık ise kalkan balığıdır. Bunun dişisi mi yoksa erkeği mi daha kalorilidir onu bilemiyoruz. Tabii tüm bu söylediklerimiz, denizlerimizde yetişip, bilinen, tanınan balıklar için geçerlidir. Balıkların en lezzetlisini soracak olursanız; bu durumun biraz şaibeli olduğunu söyleriz. Çünkü, her insanın damak tadı farklılık gösterebilmektedir.

Balıklardan bahsederken, balık yağından söz etmeden geçmek doğru olmaz sanırız. Çünkü, balık yağında sihirli asitler vardır. Biz bu asitlere “omega yağ asitleri” deriz. Bu asitlerin sihri, vücuttaki kolesterolü düşürmesinden gelmektedir. Balıkta da yoğun kolesterol mevcuttur. Ancak, bu asitler sayesinde kolesterolün kötü etkisi inhibe edilmekte, yani olumsuz etkisi giderilmektedir.

Bir de balıkları, tatlı su ve tuzlu su balığı olarak incelemek gerek. Balıklarda palmol yağı diye bir yağ mevcuttur. Bu yağ metabolizmamız için fevkalade önem taşımaktadır. Çünkü, palmol yağı yoğun E vitamini kaynağı olup, kanserden koruyucu özelliğe sahiptir. Tatlı su balıklarındaki palmol yağı yüzdesi, tuzlu su balıklarındaki palmol yağı yüzdesine oranla daha fazladır. Bu oran tatlı su balıklarında % 45, tuzlu su balıklarında % 17’dir. Görüldüğü gibi palmol yağı içeriği bakımından tatlı su balıkları, tuzlu su balıklarına fark bindirmektedir. Balık yemekte sonsuz faydalar olduğunu belirterek; herkesin haftada en az iki kez balık yemesini hararetle tavsiye ederiz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

sağlık