Radyoterapinin Sindirim Sistemine Etkileri

Işın tedavisinden sonra ortaya çıkan za­rarlar arasında en sık rastlananı ince ve kalınbağırsak lezyonlarıdır. Bu durum bağırsağın yemek borusu ve mideye göre ışınıma daha duyarlı olmasından değil, ışının genellikle geniş, yaygın ve yüksek dozlarda karnın alt bölgesine, özellikle de dölyatağı, yumurtalık ve idrar kesesi tümörlerinde leğen bölgesi­ne uygulanmasından kaynaklanır.

Mide ve yemek borusunda görülen erken ve geç evre lezyonları daha çok akciğer kanseri ya da aortun iki yanındaki lenf bezlerine sıçramış erbezi ve yumurtalık tümörlerinde uygulanan ışın tedavisin­den sonra görülür.

İlk lezyonlardan aşırı kanlanma, epi­tel dökülmesi ve eksüda oluşumu, üst solunum ve sindirim yolları mukozala­rında görülür.

Yemek borusunda görülen lezyonlar genellikle yutma güçlüğü, ağrı ve kasıl­malara yol açarak düzenli beslenmeyi engeller. Midede salgı yapımının engel­lenmesi nedeniyle mide sıvısının içerdi­ği asit azalır. Böylece sindirim güçlüğü görülür. Eğilimi olanlarda ise ülser geli­şebilir.

İncebağırsak mukozası ışına önemli ölçüde duyarlıdır. Işınlama birden fazla bağırsak bölümüne yönelik ve çok yaygınsa, erken dönemde kanlanmada artış, ödem, salgıbezi ve örtücü epitel hücre­leri yıkımı görülür. Lenf keseciklerinde de örselenme ortaya çıkar. Işınım fena­lık duygusu, karın ağrıları, bulantı, kus­ma, ishal, emilim bozuklukları ve genel durumun bozulmasına yol açar.

Benzer akut tepkiler bu kadar şiddetli olmasa da kalınbağırsağın, özellikle de kalınba­ğırsağın son bölümlerinin ışınlanmasın­dan sonra da ortaya çıkar. Bu akut tep­kiler uygun önlemler ve destek tedaviy­le giderilebilir ya da hafifletilebilir. Uy­gulanan dozun miktarı ve ışınlanan böl­genin büyüklüğüne göre belirtiler ağırlaşabilir.

Geç dönem tepkileri ender görül­mekle birlikte çok daha tehlikelidir. Bunlar beklenmedik biçimde, tedaviden yıllar sonra bile ortaya çıkabilir. Işınla­ma cerrahi girişimden sonra yapılırsa görece daha sık rastlanır ve cerrahi giri­şimin fistül, yapışıklık, daralma ve me­kanik tıkanma gibi kendine özgü komplikasyonlarına eklenir.

Sindirim kanalının farklı bölümlerin­de ortaya çıkan yüzeysel akut tepkiler arasında mukozada doku gerilemesi ve mukoza altındaki dokuda yaygın lifsi bağdoku oluşumu sayılabilir. Yüksek doz uygulanırsa lifsi doku oluşumu daha derin dokulara kadar uzanır. Fibroz (bağ­doku artışı) iç organın küçük bir bölü­münde derinlemesine gelişirse tıkanma riski oldukça yüksektir. Görece ender rastlanmasına karşın, oldukça ağır so­nuçlar doğuran, doku ölümüne ve çoğu zaman ölüme yol açan gecikmiş tepkiler daha çok dolaşım yetmezliğine bağlıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

sağlık